Anbarcık Köyünde bazı gelenekleri

Haziran 6, 2008

Çocuk oyunları.Anlaşıldığına göre  bu köy Osmanlı devletinin asker için kullandığı köylerdendir.Yukarda da izah ettiğimiz üzere Gölhisar’ın Türklerce alınmasından sonra Fethiye ‘ye doğru devam eden Türkmen harekatına yörenin de coğrafi şartlarını iyi değerlendiren Bizans, bu bölgede  oldukça güçlü bir direnç göstermişti.Bu yüzden Dirmil ile Rahat Dağı arasında ki Oğuz kütleleri içinde  diğer bölgelere göre daha yoğun bir askeri varlık oluştu.Ve bu gelenek daha sonraki yıllara da ulaştı. Hamid Beyliği bu geleneği devam ettirdi.Aynı geleneği bozmayan Osmanlı Devleti  bu  eski Türkmen aileleri Sipahi(Atlı asker) olarak kullanıyordu.Bilhassa Dirmil’de çok sayıda sipahi ve sipahi zade  mevcuttu.Kozağacı ve Anbarcık köyleri de bu tür yerlerdendi. Nitekim 1475 tahririnde  iki kişi sefer de  ayrıca birde Tezkireli Sipahi gözükmektedir.Bunlardan  başka birde Fedai asker vardı. Ayrıca bizim aile geleneğimizde anlatıldığına göre dedelerimiz Sipahi  idiler. Çevre köylerden Kozağac’ında ve Çakır’da da sipahi aileler  bulunuyordu. Anbarcık’ın diger adı olan Türk isminin sadece askeri kaynaklarda bulunuşu tesadüfi değildir.Askere seçilenler yada pusulası gelenlere ayrı bir ihtimam gösterilir.Bir ay önceden , askerden en son gelen bir çavuş tarafından  bütün asker adayları talime alınırdı.Boruk’lu yüzü asker talimi için en uygun yerdi .Adete komando  yetiştirir gibi eğitim yapıldığı olurdu.Asker uğurlamasında  Anbarcık’lı kadınların; bulabildikleri üç beş kuruşu askerlerin  ceplerine  koyup, kendileri içinde birkaç dakikacık nöbet tutuvermeleri için onlara  göz yaşları içinde yalvardıkları çok görülmüştür.Vatan sevgisinin imandan geldiği ve bu sevginin  bu fakir köyün okuma yazma bilmez kadınlarının  anlayışları ile billurlaştığına çok şahit olunmuştur. Zamanımız da bu sevgiden nasibini almamış vatan pazarlamacılarına ithaf olunur…                       

Toplumsal askerlik geleneği köyün çocuk oyunlarına da yansımıştır.Köylü ,çocuklarını daha küçücük iken oyunlarla  adeta savaşa hazırladığı  izlenimini vermektedir.En çok sevilen oyunların başında Esir almaca ile Kale Kule oyunudur.İki oyunda da esas olan kaleyi korumak ,kuleyi yıkmak ya da  almak  ve esir düşen arkadaşı kurtarmaktır.Oyunda asıl hedef kişinin uyanık atılgan ve çevik olmasıdır.

Esir Almaca .En az beş kişi ile oynanır.Beşer kişilik İki takım kurulur.Kale olarak taş yığını yapılır. Kaleden çıkan  karşılıklı iki kişi birbirine eliyle vurarak esir almaya çalışırlar.Yalnız ilk çıkan son çıkan rakibi  esir alamaz  o diğerine göre “Eski”dir.Ancak rakipten sonra çıkan arkadaşı yetişip onu kurtarabilir veya rakibi esir alır.Oyunun esas kaidesi budur.S-Daima son çıkan ilk çıkanı esir alir. Aynı anda iki aynı takım oyuncusu oyuna çıkamaz ,ardı ardına olmalıdır.Esir alınanlar kalenin sol  dikine beş adım giderek elini arkadaşlarına doğru adım açarak uzatır.Daha sonra esir düşenler onun arkasına geçerek bir zincir oluştururlar.Arkadaşları onları kurtarmak için kaleden çıkarak ellerine vurup esaretten alırlar.Ancak kendileri de bu arada esir düşebilirler.Esir sayısı artan takım tehlike içindedir.Askerini kurtaramayan  takım sonunda tek kişi kalabilir.Ayağını  kale taşlarına koyup,etrafını saran rakiplere (Düşmana) karşı mücadale etmeye başlar.Eğer onlar ayaklarını uzatıp kaleye değerlerse tabi savunmacı tarafından   vurulmadan  kale düşmüş olur.Ancak tek kalan kişi  onlardan birini vurarak esir alırsa bir esir arkadaşını kurtarır.Mücadeleye iki kişi devam ederler .Oyun bu şekilde devam eder gider.Yalnız oyun başlarken veya devam ederken kaleden çıkmadan oyuna girmesi için rakip oyuncuyu isim vererek çağırırlar.Mesala şöyle çağrı yapılır.Salata malata  Hasan burata(Buraya)  gibi …Kafiyeye uydurmak için  bir gayret vardır kısacası.

