Archive for the 'Mani' Category

Bulanık, Türkü, Mahnı, Atışma, Uzun Hava, Horavel, Aşık Namaz,

Mayıs 8, 2007

TÜRKÜLERİMİZ

(TÜRKÜ-MAHNI-ATIŞMA-DEYİŞLER-UZUN HAVA-HORAVEL)

TÜRKÜ

Yöre insanlarının gelenek ve göreneklerini veya tüm yaşam tarzlarını dizeler şeklinde yazılarak söylenen halk şiirlerine türkü denilmektedir. Fakat durum şartlara göre kendi içinde değişim gösterir. Anadolu’muz türkü yönünden oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Bu miras kuşaktan kuşağa aktarılır. Her yörenin kendine özgü türkülere vardır. Ninni, taşlama, aşk, sevgi, yergi ve oyun gibi çeşitlenmektedir. Yöremiz Anadolu türkü karakteri özeliği taşır. Daha çok mahnı ( mani) türüdür.

MAHNI (MANİ )

Yöremizde manilere (mahnı) denir. Mahnılar insanlar arasında sevgi ve hoşgörü bağlarını kuvvetlendirir nitelikte dizelerdir. Yani bunun yazarı belli olmayan bir tür folklor gibidir. Anadolumuzun zenginliği yöremizede katkı sağlamıştır. Yöremizde en azından herkes bir mani biliyordur. Örneklersek:

Git O Toydan Ot Getir

Bu Toydan Ot Getir

Ben Halanın Kızına

İşmar Edende

Sen Diline Salâvat Getir.

ATIŞMA

Âşıkların karşılıklı olarak saz çalarak birbirleriyle giriştikleri amansız bir söz düellosu gibidir. Bu karşılıklı atışma hoş bir havada geçer. Yöremizin âşıklarından âşık namaz ve âşık İsa’mız bu atışmaları büyük bir ustalıkla yaparlardı. Âşık namazımızı rahmetle anıyorum. Âşık İsa’mıza da uzun ömür diliyorum. Bir sonraki âşıklarımız bölümünde bu iki değerli aşığımıza tekrar değineceğim.

DEYİŞLER

Bir kimsenin bir konu hakkında söyleme bicimi ifade ediş tarzları şeklinde tanımlanırlar. Yöremizde deyişler yaygındır. Âşıklar sazlarıyla deyişleri söylerler.

UZUN HAVA

Belirli bir karakterleri olmayan türkülerdir. Yöresel öğelerin etkisi altında gelişerek özelliklerini kazanmışlardır. Yöremiz de uzun havalar çokça söylenmekte olup birçok uzun hava okuyan seslerimiz vardır. İsimleri az sonra önünüze gelecek.

HORAVEL

Bir çeşit mahnı tipi olup yöremizin özelliği horavel söylenmesi için vazgeçilmez bir tutkudur. Hodağların seslerini uzaklara duyurmak için öküz bonduruğundan koro halinde söyledikleri mahnılardır. Örneklersek

Horavelin Uzunu

Koyuna Döktüm Tuzunu

Horavel Çağırmıyanın

Öpeyim Halasının Kızını

Ho Babam Ho

Aybalam Aybalam

O Toyda Kaldı Halam

Mecalim Yok ki Gelem

Söyleyin İmdada

Gelsin Lelem

HORAVEL

Yöremizin olmazsa olmazıdır. Çünkü herik yani nadaslar birçok yörede olduğu gibi imece usulü ile yapılmaktadır. Kotanın yani pulluğu çekmek için önüne 5 veya 6 çift öküz koşulur bu öküzleri sürmek için bonduruklara hodağlar bindirilir bu hodağlar jokeyler gibi öküzleri sürerler işte bunlara hodağ denir. Ellerindeki daddı baba çubuğuyla ho babam ho derler öküze birer tane vururlar öküzler pulluğu cekmeye başlarlar böylece herik sürme işlemi başlar. Bu işler sabahın alaca karanlığında yapılır herik sahibi o gün kuşluk yemeğini getirmek zorundadır. Kaba kuşluğa doğru hodağlar acıkırlar bu sırada yüksek sesle horavele başlarlar yemek gecikirse o gün herik sahıbi zararlı çıkar çünkü öküzleri yavaşlatırlar olan nadas sahibine olur. Eğer işler tersi olurda o gün kete pişi erişte pilavı gelmişse hodağlar bayram ederler. Seslerin daha çok çıkarılar ho babam ho seleri yeri göğü inletir. Hodağların hep birlikte söyledikleri bu mahnılara biz horavel diyoruz. Herikte hodağların korkulu rüyaları pulluğu iki ucundan iki eliyle tutan ve de koltuk altında sapakel denilen bir aleti taşır o alet kotanı temizlemek içindir, elinde sapakel olan bu kişiye maçkal denir. Bu kişi o an oranın en sorumlusu durumundadır. Uyuyan ve de görevini aksatan hodağlara yerden aldığı bir kesek parçasını fırlatır, kesek parçası sert olmadığından hodağa ulaşıncaya kadar atılan mesafede ulaşmadan dağılır, eğer sert ise hodağa değerek uyarılması sağlanır. Böylece aynı tempo imecenin kararlaştığı güne kadar aralıksız sürer. Yalnız hafta içi herhangi bir günde mola verilir bu işlem devam edip gider. Bunda en önemlisi hızlı sürüm fazla herikdir. 30 gün sürer. Hodağlara emekleri karşılığı bir günlük nadas ya da başka hediyelerle ödüllendirilir.

HORAVEL –Hodağların açlık hislerini bastırmak için hep birlikte söyledikleri mahnı türü çağrışımlardır.

MAÇKAL-Kotanı iki eliyle tutup dengeyi sağlamak. Ve kotan ekibini idare eden kişiye maçkal denir.

HODAĞ—Herik yanı nadas yapılırken bonduruğa koşulan öküzleri süren gençlerden oluşan ekibin her birinin adına hodağ denir.

BONDURUK –Öküzlerin arabayı çekmek için boyunlarına takılan üstü kalın altı ince iki ağaçtan oluşan bir yapıdır.

