Cenk GÜLEN
Cenk Gülen
Devenin zoruna giden konu!
Zamanın birinde bizim Hasan Efendi, hayatının
son dönemini yaşadığı fikrine kapılarak herkesle
vedalaşmaya başlamış. Annesi, babası, dayısı,
amcasıyla vedalaşamamış, çünkü onlar öte tarafa
çoktan göçüp gitmiş.
Neyse Hasan Efendi, “Ölümün ne zaman geleceği
belli olmaz. Zannımca bir ayağım çukurda”
diyerek köyünde bulunan bütün tanıdıklarıyla
haleleşmiş, hoş zaten köyündeki herkes
tanıdığıymış ya…
Neyse uzatıp hikayeyi okumanızı
geciktirmeyeceğim, kestirmeden giderek Hasan
Efendinin tanıdığı, tanımadığı, alışveriş
ettiği, yolda geçerken yan baktığı, köprüden
geçene kadar “Dayı” dediği, tavuğuna “kışt”
dediği, horozunu kovaladığı.. herkesle ama
herkesle helalleşmiş.
Gönül rahatlığıyla evin yolunu tutmuş. Eve
kavuşunca aklına hayvanlarının yemine bakmak
gelmiş ve o arada hayvanlarla da helalleşmenin
gerektiğini düşünmüş. Eee hayvan dediysek o da
canlı, onunda Hasan Efendi de hakkı olmaz mı,
olmuş işte.
Hasan efendinin bir eşeği, bir devesi, üç
koyunu, dört kuzusu, iki de ineği varmış ama
henüz öküzü yokmuş. Öküzleri besleyen
besliyormuş zaten…
Önce inekten başlamış helalleşmeye, sonra koyun,
eşekle devam etmiş. Son olarak deveye gelmiş ve
hikâyemizin asıl kahramanı da işte bu deve…
Diğerleri hakkını helal etmiş, Hasan Efendi de
hakkı çok olan Devenin hakkını helal edip,
etmeyeceğinden doğrusu pek ümitli değilmiş ama
şansını denemeye de kararlıymış doğrusu. Hiç
devenin hakkı kendisindeyken öte dünyaya göç
etmek olur mu, ya hesabını veremeyeceği hakkı
kalmışsa…
Hasan Efendi devesinin tüylerini okşayarak
konuşmaya başlamış;
-Canım deveciğim, senin bana çok emeğin geçti.
Ölümlü kalımlı dünya, ne zaman gideceğimiz belli
değil. Senin üzerimde çok hakkın var. İyisi mi
gel helalleşelim, demiş ama deve “ya ne hakkı,
hukuku” dediyse de Hasan Efendi ısrar edince
deve de helalleşmeyi kabul etmişşşşş.
-Olur, önden siz buyurun efendim.
-Sana çok yük yükledim hakkını helal et.
-Olsun bazen de az yükledin.
-Ama seni bazen aç da bıraktım.
-Olsun, bazen de çok güzel yiyecekler verdin.
-Ya işte hakkın geçmiştir, bazen sana dayak
attım.
-Ama bazen de sevdin beni.
-Yani şimdi senin ben de hakkın yok mu?
-Yok hepsini helal ettim..
Hasan Efendi devenin sözünü tamamlamadan
sevinçten uçacak hale geldi. Çünkü bütün
helalleştiklerinin içinde en çok deveden korkar,
“ya hakkını helal etmezse” diye kaygı duyardı.
Deve çok kibar bir hayvanmış da Hasan Efendi
kıymetini bilmiyormuş. Artık gönül rahatlığıyla
öte dünyaya göç edebilirdi, hele Azrail bir
gelsin…
Derken deve kaldığı yerden devam etti;
-Ama benim hiç affetmeyeceğim, öte dünyada da
iki elimin, hatta arka ayaklarımında yakanda
olacağı bir husus var, deyince Hasan Efendi de
şafak atar.
-Hani helal etmiştin?
-Evet, söylediklerini helal ettim. Ama içime
oturan, hiç çıkmayan, beni derinden yaralayan
bir hatan var işte onu hiç affetmiyorum.
Hasan Efendi korkarak sorar;
-Şey… neymiş?
-Ahhhh! Ahhhh! İçime öyle bir oturdu ki bir tülü
affedemiyorum. Sanırım sen sadece bundan olsa da
cehennemde cayır cayır yanarsın, deyince Hasan
Efendinin anlından ecel terleri dökülmeye
başlamış. Hem de soğuk soğuk, hem de yürek
yakıcı yakıcı…
Hasan Efendi korkarak tekrar söyleyip, gerçekle
yüzleşmeye karar vermiş. Dokuz doğurup, kalpten
gideceğine söylesin daha iyi değil mi?
-Kalbim duracak, neden bana bu zulmü yapıyorsun,
o kadar suçumu affettin de affetmeyecek suçum
neymiş, söyle de öğreneyim, belki helalleşiriz.
-Yok asla hakkımı helal etmem.
-Peki söyle o zaman, çatlatma adamı…
-Ben ki deveyim. Boyum, posum, hörgücüm her
hayvandan farklı olduğumu, onlardan azametli
olduğumu gösteriri, öyleyim de. Günlerce susuz
çölde gider, her türlü yükü yorulmadan taşırım.
-Biliyorum ve onun için en çok seni seviyorum,
diyerek Hasan Efendi tekrar devesini okşar ama
deve hiddetle;
-Ben sana nasıl hakkımı helal edeyim. Benim gibi
önemli bir deveyi bir eşeğin peşine taktığı o
kara günü hiç unutamıyorum.
Hasan Efendi devenin içerlendiği konuyu duyunca
derin düşüncelere daldı; deve haklıydı, önde
giden, önde olanın arkadakinden daha önemli bir
konumda, daha kapasiteli, daha bilgili, daha
görgülü olması lazımdı. Bir eşek deveyi çekerse
olacağı buydu.
-Haklısın, dedi Hasan Efendi deveye, “bari
hakkını helal et, senden binlerce defa özür
dileyeyim” dedi ama deve;
-Asla! Her türlü hakkımı helal ederim ama beni
bir eşeğin arkasına bağlamanı affedemem,
yapamam, bunu benden isteme, dedi.
Hasan Efendinin bu durum yüreğine oturdu.
Günlerce yemeden içmeden kesildi. Kahveye
gitmez, köy meydanında turlamaz oldu.
Ve bir gün duydular ki, Hasan Efendi devenin
yanında vefat etmiş…
***
Hikâye böyle. Şimdi hemen diyeceksiniz ki,
“Üstat bu hikâyeyi bir şeye bağla” hayır
bağlamam. Alın size ip neye, hangi konuya
bağlıyorsanız bağlayın. Bana ne ya her şeyi
benden bekliyorsunuz?
cenkgulen@hotmail.com
22 Şubat 2007 Güne Bakış Gazetesi