Muhakkak ki    bu oyun Anadolu’nun diğer yerlerin  de de oynanmakta olabilir.Anadolu’nun kültür birliği  tartışılmaz bir gerçektir.

Kale Kule :Oyun aracı her oyuncu için bir değnek.Bir adet silindir şeklinde 10 cm uzunluğunda kule denilen  ağaç parçası. Kale denilen çukur.Oyun düz bir yerde oynanır.Önce  bir çizgi çizilir.Kule en  az  10 metre kadar uzağa dikilir.Sıra bir şekilde belirlenerek  değnekler çizilen çizgiden süydürülerek  yani toprak üzerinden kaydırılarak  kuleyi devirmeye çalışılır.İlk atana Başcıl son atana KIRÇIL denir.Deviremeyen  çoban olur.Her oyuncunun ayrıca daire şeklinde  kalesi olur.Bütün oyuncular ortadaki kaleyi daire şeklinde  olacak şekilde bu kendi yerlerini belirlerler.Çoban olan kişi kuleyi alır ve ilk çizgiden büyük kaleye eliyle tek atışta katmaya çalışır.Diğer oyuncular kuleyi kalenin içine değnekleri ile kuleyi  katmamaya çalışırlar.Vurarak uzaklaştırırlar .Çoban kuleyi katamazsa  kuleyi  belli bir mesafeye  diken diğer oyuncular  değnekleri ile  alabildiğince peş peşe  vurarak  çobanı kalesinden uzak mesafelere götürüler. Buna güttürme denir.Çoban önlerinden kaptığı kuleyi büyük kaleye uzaktan atışla katmaya çalışır.o sırada oyunculardan bir grup da onun kalesini değneklerinin ucuyla kazarak çukur açarlar.Eğer çoban kuleyi kaleye atar ve  kuyusunu kazan oyunculardan birisinin kalesini kaparsa bu sefer çoban  kalesini kaptıran olur.Sonun da en çok kuyusu derin olan oyunu kaybeder.Ceza olarak  dizlerine kadar çukuruna gömülür,değneği önüne uzatılır.Tek zıplayışta değneğinin ucuna ulaşması gerekir.Ulaşamazsa oyunu kaybeder.Zaten oyunu kaybetmek prestij açısından yeterli cezadır.

Taş Göçürme Oyunu.Bir yamaca iki kişi karşılıklı beş küçük çukur açar. Oyuncular çukurlarının tarafına uzanırlar.Sayısı belli  küçük çakıl taşlarını taraflar sırayla kendi çukurlarından başlayarak  kuyulara aktarmaya başlar  .Sırayla her çukurdan alınan taşlar diğer çukurlara aktarılır. Buna göçürme denir.Elindeki taşı biten oyuncu hamlesini kaldığı yerden rakibine devreder.Ve bu surette taşlar devrederek tek kuyuda toplanmaya çalışılınır.İlk toplayan kişi oyunu kazanır.

Bu oyunu ,Tanrı Dağlarında  koyun güden Kırgız çobanlarının oynadığını bir Tv  belgeselin de  seyredince  hayret etmiştim. Bir daha Anadolu Türklüğünün kökenini ve canlılığını hayranlıkla takdir etmemek mümkün değildir.Ne var ki Kırgız çobanları,toprak da çukur kazmak yerine   oyulmuş plastik oyun tablalarını  ekmek  torbalarında taşımak gibi  daha modern  bir izlenim veriyorlardı.Bin yıl  önce Asya’dan kalkıp gelen Toros dağlarında ki Türk , bin yıldır hiç görmediği aralarında binlerce kilometrelik  mesafeye  rağmen bin yıl sonra   aynı oyunu Tanrı dağlarındaki akrabalarıyla tıpatıp oynaya biliyordu…

Değnek ebelletme :Çocuklar  yere bir çizgi çizerek sıraya geçerler .Ellerindeki değnekleri sırayla bu çizgi üzerine vurarak en yükşeğe  çıkarmaya çalışırlar.Ya da  yerde bir nevi  değneği boyunca  takla attırmaya(Ebeletmeye )  çalışırlar.En iyi ebelleyen değnekler  Kürt ağacından yapılan değneklerdir.

BİR SAYA GELENEĞİ     :UZUN DEVE OYUNU

 Tüm Anadolu’da , Orta Asya kökenli  bir gelenek olarak  baharın gelişini kutlamak amacıyla Saya şenlikleri yapılır. Bazı yerlerde çocuklar,bazı yerlerde büyükler etkin olarak bu olaya iştirak ederler.

Anbarcık Köyünde yakın zamana kadar oynanan Uzun Deve oyunu  bu tür bir saya şenliğidir.