KARAGAYIŞ-Herik yapılırken en kuvvetli öküzlerin koşulduğu corosun iki gerisinde kotanı en dibinde en zor yerlere koşulan yerdir. Güneş dadanın comuşları hep buraya koşulurdu.

SAPAKEL-Kotan her bitim yerine gelindiğinde temizlenmesi için bir ağaç ucuna üçgen şeklinde takılan bir alettir. Hodağlar bundan korkarlar maçkal aniden bununla vurabilir.

YÖREMİZİN ÇALGI ALETLERİ VE BUNLARI ÇALANLAR

ZURNA VE MEY-Vacip dayı

DAVUL VE ZURNA-Kemo dayı

MEY USTAMIZ- Godu dayı

KAVAL-Şerafettin Şero

KAVAL-Alıyarların Fevzi

TULUM-Ensar ve yine Şero

DEFCİMİZ-Naima Abla tüm Bulanıklıların ablası (GİNAVET: Gecelerinin vazgeçilmez tutkusu)

KAMIŞ DÜDÜK-Ensar ve tüm Bulanıklıkların ve herkesin denediği bir tutku. Birçok çoban önce bunu çalar sonra kavalı öğrenir.

YÖREMİZİN GÜZEL TÜRKÜ SÖYLEYENLERİ

RAHMİ BEY: Uzun hava türküleriyle gecelerimizi süslerdi yıldızlarda onu dinlerdi

FAHRETTİN FAĞO: Uzun havası ile yer gök inler neredeyse bulutlar yağmur çiselerdi.

RİDAYETTİN RİDO: Rido lakaplı ve de herkes onu dayı diye çağırmasından dayı lakabı da eklenmiştir. Türküleri hiçbir Bulanıklının belleğinden silinmemiştir. Güzel sesiyle gönlümüzde taht kurmuştur. Hele bir de söylediği

Cevizin Yaprağı Dal Arasında

Severler Güzeli Bağ Arasında

oldumu diyecek yok.

NEJDET KASAPÇI: Yanık bir sese sahip ve de sinema hoparlörlerin den uzaktan da olsa onu hep dinlerdik, en güzel söylediği türkü:

Senden Ayrı Yaşayamam

Bu Aşkın Izdırabı Bilmem

Ne Zaman Bitecek

AYHAN GÜNEY: Toylarımızın ve ĞINAVENT gecelerimizin türkü söyleyenleri arasında ön saflarda yer alırdı Uzun havaları kusursuz söylerdi:

Böyle Bağlar

Yar Başını Böyle Bağlar

Eridim Kamış Oldum

Altın İdim Gümüş Oldum

Uzun havası gönüllerde taht kurmuştur. Bu ses bülbüllerimizin ölenlerine rahmet sağ kalanlarına uzun ömür diliyoruz.

SAYIN ÂŞIK NAMAZDAN TÜRKÜLER

Gene didalarım doldu yaşınan

Beçere gönlümün cefasınnandır

Bir yiğit bir yerde gonsa

Onunda gendinin gafasınnandır

Deli gönül hile sezeyen olsa

Sonalar göllerde üzeyen olsa

Bir kız kapı kapı gezeyen olsa

Onunda namusu anasınnandır.

Namaz diyer gene gönlüm bulansa

Göz göz olsa yaralarım sulansa

Bir arvatki yolsuz yolsuz dolansa

Vijdanı guvatlı gocasınnandır

Âşık diyer gözel al

Giy gettine gözel al

Bey bafadan hendem olmaz

Ara aslı gözel al

Âşık diyer gözel alma

Yemeğe gözel alma

Bafalı çirkini al

Bafasız gözel alma

Âşık diyer balık üzdü

Deryada balık üzdü

Malımı gözel yesin

Yemesin çarık üzdü

SAYIN ÂŞIK NAMAZDAN TÜRKÜLER

Sözde bir olmuyan evde

Yoksul düşüp ayrı dursan yahşıdı

Namerdin davatına gitmekten

Mert yanında ac otursan yahşıdı

İncinirsen bir kimsenin dilinden

Möhübbeti kabul olmaz elinden

Asılsız kimsenin bağda gülünden

Çöl yabanda lala dersen yahşıdı

Namaz diyer derde mert bulur çara

Namert ne kişidir ki yarayı sara

Bir ahbabki davat etse bir şere

Gitme diye yol göstersen yahşıdı

Ezizim yatan garı

Dağların yatan garı

İyidi tez gocaldar

Akşamnan yatan garı

Âşık diyer daş daşı

Koş araban daş daşı

Çirkin ile bal yeme

Gözel ile daşdaşı

Ala gözlüm koç eyleyif yurdunnan

Kendi köçüf yurdu galan sevdiğim

Yuğum gelmez yata bilmem derdimnen

Verifsen gönlüme talan sevdiğim

Cerrah hekim yarasında görünmör

Gönlüm ister sırasında görünmör

Ele gedif binesinde görünmör

Vaz gelif terkini gılan sevdiğim

Namaz diyer destinde bada tutunan

Nice doymak olur çilve satannan

El çekif yerinen köhne vatannan

Vaz gelif terkini gılan sevdiğim

Sayın Âşık Namazımızın aşağıdaki dizelerde met etiği adamın adı serdar eyüp adındaki bir yiğidimiz ermeni çetelerinin Türklere ve müslüman kim olursa olsun saldırılarına karşı silahlanarak dağlara çıkar. Batum, Tiflis ahıska ahırkelek, borcom gibi bölgelerde ermeni ler le savaşarak halkı korumuştur. Sayın Âşık Namazımızın söylediğine göre Serdar Eyübün köy civarına geldiği haberini duyan ermeni ler evlerinden uzun süre dışarı çıkamazlar. Bu yiğit insanımızın kahramanlık mazisi uzundur. Ona şimdilik Allahtan tan Rahmet diliyoruz.

Ve onun için söylenenlere kulak veriyoruz.

Gene sedelendi durdu yeridi

Serdar Eyüp Ahırkelek elinde

Alı kimi hacastanın biriydi

Serdar eyip ahırkelek elinde

Habar alsan aslı nesli yüz ağa

Göyde şümşek kimi oynar uzağa

Geldi borççalıdan geçti gazağa

Serdar eyip ahırkelek elinde

O can feda bu can bezer yazıldı

Onda gâvurların fendi bozuldu

Ermeniye hezreti Ali kesildi

Serdar eyip ahırkelek elinde

Namaz diyer mevlam onu bele yarattı

Bedir aslan üzdü gaflan sufattı

Çintiyen gılıçlı altı boz attı

Serdar eyip ahırkelek elinde

http://www.bizimbulanik.com/yeni/turkulerimizvesanatcilarimiz.asp

MANİLER ve TÜRKÜLER

Mayıs 7, 2007

Kaynak:(Eşe AYÇAKAL)

Ak sıkmalar geyersin

Kime boyun eğersin

Eğme oğlan boynunu

Buban seni eversin

Kistine gömdüm ocağa

Patladı gitti bucağa

Ne duruyon orada

Galgı da gel buraya

Arpalar fildir yarim

Ağlatma güldür yarim

Sen orada ben burda

Gönüller birdir yarim

Guşanenin gapağı

İçi dolu yapağı

Biz bir gelin alıyoz

Ak havlanın topağı

Goca çeşme harlayo

Tülü tırpan yağlayo

Tülü’yü de sorarsan

Ayşe… deye ağlayo

Koyunları akışır

Çobanları bakışır

Koyun güden yarime

Ne keydirsen yakışır

Gaynanam oluverse

Dolmayı sarıverse..

Yemeden ölüverse

Köprünün altı diken

Yaktın beni gül iken

Mevlam da seni yaksın

Üç günlük gelin iken

Goca çeşme şarlayo

Güğümleri parlayo

Nuh Köyü’nün gızları

Goca deye ağlayo

Iraftaki zinile

El vurmadan inile

Askerdeki yarimin

Gulakları çinile

Kara tren kayda gel
Askerini say da gel
Yarim benim küçücük
Guy trene al da gel

Trenin bacaları
Gündüzdür geceleri

Güzel güzel kızların

Ben olsam gocaları

(Ellemen gelinleri eskerdir gocaları)

Tren gelir kışladan

Direkleri vişneden

Kemal Paşa değil mi

Gelinleri neşelendiren

Yunan aldı hırkamı

Giyemedim sarkamı(urba)

Yolla İsmet(Paşa) yarimi

Biçemedim tırpanı

Goca inenin yurdusu

Nerde yarin ordusu

Bu gecede gelmezsen

Beklemecen doğrusu

Enterisi çil yeşil

Çayda kumlar gaynaşır

Yatmış yarin dizine

Cıvıl cıvıl söyleşir

Enterin dikildi mi

Şeriğin çekildi mi

Söyle deyusun gızı

Dillerin dutuldu mu

Bu dağları delik delik delerin

Galbır alır toprağını elerin

Yarim koyun ben kuzu

Ardı sıra melerin

Mektup yazdım garadan

Dağlar kalksın aradan

Ne güzel de yaratmış

İkimizi yaradan

(Bu dağlar kalkmayınca

Eremeyiz murada)

Dambaşı da kediler

Miyav miyav dediler

İki ninem bir oldu

Bir dedemi yediler(öldürdüler)

Çadır gurdum

Akçaşer’in(Kumalar’ın)düzüne

Sızı girdi dizlerimin(yüreğimin) bağına(içine)

Varın söyleyin jandarmanın yüzüne

(Ünnen-çağırın gelin Beygircioğlu dürzüye)

On beş sene az geliyo gözüme

Kumalar’da bir topucuk kar idim
Yeller esti ılgıt ılgıt eridim
Evvel yarin kıymatlısı ben idim
Şimdi karşılardan bakan ben oldum

Tirene binemedim

İzmir’e inemedim

Elimin gınasıynan

Geriye dönemedim

Tiren yolu bu muydu

İçi dolu su muydu

Yolla yarim bir mektup

Ediceğin bu muydu

Koyun gelir guzusuynan

Ayağının tozusuynan

Ben koyunu güderin

Ardı körpe guzusuynan

Koca çeşme harlayo

Tülü tırpan yağlayo

Kenefi de sorarsan

Ziğim ziğim ağlayo

Tülü binmiş kır ata

Cebi dolu mazmata

Etme Tülü daveyi

Bizim işler horata

Yelek diktim geymedi

Diktiğime deymedi

O senin gavur anan

Seni bana vermedi

Yeleği basma yarim

Darılıp küsme yarim

El ağzına bakıp da

Selamı kesme yarim

Dam başının tozuyum

Ben kurbanlık guzuyum

Tutma Ahmet kolumdan

Ben candırma gızıyın

Menevşe biçim biçim

Ağlarım için için
Millet bana düşmandır
Seni sevdiğim için

Entarisi mor gumaş
Kolları gulaş gulaş
Sen de beni götcesen
Bizim köşeyi dolaş
Armıt dalda beş olur
Yere düşer keş olur
Ben sana yandığımdan
Alem bize küs olur
Enterini ben diktim
Sen ünnedin ben gittim
Köyde güzel ben miydim
Gözünü bana diktin

        TÜRKÜ
Evleri demir yolunda
Altınları boynunda
Kız seni alır giderin
Dayının huyunda

 

***
Mektup yazdım acele
Al eline hecele
Mektup yarin bedeli
Guy goynuna gecele

 

 ***
Dere boyu giderin
Gara(kara) koyun güderin
Arkadaşım kız olsa
Ben goyunu güderin

 

***
Evleri demir yollarında
Altınları boylarında
Kız seni alır giderin
Melek mi(cinli mi) var soylarında

Bağa vardım budama
Kilit aldım odama
Gücücükten evlendim
Sarılıp da yatmaya
Candırma çavuşuyun
Yol verin savaşayın
Beni candırma  sanma
Askerde yüzbaşıyın
 
Ocak başı duz daşı
Benim yarim yarim onbaşı
Olcasa çavuş olsun
Dosta düşmana karşı
 
SÖZLÜK: Narşifen: Bakır veya alüminyumdan su bardağı Timin: 18’lik 1/8’i buğday ölçüsü Tülü ve Kenef: Köyden kişi lakapları Ziğim ziğim: Tiz sesli,gözü yaşlı      Horata: Şaka

(Kaynak: Bakiye ÖZEL)