Köy  erkekleri toplanır.Başlarına bir çoban seçerler.Hepsi urganlara  dizilerek bağlanır.Kollarına bacaklarına çok sayıda çan (Muhtelif büyüklükte ) bağlanır.Çoban  bir eliyle bu insan katarını çeker  bir elinde ki sırıkla onları idare eder.Köyde ev ev dolaşmaya başlarlar. Evlerin  kapılarına  dayanan bu insan katarı ,çanları inanılmaz bir şekilde köy tabiriyle  zaldıradarak ev sahibini dışarı çıkarırlar veya çobanının çeşitli şekilde çağırmasıyla  olur bu. Ev sahibi isteklerini sorar onlarda ona bir ceza- Ürüsüm (Osmanlı zamanında bir vergi çeşidi olan rüsüm ‘dan gelir) keserler. Pazarlık başlar.Eğer ev sahibi verilen cezayı  çok bulup kaçınırsa çanların sesi ayyuka çıkar.Gürültü bazen ev sahibini canından bezdirir cezaya hemen razı olur.  Ceza para  şeklinde olduğu gibi  satılınca para eden ya da pişirilip yenilen  yiyecek maddelerinden de  olabilir.Akşama kadar Uzun deve sürüsü ev ev dolaşarak bu faaliyeti sürdürür.Güneş, Kepez Dağından  batmaya yakın sürü çaya suya indirilir. Asıl kıyamet o  zaman kopacaktır.Çoban suya getirdiği develeri çözer , çözmesine ama gün boyu elindeki sırıkla terbiye ettiği develer  ona inanılmaz kin beslemektedir.Malum deve kini korkunç olur. Çoban sürüyü bir şekilde suya sürer ve  evine doğru kaçmaya başlar.Sürüdeki develer onu yakalamak için arkasından hücum ederler.İnanılmaz hay huy içinde devam  eder kovalamaca , çoban kendisini evine atarsa ne ala yakalanırsa vay başına gelene .Toplanan ayni ve nakdi yardım genellikle bir hayır işine verilir.Bu gelenek imece usulünün güzel bir örneği olarak yıllarca yaşamış ne yazık ki bir çok geleneğimiz gibi unutulmak üzeredir.                                                                              

DEĞNEKTEN ATLAMA :Bir yemin ettirtme biçimidir.Herhangi bir suç işlemiş kişinin soruşturması yapılırken  ifade verenlerin  doğru söyleyip söylemediğini  anlamak için  ,değnekten atlamaları istenir. Bir kişi değneği tutarak diğer ucunu yerden hafif yukarı  kaldırır.Sonra yemin verilen kişi  veya kişiler  atlamaya başlar atlamayanın  suçlu olduğu   yada doğru  söylemediği ortaya çıkmış olur.Köyde bu yemin verme türünün   çok etkili olduğundan Osmanlı Devleti kolluk kuvvetlerinin  sıkça kullandığı  bir gerçektir .Hatta Cumhuriyet döneminde  Jandarmanın da bu yolu seçtiğini  bu gün hatırlayanlarımız çoğunluktadır.Öyle ki : Köy erkeklerinin  değnekten atlatılarak  sonuca ulaşılmaya çalışıldığı sıkça olurdu.

Burada eski Türk’lerde  görülen kılıçtan atlayarak ant içme töreninin  zaman içinde  kılık değiştirerek  devam ettiğini  anlıyoruz.

Kökenini Anadolu arkaik  devrin de  arayıp küçücük bir benzerlik bulunca sevinçten çılgına dönen “bak işte senin kökenin burada” demeye çalışan  Anadolu mezarlığı sevdalılarına, şuuraltında Türk’ e olan kinini arkeolojik  kazılarla kusmaya çalışan ekalliyet  ırkçılarına böyle sayısız kültürel  varlığı göstermek her zaman mümkündür.  Ama onların bunları görmeye pek niyetleri yoktur.

DİL ÖZELLİKLERİ

Anbarcık ağzı:Modern Türkçe’nin geçirdiği evreleri henüz geçirip tekamülünü sağlamamıştır.Daha ziyade 14.Yüzyıl  Oğuz Türkçe’sinin kalıntı ve özelliklerini taşımaya devam etmektedir.Kullanılan bir çok kelime bu gün Türkçe’de unutulmuştur.Dikkatli bir tarama bizi enterasan sonuçlara ulaştıracaktır.

Bu ağız , Fethiye Körfezinden başlayıp, Antalya İlinin batı bölümünü içine alan ve Tefenni Kara Kuzu Gediğinden .paralel bir çizgiyle Bucak İlçesinin batı kısmına kadar ulaşan  kesimde kullanılan bir ağızdır.Dilde Teke bölgesi diyebileceğiz bölge , aslında coğrafyacılar tarafından da bu isimle anılır.Dilciler bu ağzı Salur ağzı olarak nitelemektedirler ki :Tesadüf mü bilinmez Teke Türkmen Aşireti ,  Oğuz Salur boyundan çıkmıştır. [1] Sarılar  cemaatinin Salur boyundan  neşet ettiğini yukarda vurgulamıştık. Yalnız  Burdur İlinin Çavdır,Dirmil (Altınyayla),Gölhisar’ın bazı doğu kısım köyleri , Tefenni’nin  birkaç köyü,Bucak ilçesinin Antalya yolunun batısında kalan köyleri bu ağzı konuşmaktadırlar. Burdur’un diğer  yerlerinde , Kayı ağzı konuşulur.