Dama vurdum gazmayı
Al başımdan yazmayı
Anandan mı öğrendin
Gostak gostak gezmeyi
Bahçelerde gerdime
Gel yardıma yardıma
Sevmediğim oğlanlar
Hep düşüyor ardıma
Cami ardının gazları
Yeşil yeşil gözleri
Ne de güzel oluyo
Bizim köyün gızları
Ütü ütüye benzer
Ütü masada gezer
Benim sevdiğim oğlan
Tarık Akan’a benzer
Gara gara gazanla
Gara yazı yazanla
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozana
Mor goyun melemesin
Mor menevşe yemesin
Sevdiğini almayan
Ben evlendim demesin
Elmayı alay vedim
Dibini belley vedim
Sevmediğim o(ğ)lana
Saçımı sallay vedim
Denizde gum galmadı
Balıkda pul galmadı
Söyleyceğim çok idi
Kağıtta yer galmadı
(Ağzımda dil galmadı)
Garşıda durup durma
Boynunu burup durma
Alacaksan al gayri
Ma(ha)na  bulup durma
Denize dalayım mı
Bir balık alayım mı
Koca köyün içinde
Ben yarsiz kalayım mı
Kuyuya gova saldım
Kendisi dolsun diye
Yarime mektup yazdım
Hatıra olsun diye
Ermenidir bu insan Ermeni
Kaşı gözü inadına sürmeli
Güzelleri dane dane sarmalı
Çirkinleri diyar harbe sürmeli
Karyolanın yayları
Ben sayarım ayları
Yarim gelecek diye
Hazırladım çayları
Kiremit kiremit gezerim
Kiremitleri ezerim
Çok konuşma gaynana
Kumpül gibi ezerin
Bahçelerde börülce
Oynar gelin görümce
Oynasınlar bakalım
Bir araya gelince
Bahçede iğde midir
Dalları yerde midir
Her gördü(ğü)nü seversin
Sendeki miyde midir
Fasulyeyi haşladım
Toprak tenceresinde
Gel yarim konuşalım
Mutfak penceresinde
Ayşe taşta oturur
Oğlan evi lokum getirir
Yeme Ayşe lokumu
Oğlan seni götürür
Karyolanın demiri
Babam verir emiri
Eğer babam vermezse
Kaçmak Allahın emri
Hopile hopile
Bıyıkları yok bile
Senin gibi oğlana
İsli mendil çok bile
Kapılarda numara
Yar oturmuş gumara
Şimdi şur dan geçecek
Sağ elinde cığara
Dambaşında ot olur
Soğuk vurur kötü olur
Bize laf söyleyenlerin
Biraz aklı gıt olur
Altın oklava derler
Nuh köyü toprağı derler
Kimse bize çıkamaz
Yaka kekliği derler
Kaynanam gabak gibi
Görümcem şebek gibi
Damat beyi sorarsan
Vitrinde böbek gibi
Vişne dalı eğilmiş
Eğilmiş de yer(e) değmiş
Biz ün(i)vers(i)tede okuyoz
Zararımız kime değmiş
SÖZLÜK:  Tırkaz: Sürgü(Kapıyı tırkazla). Hırsız içeriden olursa kapı tırkaz tutmaz.

Manilerin derlemeleri Veli Eşme tarafından yapılmıştır.

http://www.nuhkasabasi.com/

Atkaracalar

Mayıs 7, 2007

MANİLER

Karanfilim sarkarım

Açılmağa korkarım

Yar geliyor deseler

Ölü olsam kalkarım

 

Ateşim var külüm yok

Bülbül oldum dilim yok

Yar senden ayrılalı

Ağlamadık günüm yok

 

Elmayı yüke koydum

Ağzını dike koydum

Şu ellerin içinde

Boynumu büke koydum

 

Dut yedim duttu beni

Duttu kuruttu beni

Ben gurbete gidince

Yarim unuttu beni

 

Kebabı ince doğra

Geçerken bize uğra

Başka bir yar seversen

Bilinmez derde uğra

 

Mendilim bile bile

Ben düştüm gurbet ile

Yedi mendil çürüttüm

Gözyaşı sile sile

 

Mendilimin uçları

Çıkamam yokuşları

Yârime selam edin

Yedi dağın kuşları

 

Zeytin yağın şişesi

Ak gülün menekşesi

Oturmuş mani söyler

Ciğerimin köşesi

 

Can için canan hani

Bu aşka derman hani

Gönül sarayı bom boş

Beyi ben sultan hani

 

Ata bindim kuruldum

Kız ben sana vuruldum

Keşke vurulmasaydım

Çankırıya duyuldum

Şu dağlar soldu yine

Yareler doldu yine

Kaş bozuk çehre eğri

Sana ne oldu yine

 

Şu dağlar ala dağlar

Al giymiş kara bağlar

Sevdiğinden ayrılan

Kah düşünür kah ağlar

 

Deniz üstü piyade

Muhabbetler ziyade

Ölüm var ayrılık yok

Böyle and var bende

 

Yaylı yaylı havada

Bir kuş vurdum yuvada

İkimize bir ölüm

Kalmayalım burada

 

Yemenimin yeşili

Bulamadım eşimi

Yemenim sende kalsın

Sil gözünün yaşını

 

Yumurtanın sarısı

Yere düştü yarısı

Nezaketten ne anlar

Şu yezidin karısı

 

Zeytin yağın şişesi

Aşk ateşine düşesi

Gündüz gelme gece gel

Ciğerimin köşesi

 

Su gelir millendirir

Çayırı çimlendirir

Benim sevgili yarim

Dilsizi dillendirir

 

Su gelir lüle lüle

Yar gelir güle güle

Elimde yeşil mendil

Terini sile sile

 

Odam sarı boyalı

İçi bülbül yuvalı

Böyle sevda görmedim

Ben anamdan doğalı

Şu dağlar olmasaydı

Çiçeği solmasaydı

Ölüm Allahın emri

Ayrılık olmasaydı

 

Gidiyorum kalasın

Sararıpta solasın

Benim gibi yari sen

Arayıpta bulasın

 

Elimde sarı kağıt

Ağlarım saat saat

İşte ben gidiyorum

Oturun rahat rahat

 

Evinden gelen olsa

Halimden bilen olsa

Yare mektup yollardım

Çankırıya giden olsa

 

Bahçelerde hurmayım

Yeşil başlı turnayım

Başka bir yar seversem

Gençliğime doymayım

 

Su akar merdin merdin

Kim bilir kimin derdin

Ağaçlar kalem olsa

Yazılmaz benim derdim

 

Bülbülü gül ağlatır

Aşığı yar ağlatır

Ben feleğe ne dedim

Her gün beni ağlatır

 

Bahçeniz de gül varmı

Gül dibinde yer varmı

Bu akşam geleceğim

Yatağında yer varmı

 

Karanfilim buğdayım

Sen çiğne ben yutayım

O senin ettiğini

Ben nasıl unutayım

 

Karanfilim katar oldu

Hasretlik yeter oldu

Bu ayrılık sevdiğim

Ölümden beter oldu

Camilerden huu gelir

Çeşmelerden su gelir

Çekerim ayrılığı

Elimizden ne gelir

 

Şu dereler akıyor

Aşkın beni yakıyor

Gel beraber gezelim

Görenler hep bakıyor

 

Karanfilim saksıda

Bir yar sevdim gök suda

Mevlam bizi kavuştur

Akşam ile yatsıda

 

Bahçelerden geçiyor

Bir kuş gibi uçuyor

Beni kendine yaktı

Şimdi benden kaçıyor

 

Entarin mavi boya

Kenarı ipek oya

Sen beni verem ettin

Sevemedim doya doya

 

Çayır ince az kaldı

Kenarında iz kaldı

Merak etme sevdiğim

Kavuşmaya az kaldı

 

Mektubum yazılıyor

Yüreğim sızılıyor

Sarı saçlı sevdiğim

Candan beni arzuluyor

 

Mektup yazdım acele

Al eline hecele

Mektup benim vekilim

Al koynunda gecele

 

Bir yar sevdim taburda

Çok iş vardır sabırda

Ölürsek bir ölelim

Çift koysunlar tabuta

 

Pencereden kuş uçtu

Yandı yürek tutuştu,

Acıyınız a dostlar

Ayrılık bize düştü

Ruhum ihtiyar değil

Hiç kimseye yar değil

Çok sevdiğim var ama

Hiç birisi uyar değil

 

Al bağlamış başına

Rastık çekmiş kaşına

Yeniden bir yar sevdim

Girmiş on beş yaşına

   

Kamışa bak kamışa

Su ne yapsın yanmışa,

Mevlam sabırlar versin

Yarinden ayrılmışa

 

İndim dere başına

Yazı yazdım taşına

Gelen giden okusun

Neler geldi başıma

 

Karanfilsin tarçınsın

Neden böyle hırçınsın

Ne küçüksün ne büyük

Tam benim harcımsın

 

Yeşil mumu yandırdım

Pençereye kondurdum

El oğlunun yoluna

Gül benzimi soldurdum

 

Karanfili oydurdum

İçine gül doldurdum

Hayırsız yar yoluna

Gül benzimi soldurdum

 

Karanfil koydum tasa

Akşamdan girdim yasa

Yedi yıl hizmet ettim

Ela gözlü bir kıza

 

Karanfilim budama

Sefa geldin odama

Eğer candan seversen

Dünür gönder babama

 

Karanfil evlek evlek

Dadandı kara leylek

Yazı beraber geçirdik

Kışın ayırdı felek

Karanfil oyulurmu

Güzele doyulurmu

Yari güzel olanın

Kolları yorulurmu

 

Ay doğar idiğinden

Gün doğar gediğinden

Bekar oğlan bekar kız

Dönermi dediğinden


Karanfil özü ile

Kim görmüş gözü ile

Adam yardanmı geçer

Ellerin sözü ile

 

Saçaklıkta kilim var

Karşı yanda gülüm var

Güzelliğim yok ise

Yetmiş iki dilim var

 

Yüzüğüm mal taşı

Yandı ciğerim başı

Senden ayrı düşeli

Akıyor gözüm yaşı

 

İndim nane biçmeğe

Soğuk sular içmeğe

Yarim beni istemiş

Kanadım yok uçmaya

 

İncili fesli yarim

Bülbül nefesli yarim

Nerelerden geliyor

Sultan misli yarim

 

Al mendilim sendedir

Bir ucu bedendedir

Dokuz defa yar sevdim

Benim gönlüm sendedir

 

Duvarlardan aşalım

Çimenliğe düşelim

El kaldır hacet dile

Çabukca kavuşalım

 

Yedi lüleli pınar

Hep kuşlar ona konar

Yare varamadım

Yüreğim ona yanar

Gökte uçan kırlangıç

Kanadı ayruç ayruç

Beni yardan ayıran

Kan kussun avuç avuç

 

Zeytin yaprağı göktür

Arada düşman çoktur

Düşmanlar ölmeyince

Bize kavuşmak yoktur

 

Kahve pişmiş soğusun

Koy fincana durulsun

Beni yardan ayıran

Sol böğründen vurulsun

   

Giden gemi dururmu

Mektup yazsam okurmu

İkimiz bir yastıkta

Yatmak nasip olurmu

 

Ayva sarı gül sarı

Güle dadanmış arı

Oğlan kızı sevince

Halt etmiş koca karı

 

Beyaz giyme söz olur

Siyah giyme toz olur

Hep yeşiller giyelim

Muradımız tez olur

 

İndim dere başına

Sabun koydum taşına

Sevda nedir bilmezdim

O da geldi başıma

 

Karanfil olacaksın

Sararıp solacaksın

Ben annene danıştım

Sen benim olacaksın

 

Bu gün ayın onudur

Yüküm buğday unudur

Evliye gönül verme

Eve gider unutur

 

Akşam oldu gelen yok

Yemek pişti yiyen yok

Gizli sevda çekiyorum

Hiç halimden bilen yok

Yol bilen gelir yakın

Yar sevdim cana yakın

Kız Allahı seversen

Eviniz kime yakın

 

Karşıdaki boz yılan

Gözüm doldu tozunan

Benim gibi varmıdır

Bir gül iken bozulan

 

Saat onu vurdumu

Çilelerim doldumu

Seni gidi vefasız

Şimdi gönlün oldumu

 