Köy ağzında bilhassa fiiller çoklukla kullanılır. Fiiller mutlaka  bileşik dir. Mesala   yapıpduru,saçıpduru,alıpduru gibi…

Anbarcık Köyü’nde  Geliyor şimdiki zaman 3.Tekil şahıs  fiili  Geliyo-Gelibba-Gelibbatırı – olarak  üç şekilde söylenmektedir.Bu durum da  bu ağzın , Türkçe’nin tarihi gelişim sürecini henüz tamamlayamadığı ve devam ettiği için mi , yoksa ayrı ayrı  zamanlarda köye yerleşmiş ; farklı cemaatlerin  ağız özelliklerinin bir sonucu mu   olarak  değerlendirmek gerektiğini  kestirmek hayli  zordur.V harfi bazen h olarak çıkar.Mesala  vur yerine hur denir

FOLKLOR

Son zamanlar da tüm Türk Toplum hayatında görülen çözülme , yozlaşma ne yazık ki bu köyümüzde de  görülmektedir.Bir çok gelenek ve göreneğimiz artık  unutulmak üzeredir.

Eski düğünler bu gün yapılamamaktadır.Beyaz gelinlikler,Safayıları,Peşlileri ,eski gelin başlarını unutturmuştur.Gelin alıcılar  tarihin derinliklerinde kalmıştır.Geleneksel kadın giysilerimizi giyen kadın hemen hemen hiç kalmadı.Şalvar adı verilen estetikten yoksun  kadına çuval giydirilmiş gibi duran ucube giysi, güzelim önecekli ,dizlikli ve kuşaklı ,peşli adı verilen üç etekli Türkmen  kıyafetlerini çoktan  ortadan kaldırdı.Saçları örgülü kızlarımız pek yok .Eskiden  saçını kestirip,örmeyenlere  inanılmaz bir mizah

uygulanıp kınanılırdı.”AVRUPA ŞAÇLI” denilip alaya alınırdı.

Müzik:Teke Yöresi içindedir.Gurbet Havaları,Boğaz Havaları,Teke Havası adı da verilen çeşitli Türküler çalınır söylenir.Gurbet Havalarına Garipler da denir.Çocuklar ellerini boğazlarına basarak ya da boğumlayarak çeşitli  sesler  çıkararak boğaz havalarını  söylerler.1940 ‘lara kadar en yaygın müzik aletinin Üç Telli bağlama olduğu anlatılır.Daha sonraları  yavaş yavaş unutulmaya yüz tutmuştur.

Gurbet Havalarına birkaç örnek

 

Ezelidir gahbe dağlar ezeli                           Yağmur yağarda her dereleri doldurur

Güz gelince döker bağlar gazeli                   Ecel gelir gül benzini soldurur                                                                                                            

                                                                     Güvenme şöhretine yalan dünyanın

Beylere  düşer de dünya güzeli                     Bilmem ağladır da bilmem güldürür

Dibi temelinden bozuk yalan dünyanın           

 

            X                                                                                           X

 

Kara daşlara benzer gelin senin yatışın                    Çiniler durur da yaylamın taşı

Tüneksiz kuşlara benzer senin ötüşün                      Garip  garip öter de sılamın kuşu

Azrail indi de ordumuza yetişin                                Kendi sılasında gülmeyen yiğidin başı

Şahanlar  elinde de   kalmış yavrularım var benim             Varıp gurbet de güler mi sandın

 

 Halk oyunları:Üç gruptur.Halk bunları şu şekilde adlandırır.Ağırlar,Düzler,Tüngümeler.Ağırlar: Ağır Zeybekler(Adı böyledir).

Adeta ayin yapılır gibi ,özel bir itina ile ve özel bir tavırla oynanırdı.Seyredenler hiçbir ses çıkarmaz onlar da aynı saygıyı göstererek izlerlerdi.Bu gün bu oyunu bilen oynayan hemen hemen kalmamıştır.Aklım da kalan  Mehmet Türkcan (Rahmetli Nazım Mehmedi)ın ağır zeybekleri güzel oynadığıdır.

Düzler(Teke Zeybekleri):Cezayirli,Sarı Zeybek  vs

Tüngümeler(Teke Zortlatmaları):Bu oyunları inanılmaz derecede güzel oynayan ,el ve ayak figürlerini  son derece uyumlu   bir biçim de icra eden kişiler vardır. Bu şekil de oynayanlara  başka yerler de pek rastlanılmaz

Ayrıca kamalar la  Köroğlu oynanırdı.