Karşıdan gördüm seni  

Güle benzettim seni

Kıyamadım kokmağa

Ellere verdim seni

 

Kara karga olsaydım

Selvilere konsaydım

Gelen geçen yolcudan

Ben yarimi sorsaydım

 

Çimene uzanmışsın

Nar gibi kızarmışsın

Dedim tebrik ederim

Yeni yari kazanmışsın

 

Bir kuzu meler gelir

Dağları deler gelir

Kimsesiz olanların

Başına neler gelir

 

Şu giden kayıkmıdır

Gönlüme layıkmıdır

Yarim orada ben burada

Ağlasam ayıpmıdır

 

Yumurtanın sarısı

Yere düştü yarısı

Düşmanlarım çatlasın

Oldum vezir karısı

 

Aya baktım ay beyaz

Kıza baktım kız beyaz

Keseye baktım para az

Bu kız bize yaramaz

Armut daldan düşermi

Karıncalar üşermi

Sevip sevip ayrılmak

Şanımıza düşermi

 

Duvara çaktım eyser

Cemalin bana göster

Dolaştım şamı şarkı

Yoktur yarime benzer

 

Şu dağlar hali kaldı

Kuş uçtu yavru kaldı

Anahtar yar koynunda

Gönlüm kilitli kaldı

Gökte yıdız yüz altmış

Zalim kaşların çatmış

Tanrı bizi topraktan

Seni nurdan yaratmış

 

Kaşların kara imiş

Gözlerin ela imiş

Sevdanı bana verdin

Çekmesi bela imiş

 

Şu dağlar yola gelmiş

Çiçeği sola gelmiş

Ölüm Allah’ın emri

Ayrılık ola gelmiş

 

Benim yarim okumuş

Meğer bahti yok imiş

Ben yari benim sandım

Müşterisi çok imiş

 

Karanfil koptu sapsız

Goncası var hesapsız

Mektubum yüze vardı

Hepsi kaldı cevapsız

 

Aşk olur aşık olur

Çoğu sırnaşık olur

Aşıkların kolları

Herdem dolaşık olur

 

Yaşım altmış gözüm yaş

Yüreğime bastım taş

Yarimi aldı gitti

Bir vefasız arkadaş

Kaşların mildir güzel

Gel beni güldür güzel

Hanemiz ayrı ise

Kalbimiz birdir güzel

 

Siyah saçın örgüsü

Derunumda sevgisi

Arayıpta bulamadım

Buda hüda vergisi

 

Deniz dibinde midye

Şeker koydum ye diye

Kalk efendim gidelim

Saat geldi yediye


Bahçelerde mor mürdüm

Yari rüyada gördüm

O bana işmar eder

Bende bakarak güldüm

 

Eli elim de değil

Şalı belimde değil

Durmayıp gideceğim

Fırsat elimde deyil

 

Aşkından ben eririm

İste canımı veririm

Gençliğine güvenme

Sonra seni görürüm

 

Çamlar altında durdum

Ben o yare vuruldum

Gençliğime yanarım

Aşkından verem oldum

 

Çankırı’nın çarşısına

Gün doğmuş karşısına

İnsan gönül verirmi

Kapı bir komşusuna

 

Kahveler piştimi ola

O yarim içtimi ola

Gül yüzlü kömür gözlüm

Yollara düştümü ola

 

Kahveyi ağır pişir

Kirazı daldan düşür

Her kirazı yedikçe

Beni aklına düşür

Şu dağın önü güzel

Çiçeğin moru güzel

Sabreyleki gönül

Her şeyin sonu güzel

 

Çaya indim taşa bak

Kipriğin uzun kaşa bak

Bir hayırsız yar imişsin

Gözümden akan yaşa bak

 

Ocak başı yaş değil

Gümüş ibrik boş değil

Sen orada ben burda

Benim gönlüm hoş değil


Atımı atlatırım

Yemini katlatırım

İş tersine giderse

Çok düşman çatlatırım

 

Karşıdan gelen atlı

Altında kilim katlı

Anam babam hoş olsun

Hepsinden de yar tatlı

 

Kebap oldum yiyen yok

Nedir halin diyen yok

Aşk ateşten gömlek imiş

Benden başka giyen yok

 

Keklik taşta ne gezer

Kalem kaşta ne gezer

Bugün ben yari gördüm

Akıl başta ne gezer

 

Leblebi koydum tasa

Doldurdum basa basa

Yarim pek güzel ama

Azıcık aklı kısa

 

Mektup yazdım yaz idi

Kalemim beyaz idi

Yazacağım çok ama

Kağıdım pek az idi

 

Parmağında mühürü

Yeter ettin kahırı

Kahır kahır üstüne

Ver içeyim zehiri

Yattı uykuya daldı

Göğsü açıla kaldı

Bir buğsesini çaldım

Uyandı geri aldı

 

Ey benim gonca gülüm

Saçların büklüm büklüm

Baktım bir göz ucu ile

Takılıp kaldı gönlüm

 

Sevdi aldattı beni

Güldü ağlattı beni

Gittim kölesi oldum

Bir kula sattı beni


Ay doğar bedir Allah

Bu sevda nedir Allah

Ya yarimden bir haber

Ya sen ver sabır Allah

 

Güvercinim süt beyaz

Ayrı düştük biz bu yaz

Mektup eline varınca

Cevabını çabuk yaz

 

Ocak başında minder

Altını üstüne dönder

İki gözüm sevdiğim

Mektubunu tez gönder

 

Şeker ezecekmisin

Daldan düşecekmisin

Doğru söyle sevdiğim

Benden geçecekmisin

 

Altın tepsi kenarı

İçine koydum narı

Gurbet ele gönderdim

Kıvırcık saçlı yari

 

Artık vakit yanaştı

Saç topuğa dolaştı

Rüyamda seni gördüm

Yine zihnim dolaştı

 

Bulutlardan beyazsın

Kuşlardan yaramazsın

Bir halde karar etmez

Bir dalda duramazsın

Aşkım bir ince yolmuş

Üstü dikenle dolmuş

Geç kalmışım bu yolda

Geçip gidenler olmuş

 

Bu gün üç gündür güzel

Halim müşküldür güzel

Tepemden ateş çıkar

Senin aşkındır güzel

 

Kal anın ardı çınar

Hep kuşlar ona konar

Geç buldum tez kaybettim

Yüreğim ona yanar

Maniciyim ezelden

Mani bilmem tez elden

Kör olası gönlüm

Ayrılmıyor güzelden

 

Karşıda yeşil kapı

İçinde yeni yapı

Beni yardan ayıran

Dilensin kapı kapı

 

İzmirden gemi gelir

Gözümün nemi gelir

Ağla hey gözüm ağla

Ayrılık demi gelir

 

Beni soktu yılanlar

Merhem edin bilenler

Acep şehit olurmu

Yar yoluna ölenler

 

Açık giyme üşürsün

Güzellikte meşhursun

Yalınız bir kusurun var

Herkezle görüşürsün

 

Çayırda kıldım namaz

O da hakka dayanmaz

Cahilin ettiğini

Allah bile aramaz

 

Deniz mil ile olur

Sevgi dil ile olur

İki yar sevilirmi

Gönül bir ile olur

Tabağa koydum reçel

Bu günler gelir geçer

Ağzım dilim söylemez

Kalbimden neler geçer

 

İşte geldim ben sana

Merhamet eyle bana

Yarim ben ölüyorum

Derdine yana yana

 

Çekmecemin kilidi

Üstünü güller bürüdü

Sen orada ben burada

Geçen ömrüm çürüdü


Entarisi filizi

Kim bilir kalbimizi

Hafif bir rüzgar esti

Ayırdı ikimizi

 

Entarsi penbeden

Yakışıyor giymeden

Yaktın beni bitirdin

Muradıma ermeden

 

Derelerde çakıl taş

Ördeklerde yeşil baş

Öyle bir yar sevdimki

Orta boylu çatık kaş

 

Bağa girdim üzüme

Dalı girdi gözüme

Bir sözüne gücendim

Ölsem bakmam yüzüne

 

Portakalı soyamadım

Konsula kayamadım

Ne sıcak kanın varmış

Ben sana doyamadım

 

Mavi yelek mor düğme

Yine geldin gönlüme

Her gönlüme geldikçe

Kan damlar yüreğime

 

Yeşil iplik bükeyim

Derdim kime dökeyim

Yarden gelen mektubu

Kefenime dikeyim

Zeytin yaprağın dökmez

Muhabbet serden gitmmez

Bu gözler seni sevdi

Başkasına kar etmez

 

Bahçelerde sedef yar

Ölüyorum medet yar

Ben burada ölürsem

Ecelime sebep yar

 

Mektup üstünde pulllar

Sevgilim mektup yollar

Dua edin komşular

Kavuşsun hasret kollar

 

Bülbülün yuvasından

Su içtim kovasından

Ben yarime kavuştum

Erenler duasından

   

Saçım uzun kalkmıyor

Yar yüzüme bakmıyor

Yar üstüme yar sevmiş

Hiç Allahtan korkmuyor

 

Raftan aldım makası

Açtım gömlek yakası

Bizim evden görünür

Sevdiğimin odası

 

Karşıdan gel göreyim

Saçın uzun öreyim

Senin gibi zalime

Nasıl gönül vereyim

 

Şu armudun dalı var

Odasında halı var

Çankırıda çok gezdim

Benden de sevdalı var

 

Gidiyorum işte gör

Hayalimi düşte gör

Sen kadrimi bilmedin

Bir kötüye düş de gör

 

Keten gömleğim kat kat

Birini giy birini sat

Başka bir yar seversen

Kalkmaz döşeklere yat

Bu dağı aşam dedim.

Aşam dolaşam dedim.    

Bir vefasız yar için

Âleme paşam dedim.

Dağları dağlasınlar

Ben ölem ağlasınlar

Yârimin mendiliyle,

Yaramı bağlasınlar.

Su gelir bendi döğer

Göğer bostanım göver.

Ben burada garip düştüm

Her gelen beni döver.


Şeftali şitil ettim,
Yarama fitil ettim.
Ölüm ALLAH ın emri.
Mevla’ma şükür etim.


Karadır kaşın ördek.
Yeşildir başı ördek.
Her gün küt, küt gezersin.
Hanidir eşin ördek.

Gidiyorum ilinizden

Kurtulam dilinizden

Yeşilbaşlı ördek olsam

Su içmem gölünüzden

 

Duvardan iner akrep

Ağzında yeşil yaprak

Muradıma ermeden

Almasın kara toprak

 

Çıktım dağlar başına

Bağırdım hak aşkına

Beni yare kavuştur

Hasan Hüseyin aşkına

   

Şimşir yaprağın düşür

Altında kahve pişir

Yarin elden gidiyor

Aklın başına devşir

 

Sarı kurdelem ensiz

Sarardım soldum sensiz

Seni dinsiz imansız

Nasıl yatarsın bensiz

 

Çubuk ok yel benim

Kahyam mıdır el benim

Eller ne derse desin

Sen benimsin ben senin

 

Kal adan indim iniş

Çevresi türlü yemiş

Yare mektup yolladım

Kendisi gelsin demiş

 

Kalp gözün sabır taşımı

Aşka çarptım başımı

Irmak etsem diyorum

Dinmeyen göz yaşımı

 

Ekin ektim çöllere

Ben yedirdim ellere

On yedimde yar sevdim

Oda gitti ellere

 

Diz Huzuruna varayım

Çöküp yalvarayım

Sensin çalan gönlümü

Aç koynunu arayayım

 

Ata biner allanır

Bacakları sallanır.

Çalımından utanmaz,

Emanet at kullanır.

                                      

Ay ermeyiz ermeyiz,

Cama perde germeyiz.

Kaynana oynamadan,

Biz gelin vermeyiz.

                

Akşam oldu vakt oldu,

Sinem yâre taht oldu.

Benim bu kara bahtım

Bilmem ki ne vakıt oldu.

Geceler göçtü benden,

Aç gözüm doymaz senden.

Kâfir putundan dönmez,

Ben nasıl dönem senden,.

Bu dağda kuş oturur

Kuş,kuşa yem götürür

Bıldır ki şad gönlümde

Bu yıl baykuş ötüşür.