Bilmeceler

Dağdan gelir taştan gelir .Bir kükremiş aslan gelir(Sel)

Ak dağda Kara koyun yayılır.(Yazı)

Uzundur kuyu soğuktur (Tüfek)

Yer altında aslan yatar (Saban Demiri)

Yakada yarım alacık içinde Hasan kölecik  (Kulak)

Elemez melemez  ocak başına  gelemez ( Tere yağ)

ÇOBANLIKLA İLGİLİ BAZI GELENEKLER

 

 Bir çocuğun , Kara dikmen adın da ki keçisini severken söylediği  bir  manimsi sözler

 

 Hey  Kara Dikmen Kara Dikmen

 Boynuzların çardak

Memelerin bardak bardak

Süt vermezsen  çanak çanak

Ben seni  seni  gütmen

 

Keçi İsimleri:Yagal Dooş,Kır Dooş,Ger Dooş,Sakar Dooş,Kara Dooş,Kır Yagal,Ger Yagal,Kızıl Yagal,Sakar Dikmen,Kara Dikmen,Yalama Sakar,Akış,Göküş,Kızıl Ger…

Dooş ,eski Türkçe de Tokuş isminin zamanla değişerek  bu günkü söyleniş halidir.Doş keçilerin boynuz yapısıyla ,yagal kulak rengiyle alakalı isimlendirmedir.Ertokuş ‘un   insan adı olarak eskiden sıkça verildiğini biliyoruz.

Yaşına girmemiş keçi yavrusuna  oğlak,yaşına  girmişe çebiş  bir yaşından büyük keçiye Gezem ,ilk oğlağını  kuzulamış keçiye Göğleme,erkek  çebişe teke ,bir yaşında olana birli ,iki yaşında olan ikil  diye söylenir.. Koyunun  bir yaşındaki  kuzusuna toklu,kuzulamamış  ya da kuzulamaya hazırına şişek , boynuzunun  biri kırık olan keçi çelek keçi dir. Sürünün yattığı yere yatak  yeri ,kuzu ve oğlakların kuzuların  katıldığı dama kuzuluk denir.Kuzuluk çoban damına benzer ancak ağzında taş duvar vardır ve kapatılmak için  çalı çırpı bulunur.Köyde koyunlarla ilgili isimlendirmenin pek  olmayışı ya da seyrek oluşu keçi   sürücülüğünün çok eski tarihlerden beri  yapıldığını  en azından göçebelikten beri  kadim esas bir meşgale alanı olduğunu   düşündürmelidir.

Sürü tek başına bir kişinin olduğu gibi çok sayıda  ailenin hayvanlarının toplandığı  hayvan topluluğu da olabilir. Sürünün içinde malı bulunanlara katıntı denir.

Katıntı günde iki kere kuzu veya oğlakları anasına vermek için  köyden uzaktaki yatak yerlerine  giderler.  Sabah ve akşam  yavrular analarına  verilerek emzirilirler.

Kuzular ve oğlaklar  belli bir büyüklüğe gelmeden  kesinlikle katıntılar  , anaların sütünü sağamazlar. Çoban buna şiddetle karşı çıkar. Zamanı gelince katıntıya haber verir . O gün  ,kadınlar hep birlikte  sağım yapılacak  yere giderler. Sürüye yaklaşınca ellerindeki bakraçlara vurarak çeşitli türküler söyleyerek çobanı överler. Katıntının geldiğini gören çoban onları karşılar.Türküleri duyunca genellikle bir coşku hakim olur. Silahlar atılır. Kadınlar güçleri yettiğince  çobana evden yiyecek bir şeyler getirip verirler. Neşe içinde sağım başlamış olur. Artık böyle bir gelenek  kalmadı .

Çanlar: En büyüğüne Hatap , Onun küçüğüne  Köşeli , Köşelinin küçüğüne  Güdüm denir.Daha küçüğü ise Güldüreyik .Gülderiğin küçüğü  Gıldırayık adını alır.Dikdörtgenimsi şekilli ve içindeki dili demir olanlara Taka    denir. Pirinç  madenin den  yapımı olanların en küçüğü Geveze diye anılır.Yalnız hataplar deve çanıdır. 

Akşam üzeri  ekmek getirirken,  Boruklu  yamacında   keçi sürüsünün  başında gördüğü çoban oğluna yaşli bir ananın,  Çat Yolundan    seslenerek   şöyle öğüt verdiği  tarafımdan  duyulmuştur.İkisi de şimdi rahmeti rahmana kavuşmuşlardır.

 

 -Oğlum oğlum Ay oğlum ( Ay – köyde birine hitap şeklidir.)

  Uçuruma varma uçarsın

  Yar ucuna varma düşersin

   Önden gitme kalan olur

  Kekik alıp ölen olur

  Taş altına el sokma yılan olur                                                                                                                                             

  Taş döğgünü  olur  çarığın ayağın  çıban olur

  Oğlum   oğlum Ay oğlum …  Yağmur çok olursa girme derelere

  Ildırım düşer belki kayalara

  Oğlum oğlum  Ay oğlum …

  Örüme çok yanaşma Tokatcıya aldırırsın

  Geceleri sak uyu hırsıza çaldırırsın

 Oğlum  Oğlum Ay Oğlum ….

 

  ATASÖZLERİ VE DEYİMLER

-Ne  arasın  Hacı Ahmet’te Kav çakmak

-Hasta cavırın Angaryaya gidişi gibi sallanma

-Abbasın kör gaz gibi

-Gök başlı cavır

-Ellezin inek derisini sürüdüğü gibi  sürüyüp durma

-Haline bakmaz Kesmez nacakla Hasan Dağına  oduna gider                

-Din iman gök mintan

-Keşkeği koyultalım

-Ala keçinin sütlü oğlağı

-Hiç mi bazar da adam ağzı görmedin

-Güneşin doğduğu  yere çömelmek

-Hiç harman da dirgen yememiş.

-İşin iyi eşin iyi ne işin var yas evinde  çık çık oyna gir gir oyna .

İşin kötü eşin kötü ne işin var düğün evin de gir gir ağla ,çık çık ağla .

-Sizin bağdaki kara salkımlı üzümden bizim bağdaki gök koruk iyidir

-Tilkinin bakır s….ğı yer.

-Çingenenin tam karı boşadığı zaman

-Suyun şarlamazından ,insanın solumazından korkacaksın.

-Topuğundan derin suya batmas ,kendinden büyüğe çatma.

-Tokatcı eline geçmezse Fethiye’yi bulur

-Aşa hanımın ileğeni ,Fatma Hanımın dığanı ile uğraşma .

-Kuşa süt nasip olsaydı anadan olurdu

-Köprü suyu böldükten sonra

-Düşüncemenin geçincemeye faydası yoktur.

-Zenginlik  ev ,güzellik soy güder.

-Kır fermanı vermek .( Enterasan bir deyimdir)

-Ali kıran baş kesen kesildi başımıza

-Yanağralardan(Yanıkaralardan   -veba hastalığı) gidesice

– Zor Ali oğlu kesildi başımıza ( Zor Ali Bey , kesin tarihi bilinmemekle birlikte Gölhisar topraklarında  18.Asır başlarında  Osmanlı Devletine  isyan eden bir Sipahi beyidir.)

-Hun evine oturmak:Elinde avucunda bir şey kalmamış kimseler için söylenir(Derin tahliller yapılabilecek başka bir deyim.Hun Türkler’inin çok basit bir şekilde  hayatlarını sürdürdükleri  fakir yurtlarına telmih için kullanılıp  nasılsa  zamanımıza kadar halkın şuuraltın da  yaşayıp gelen bir deyimdir.Başka bir anlamı kan evine oturmak olabilir .Ancak Farsça hun kan demektir.Kan evi demek mantığa pek uygun düşmemektedir.Akla Hunlar’a komşu olan diğer kavimlerce kullanılıp onlardan tekrar Türklere geçmiş olabilir)

-Dokuz kurda bir sıpa .

- Dokuz kişi sekiz kaşığı yere düşürmemiş.

-Köpeğe emek olmaz tingilder dağı dolaşıp geliverir.

-Aç köpeğin önünde tepit eğlenmez.

-Çatılı öküz arasına girilmez.

-Eniğini yiyecek kedi una beler.

-Çocuk başı deli Ömer.

-Ver Ömer’e ,yaz duvara .

-Şimdi buldu Bağdat valiyi.

-Yandı cavırın pazarı .

-Ali Dayı havuz ,yumurtası kavuz.

-Papaz harmanı olmak.

-İtli Ali ,kazıklı Veli.

-Emeksiz semek olmaz.

-Alim yetirsin ,Aşam bitirsin.

- Kendi oturak, Dili bıtırak.

-Oğlunla ordu, kızınla komşu ol.

-Kahveyi Ger Kavur .

 Sigarayı yandan savur

Tömbeki cavır  oğlu cavır.

-Başı ağrıyanı deve tepmiş olur.

-Öküzcü öküzünü,sabancı sabanını aldı gitti kaldık mı elimiz de övendire?(Övendire :Çiftçi aracı.Uzunca bir çubuğun  bir ucuna kaz ayağı denilen demir parçası geçirilir burasıyla  çift sürerken  saban demirine sıvaşan çamur veya topraklar kazınır diğer ucuna  da çivi çakılır buraya da   mudul denir. Öküzler mudulla gayrete getirilir.Övendire:  Söven direk kelimesinin zamanla değişmiş halidir.

 Anbarcık Köyün de kullanılan bazı mahalli    sözler

Üyüm üyüm :Arkası kesilmeden –Üyüm üyüm insan  geliyor…..