     

Manici başımısın

Cevahir taşımısın

Ayda bir mektup göndersem

Koynunda taşırmısın

 

Maniyi baştan söyle

Kalemi kaştan söyle

Benim karnım acıktı

Ekmekten aştan söyle

 

Maniye maraz derler

Güzele kiraz derler

Kime derdmi açsam

Bu dert sana az derler

 

Mektup yazdım açtımı

Oktan yaya ulaştımı

Gitti yarim gelmedi

Acep benden geçtimi

 

Su gelir akar gider

Yar gelir bakar gider

Nideyim öyle yari

Yüreğim yakar gider

 

Tarlada dolu çiçek

Benim yarim bir melek

Lakin bahtım yok imiş

Neler etti şu felek

 

Armut dalda dal yerde

Bülbül öter her yerde

Felek bizi ayırdı

Her birimiz bir yerde

 

Şu ayva yarılacak

Yar bana darılacak

Sana olan muhabbet

İkiye ayrılacak

 

Derdim baştan aşıyor

Çilem dolmuş taşıyor

Ben tek başıma kaldım

Herkes eşle yaşıyor

 

Aşkından öleceğim

Ne zaman güleceğim

Alnıma ne yazılmışsa

Şüphesiz göreceğim

 

Telgraflar direkte

Sevdam gizli yürekte

Benim iki yarim var

İkisi bir örnekte

 

Gökte yıldız yüzaltmış

Yarim uykuya yatmış

Uyku değil meramı

Sevda onu bunaltmış

 

Dağlar dağladı beni

Gören ağladı beni

Değme zincir kar etmez

Gönül bağladı beni

 

Elif üstünde cimler

Bülbül kafeste inler

Benim kalbimde sensin

Senin kalbinde kimler

 

Gidersen uğur olsun

Deryalar yolun olsun

Başka bir yar seversen

İki gözün kör olsun

 

İnci çubuk merdane

Tütünü dane dane

Benim bir sevdiğim var

Şu cihanda bir tane

 

Karanfil ekermisin

Bal ile şekermisin

Dünyada yaktın beni

Ahi rette çekermisin

 

Karanfil deste gerek

Destesi dosta gerek

Gecesi yar koynunda

Gündüzü hasta gerek

Söke Manileri

Mayıs 6, 2007

KARIŞIK MÂNİLER 1 (Söke)

Kızın adı Nazmiye
Gece gider gezmeye
Anasından öğrenmiş
İlik düğme çözmeye
Kızın adı Nazmiye
Gece gider gezmeye
Anasından öğrenmiş
İlik düğme çözmeyeSevdiğim Nazillili
Hem güzel hem işveli
Böyle kızı almayan
Ya ahmaktır ya deli

Dolapta sabun m’olur
Sevdaya sabır m’olur
Sevda çeken kızların
Tövbesi kabul m’olur

Çift sürdüm evleyilen
Başı beyaz telliylen
Sen terle ben sileyim
Bin beş yüz çevreyilen

Güzeli saran bilir
Murada eren bilir
Bir yılın bitişini
Hayatta kalan bilir

Söke benim pazarım
Kendim okur yazarım
Başka bir yâr seversen
Ateş olsun mezarım

Bil bakalım nelerim var
Şeker şerbet dillerim var
Bir küçük nazlı çiçeğim
Derilecek güllerim var

Dut dibinde siniler
Vurulunca iniler
Gurbetteki yârimin
Kulakları çiniler

Patlıcanın moruna
Yandım marul donuna
Yemin ettim vallahi
Çıkacağım yoluna

Gökte uçan tayyare
Selâm söylen o yâre
Ben yârime doymadım
Bulun bana bir çare

Ekinim ekilirken
Dibine dökülürken
Kız saçından kes gönder
Kefenim dikilirken

Tütün diktim söküldü
Yaprakları döküldü
Eller yârim dedikçe
Garip boynum büküldü

İndim daldan budaktan
Şeker aldım dudaktan
Bileydim ayrılık var
İndirmezdim kucaktan

Dalaman mazıları
Çift otlar kuzuları
Mevlâm bir bize yazmış
O güzel yazıları

Halı kilim perdedir
Kışla yolu nerdedir
Bütün dünyayı gezsem
İlle gözüm sendedir

Giderim yolum bütün
Elimde paket tütün
Kız ben seni almazsam
Anan yansın büsbütün

Yola çıktım ben kandım
Ateşe düştüm yandım
Bütün arabalarda
Seni geliyor sandım

Denizde taşkın oldu
Görenler şaşkın oldu
Dost düşman bunu bilsin
Yâr bana düşkün oldu

Ay doğar ayazlanır
Gül açar beyazlanır
Asker yârim görünce
Hem güler hem yaslanır

Bahçelerde kızılcık
Yârim saçın kıvırcık
Anan baban duymadan
Konuşalım birazcık

Pencerenin dilberi
Açılıyor gülleri
Beni aşka düşüren
Onun tatlı dilleri

Kahvenin piştiği yer
Dökülüp taştığı yer
Güzel çirkin demiyor
Sevdanın düştüğü yer

Ay doğar sini gibi
Sallanır servi gibi
Şu karşıki güzeller
Aydın’ın gülü gibi

Rüzgâr var fırtına var
Ne olur yakına var
Sevdiğim köylü kızı
Ellerinde kına var

Kerevizi haşladım
Doldurmaya başladım
Ramazan gitti diye
Ağlamaya başladım

Tren yolu demirden
Yeşil gözlü Feride’m
Girmeden on beşine
Sensin beni delirten

Hayvanım var bağım var
Sepetimde yağım var
Kavuşursam yârime
Koç kurban adağım var

Bizim köyün kızları
Sürmelidir gözleri
Kızlara baka baka
Kaçırdım öküzleri

Bahçede güller doldu
Goncalar açıp soldu
Sen benimsin sevdiğim
Annenin gönlü oldu

Kaleden iniş olmaz
Ham demir gümüş olmaz
Güzele gönül verdim
Ölüm var dönüş olmaz

Bahçelerde al direk
Suyu nerden indirek
Aramız uzak düştü
Yâre mektup gönderek

Bülbül güllerde öter
Otlar çayırda biter
Seninki senin olsun
Benimki bana yeter

Oyhan Hasan BILDIRKİ

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.