Öten :Geçen gün

Acel Ece :Azrail(Ecel Ece)

Çıngay: Yumurtaya  gelmiş   tavuk.

Kesmene :Birisinin taklidini yapmak.

Eynalaz: Hilekar

Perli: Çocukların taştan yaptıkları bilye.(Bu  kelime ,Dede Korkut Hikayelerin de  sıkça  kullanılır.Dokuz perlili gürz ile….)

Gumbadız :Yalan atmak

Selcik:Arsız kızlara söylenir.

Görek :Kilit

Gaga: Yaşca büyük  kişiye  hitaptır.Erzurum’un Dadaşı ,Elazığ’ın Gakkoşu gibi bu yöreye mahsustur bilhassa Koz ağaç ve Anbarcık köylerinde  adeta parola  haline  gelmiştir..Ayrıca ,Dirmil ,Gölhisar ,Çavdır ve Bucak ilçelerinin bir çok köyünde kullanılır.Orhun yazıtların da  kaga  şeklindedir ve  bu anlam da  kullanılmaktadır.Kagan sözcüğünün ses düşmesi  sonucunda Kaga -   Gaga ‘ya  dönüşmüş olduğunu varsayabiliriz. Bu tip hitap şeklinin  daha ziyade Horzum Yörüklerin de görüldüğünü        burada    belirtmek gerekir.

Ece :Yine ağabey manasında  kullanılır .Yazır ve Koca Tarla Köylerinde daha yaygındır.

Esirik :Deli,Delimsirek

Kubuz atmak:Aslı astarı olmayan  şeyleri gerçekmiş gibi anlatma.Eski bir müzik çalgısı olan Kopuz   kelimesinden kalmadır.

Uluk: Saçma sapan hareketlerde bulunan  kişi.Deli.

Dokanak: Yük taşıyan develere veya diğer hayvanlara dar bir yerden geçerken  sırtındaki yükü etrafa sürtünerek yıkmaması için söylenir.

Ellik cavırı.Bizim cavırımız (Gavurumuz)Eski den Osmanlı Devleti zamanında  yaşayan yerli hristiyanlara verilen isim.Bunlar  daha ziyade sahil bölgelerinden(Örneğin Fethiye civarından) gelip çeşitli sanatları icra eden kişilerdi.Bu da enterasan bir deyimdir.Eski Türk sosyal yapısında İl kavramı önemli bir olgudur.İç İl ,dış il ikilemesi Osmanlı çağında da vardı.

Kurama :Planlama ,tasarlama .Öz Türkçe bir kelime .Türkçemizin   en önemlisi halkımızın bir çok    kere şahit olduğumuz gibi   yabancı bir çok  sözün karşılığını nasıl   bulduğunun güzel bir örneği.

Sagıralı:Burnundan konuşan ve konuştuğu tam anlaşılamayan kişi.

Öykünmek.Deli dolu konuşan .Genellikle saçma sapan ,mantıksız konuşma.-Öykünüp durma karşımda….

Aydınmak :Kendi kendine konuşmak.

Yasavul olmak:Çok eski bir deyim.Kavga veya bir kargaşa sonunda ortalığın sakinleşmesi.

Ozan gibi konuşmak:Son derece enterasan şeyler konuşan  kişiler için kullanılır.Mesela Ozan gibi  derler…

Bödü: Henüz yaşına girmemiş deve yavrusu

Baranı:Oturan küçük insan topluluğu

Alama :Taş parçası.Kavgalarda çokça kullanılır.—Sırtına  bir alama yedi ki!…

Çiyin:Omuz ile boyun arası

Siyin :Belin alt kısmı.

Kara Ece. Tevazu olarak bendeniz manasın da kullanılır. Kara  Eceng  yetişivdi  gari…

Karabaşım  : Her hangi bir sebeple  bir olayda  tek  başına kalanlar söyler.

Yurda Kaçan :Yukarda anlattığımız yurt gelenekleri içinde değerlendirilmeli.Bazı hayvanlar  Yurt yeri göçle terk edildikten sonra  yeni göçülen yerden kaçarak eski yerlerine geri dönerler.Sahibinin bir şekilde işinden gücünden  geri kalmasına sebep olur .Onun için bu  tür hayvanlara yurda kaçan denir.Ama   asıl bu deyim  haylaz işe yaramaz evlatlar için kullanılır.—Bizim yurda kaçan nerelere  gitti yine acaba ….?

Yurt yerlerin de kalasıca :Bir ilenç türü.Beddua .Yine ilginç bir deyimdir.  Bazı hayvanlar göç günü kaçarlar veya dağda bayırda kalıp  bulunamazlar.Veya  yaşlı , hastalıklı hayvanlar buralarda kasıtlı olarak bırakılırlar. Bu hayvanlar  göçten sonra yurt yerlerine gelirler.Ancak yurt yerlerinde  tam yerinde bir ifadeyle esen yellerden başka  bir şey göremezler.Hüzünlenen hayvanlar sahiplerini  yada diğer hayvanları  acı sesler çıkararak bir o yana bir bu yana  seğirterek ararlar .  Seyredene  son derece  hüzün  verir .İşte buna kıyasla  insanımız bu bedduayı eder ki, eski hayatın  günümüze kadar bir yansıması  böylece ortaya çıkmış olur.

Seğrik:Küçük kurt.Kurtçuk.Çökeleğin kurtlanması.

Böğe:Küçük, zehirli örümceğe benzer bir  hayvan.

Tığcı:Gözcü

Çoka:Kısa boyunlu kimse.

Gezekci:Kuzu sürüsü çobanı

Okunak:Okul, mektep

Ivga:İnsana rahat vermeyen kötü his.Bir çeşit  kötümserlik. Ne ıvgalı insan…

Caynaklamak :Tırnaklarla ellerin veya   yüzün parçalanması .

Öz:Herhangi bir akarsuyun  aktığı yerin  etrafının yeşererek otluk haline gelmesi.

Örüm :Hayvanların yayılmak için girmesinin yasak olduğu ekili arazilerin bütünü.

Tokat :Örüme kaçak olarak girip zarar veren hayvanların kapatıldığı  taşlarla çevrili  ağıl.

Bey ana:En büyük  amcaya  yeğenleri büyük baba  derler   onun hanımına  da bey  ana  adıyla  çağırırlar.

  Oba :Misfirlige gidilen komsu

  Seyrimek :Bayginlik geçiren kisi.

  Tokatcı :Kır bekçisi. Ekilmiş araziye zarar veren hayvanları toplayıp tokada kapatan kişiler.Serbest bırakmak için hayvan sahiplerinden  belli bir miktarda  ceza için para alırlar.

Yagış:Motif veya karşısındaki kişinin konuşmasını  ağzını burnunu büzerek ,bükerek kötü şekilde taklidini yapma .

Yakım:Bir olay üzerine  herhangi bir kişi  tarafından  yakılan  özel bir makamla okunan  ağıt veya  türkü.

Örgüllük:Bir evde  ölen  kişinin akrabaları , yakınları ,tanıdıkları   ölümünden sonra ilk bayram günü  toplanarak onun için yas tutarlar.Bu bir nevi anma törenidir.Kadınlar ölü için yas ederler(Ağıtlar yakarlar)                                                                                                                                                                                      

 Yaranlık(Yarenlik):Eğlence .Bir Arkadaş grubunun aralarında ki  sohbet toplantısı.Sazlı sözlü  de olabilir.Düğünlerde gençlerin yaptıkları eğlenceye de yarenlik denir.Ancak onun belli kuralları vardır.Yaranlık başı içlerinden birisi olur.Emirleri kesindir Katılanlar ona uymak zorundadırlar.Oldukça sert şakalar yapılır.

Girerlik.Bir  çeşit basit yapılı ev.Tek göz(Oda) olur.Konar göçerlikten    yerleşik hayata geçiş  konut tipidir.Sadece kışın  karından korunmak için yapıldığı anlaşılıyor.Küçük bir penceresi  vardır.Büyük baş hayvancılık hemen hemen  hiç yapılmadığı için ahır  yoktur.Küçük baş hayvanların ağılının  ortasında bulunur.Bir nevi damdır.15 .Yüzyıl ile 17. Yüzyıllarda  kullanıldığı sanılıyor. Bazı örnekleri yakın tarihlere kadar tek tük görülüyordu

Hanay Ev:Zamanla ziraat  yapmaya başlayan konar göçerler  yarı göçebe hayata başlamışlardı.Büyük baş hayvan  beslemeye  geçilince   Girerlik ev tipini geliştirmek  mecburiyeti  hasıl oldu.Cümle kapısından girişte   bir boşluk(Hanay) ve boşluğun  solunda  ailenin kaldığı iki oda  sağında ise  samanlık  ve ahır.20 Yüzyıl ortalarına kadar kullanılmıştır.Toprak damlardır.

Saray Ev :  Ziraat  ağırlıklı  hayat tarzı iyice yerleşip ihtiyaçlar çeşitlendiği için  toplumsal gelişmenin de etkisiyle,  Hanay evler terk edilip iki katlı evler inşaya başlandı. Bu tip evlere de saray ev dendi.İki katlıdır.Genelde kiremit  örtülüdür.Toprakla örtülü olanlar çoğunluktaydı.Bey takımının konaklarının  küçük bir modelidir.Alt kat  ahır ve samanlık,üst kat dört odalıdır.19.Yüzyıl ikinci yarısından itibaren görülmeye başlamıştır.

[1] Faruk SÜMER.Oğuzlar İstanbul-1992.Sayfa ,253

http://www.burduranbarcik.com/kulturdokusu.htm

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: