Atkaracalar

Mayıs 7, 2007

  ATKARACALAR DAKI BAZI UYGULAMALAR

 

 

Cumhuriyetin ilanindan sonra devletimizin savaslardan yeni çikmasi, devlet bütçesinin yetersizligi yüzünden halka birtakim agir vergiler getirilmek zorunlulugu hâsil olmustur. Halkta varini yogunu savaslara yardim için vermesi ve her evden bir iki tane askere gitmeleri ve sehit olarak geri dönmemeleri sonucu çalisacak adamin az olmasi dolayisiyla koyulan vergileri ödemekte zorlaniyorlardi. Getirilen vergilerin basinda YOL vergisi ve ASAR vergisi konulmustur.

YOLVERGISI: Devletin halktan yürüdügü yola karsilik aldigi vergidir.

ASAR VERGISI: Bu vergide halkin bir yil boyunca ektigi ekinlere karsilik devlete verilmesi gereken vergidir. Ilk uygulamaya girdigi zaman ÇÖP KESME usulüyle alinirdi. Çöp kesme: Ekilen ürüne karsilik devlete verilmesi gereken bir miktar para. Vatandasta para olmadigi için tahsilâtta müskülat çekiliyordu. Devlette para almada basarili olmayinca elde edilen tahilin bir kismini alarak karsiliyordu. Alinan ürünlerin basinda bugday, arpa, fig, kaplica ve burçak olarak alinirdi. Çöp kesme usulüne göre tarlada biçilen ekinler yigin veya yagalak yapilir, SAHNA denen devlet görevlileri gelerek bu yigindan bu kadar ekin çikar bunun yarisi devletin diyerek kayit altina alir. Ekinleri elde edildikten sonra yarisi devlete teslim edilirdi. Örnegin Sahna 50 ölçek yazmissa 25 ölçegi devlete verilirdi. Çöp kesme sisteminden sonra ASAR vergisi ÖSÜR sistemiyle toplanmaya basladi.

ÖSÜR SISTEMI: Bu sisteme göre Sahnalar bu kez tarlada degil harmanda savrulup tanelere ayrilan ÇEÇ adi verilen tahil yiginina ÖSÜR adi verilen damgalarla ekinleri damgalarlar. Tahil sahibi çeçe elini süremez, Sahna esliginde gelen tahil toplayicilar çeçi ortadan ikiye bölerek yarisin devlete yarisini da ev sahibine birakirlardi. Damgalari bozanlar agir cezalarla cezalanirdi..

 

1944 yilinda alay komutani SADIK ALDOGAN komutasinda bir askeri birligin Atkaracalar a gelerek bir süre ORTA HARMANDA konakladiklari Hoca mahallesinden geçen Sögütler içi deresinde çamasirlarini mahalle kadinlarina yikattiklarini ve bu yikama isine karsilik askerlerin mahalle de çamasir yikayan kadinlara SABUN verirlerdi. 1944 lerde sabun bulmak çok zordur.(Annem Miyase TEZCANOGLU anisi).

ATKARACALAR DA VUKU BULAN BAZI OLAYLAR

Kurtulus Savasinda Atkaracalar dan bazi kisilerin askeri çagrilari göz önünde bulundurmayarak askere gitmedikleri,savastan kaçarak daga çiktiklari söylenir.Bunlarin içerisinden ikisi HAMAZ ALI ve Esmanin Ogludur.Dagda bulunmalari süresince suç oranlari atmis,her yerde aranir duruma gelmislerdir.Aramalar yogunlasinca arkadaslariyla iddialasarak sehre inerek gezeceklerini söylerler.Gezersin-gezemezsin en sonunda Hamaz Ali ile Esmanin oglu biri kör olur digeri de onu gezdiren dilenci kiligina girerek sehre inerler,sehri gezerek daga geri gelirler.Bu ikili Ilipinar köyü arkasindaki inlere belirli bir miktar para ve altin sakladiklarini döndüklerinde yerini bulamadiklarini söylemisler.(Yaslilarin anlatimi).

Ahmet aga gilin GÖKAN dede (Ramazan aga) Öldügünde kefen bulamazlar. Bir eski yatak çarsafini kefen yaparak tabuta koyarlar. Bu kez de cenazeyi götürecek cemaat bulunmaz. Bir çit öküz arabasiyla mezarliga tasiyarak defnederler.

 

Hafiz oglu Fehmi Dede sonbaharda çift sürerken ikindi ezani okunur. Ben namazimi kilayim öküzlerde biraz dinlensin der ve namaza durur. Fehmi dede namazdayken tohumu tasidigi esegine bir kurt saldirir. Baslar esegi yemege. Fehmi Dede durumu görür ama selam vermeden namazi terk edemez. Kurtta esegi bir güzel yer.(Oglu Hüseyin Özdemir anlatimi)

Atkaracalar MollaOsman Mahallesinde oturan DELI GIZGIL diye bilinen sülalenin hanimlarindan biri bu gün izi bile kalmayan eski ERES Köyünden çira ile Hoslambar köyüne kina yakmaya gittiklerini söylerdi..Semsigilin dedesi olan SEMSI AHMET in hanimi Hoslambar köyünden Karacalara gelin geldigini söylerdi. (BEKIR ÖZDEN anisi)

Haymanada Tasli Tepede Yunanla savastim. Atkaracalardan silah arkadaslarim olan Küçükmehmetgilin Ali ELVAN, Kuloglugilden Süleyman yanimda sehit düstüler. Künyelerini aldim Atkaracalara gönderdim. Gediz ve Kütahya da Beylik Ahirina kadar geri çekildik. Sakarya nehrinden mandalari (Kömüs) duba yaparak karsiya geçtik. Savasi kazandik. Gebze ve Yarimca da Yunan maglup olunca oradan terhis oldum.(Hasangilin Hasan TEKIN anisi).

 

SER NAMAZI: Sogukoluk Yaylasi altinda ekili olan tarlalarin sabahin erken saatlerinde çobanin birisi sürüsünü salarak ekinleri davarlara yedirmeye baslar. O esnada tesadüf oradan geçen devrin mahalli idarecisi olayi görür. Bunu gören çoban hemen namaza durur. Sürüyü tarladan çikaran idareci çobanin basinda namazdan çikmasini bekler ama nafile. Çoban bir türlü namazdan çikmaz. Yarim saati geçmis olmasina ragmen yine namaza devam ede. Yöneticinin sabri tasat. Omuzlarindan tutarak Ögle degil Aksam degil sen ne namazi kiliyorsun der. Çobanda basini kaldirir SER namazi kiliyorum Ser namazi der.

Zamanin valisi belediyeyi ziyarete gelir .Dairede kasabanin sorunlari görüsüldükten sonra birazda kahveleri ziyaret edelim halkla sohbet edelim der.Belediye baskaniyla binadan çarsiya inerler.Kahvenin birinin önünde bes kisi oturup sohbet ediyorlardir.Vali yanlarina yaklasarak kendisini tanitir ve sohbetlerini dinlemek ister.Tabi o sirada kendilerini tanimak ister.Oturanlar kendilerini tanitmaya baslar.

Ben Gabukgilin BEKIR
Ben Kurt BEKIR.
Ben Kürt BEKIR
Ben Çürük BEKIR
Vali hemen besinci adini söylemeden söze karisir.
Sende mi Bekirsin ?
Besinci kiside hayir efendim ben karisik degil SADE BEKIRIM der.

Rahmetli Kadir Efendi ile Hava gilin Ömer öz çayirlarda ot biçme zamani çayir biçerken çayirlari birbirine sinir oldugu için sinirdaki otlari biçme konusunda anlasmazliga düserler. Ortaligi yatistiracak birilerinin de orada olmayisi yüzünden tartismani siddeti artar. Havagilin Ömer Öz tirpani kaptigi gibi Kadir Efendinin üzerine yürür.

(Ömer Öz’ün tirpanla üzerine geldigini gören Kadir Efendi Ömer agaya seslenerek

— Ömer Efendi sen ne yapiyorsun. Kendine gel
— Zira elindeki alet kesici bir alettir.
— Ya senin canini acitir yâda benim.
—Gel sorunumuzu aletle degil bileklerimizle halledelim der
Kadir efendi çok agir basli kasabanin seçkin kisilerinden biridir.)
(Rahmetli Ömer Öz komsumuz olup anilarindan çok faydalandim.)

Üsküdar iskelesinden Besiktas’a sefer yapan kayikçi hemserilerimizden Karamangilin Kara Mehme’in kayigina bir gün bir subay biner. Denizin tam ortasinda subay kayikçi hemserimize nerelisin diye sorar. O da cevap verir.

Karacalardanim
Babanin adi ne?
Kara Ahmet.
Annenin adi ne?
Kara Ayse.
Hangi mahalledesin?
Kiran Mahallesinden.
Kimlerdensin?
Karaman gil den.
Adin ne?
Kara Mehmet.
Be yavrum hep kara hep kara zift mi kesildin mübarek.

Hocagiz gillerden Nami diger topal BEKIR bir gün Asigin Kavagin dibinde,Küçükmehmetgilin Hüseyin’e (Müdür Hüseyin) gazete okurken agacin tepesindeki leylek asagiya üzerlerine pislemeye basliyor. Elinde okudugu Hocagiz gillerden nami diger Topal Bekir bir gün asigin kavagin gölgesinde gazete pisleniyor. Bu olaya sinirlenen ve koyu Demokrat Partili olan Topal Bekir leylege hitap ederek;Görülüyor ki sende Halk Partilisin. Bizi çekemedin. Fakat bizim ne demokrat kartallarimiz var Bir gün senin tacini tahtini yiktirmazsam bana da Bekir Okursoy demesinler diye leylekle kavga eder.(Atkaracalar Gazetesi )

 

Bir gün yine bizim köylü kayikçilardan Akçagilin Odabasinin kayigina bir Osmanli zabiti biner. Aralarinda söyle bir konusma geçer.

Hemserim sen askerlik yaptin mi?
Evet yaptim.
Nerede?
Asarin Kalede,Büklü Adada,Kepez Ovasinda ve Kumpinardan teskereyi aldim..
Osmanli zabiti sakalini sivazlayarak.,
Osmanli topraklarini hep gezdigimi zannediyordum ama daha bilmedigim bir sürü yer varmis.(Atkaracalar Gazetesi KADIR Ceceli)

 

Kirk sene camide müezzinlik yapan Mazingilin Ömer (Karacalar degimiyle müezzine mazin denir) bir gün ramazanda alaturka bir saat ile Aksam ezanini on bir buçukta okumus. Hemen çikmislar. Ne yaptin yahu daha ezana yarim saat var diyenlere zaten bu millete de iyilik yaramaz. Ramazanda ezani yarim saat önce okudum yine yaranamadim.(Atkaracalar Gazetesi Kadir Ceceli)

ABBAS DEDE den: Abbas dede Belediye baskanligi yapan Ali AKÇAOGLU nun babasidir. Dede yemeyi içmeyi çok sever. Bogazina çok düskündür. Hosislamlarda duman tütse oraya üsenmeden giderek yemek ister. Abbas Dede yaslanir kuvvetten düser: Evden çikamaz hale gelir. Evde saçi sakali uzar. Tiras vakti gelir. Kasabanin berberlerinden Berber Mehmet’in oglu Mesut ULUSOY dedeyi tiras etmeye gider. Yaninda arkadas olarak dayiogullari Hüseyin Bayraktar ve Ferhat Bayraktar’i götürür. Berber hem tiras eder, hem de yanindaki gençleri Abbas Dedeyle tanistirir.

Dedeye derki dede bu benim dayimin oglu senin komsun. Bir evin bir oglu oldugu için annesi her istedigini yapiyor. Dede hemen “ yemek olarak ne yaptirir “ diye sorar. Ferhat hemen atilir. Dede bizim evde tavuk kesildi, baklavada pisirildi. Annem çesitli yemeklerde yapiyordu, zannediyorum bamyada vardi. Dedenin agzi sulanmaya baslar.

O arada berber dedeye derki; Dede yakin komsun. Bunlarin hepsini yiyemez. Yarin bunlarin yarisini atarlar. Birazda suradaki yasli Abbas Dedeye götürelim diye düsünmez ki. Öteki dayioglu Hüseyin’de berberi destekler. Abbas Dede iyice dolmustur. Tirasta tam yaridadir. Abbas Dede dayanamaz Sizi esek oglu esekler deyip yanindaki bastonuyla üçünü de merdivenden asagi kovalar.

Kasabamizdan rahmetli Göcen Sakir diye bilinen hemserimizin kümesine bir tiki dadanir. Tilkiyi kovalamaya gelen köpeklerde oradan ayrilmaz hep tavuklarini yerler. Hayvanlarina zarar verirler. Göcen SAKIR de asagidaki AGITI yazar.

Sava gasinin tepesi doruk.
Tilki civcivleri yedi çabuk, çabuk.
Tilki seni asturun.
Kara kanlar gusturun.

O bir yumurtadan çikar.
Ben yine gürük basturun.
Sava gasina yaptirdim,
Sepetten dünek.

Civcivleri yedi bu kez kara köpek.
Hadi bi da gelinde görek.
Göcen Sakirde var,
Mangal gibi Yürek,

Bu agiti kahvede çalisirken kendisinden dinledim. (Yadigar Tezcanoglu.)

             Saban Demiri Saklama

       İlçemizde  traktör gelmeden önce çift  hayvan güçünden yararlanarak sürülürdü. İşte Sabanla çift sürüldüğü dönemlerde tarlalar sürülür ve aktarma (nadas) edilirdi. Tarlalar  sürülürken    çiftsürülen sabanın toprağı işleyen uç kısmına özel olarak yapılmış SABAN DEMİRİ ismi verilen bir  parça  takılırdı. İşte bu dönemde tarlasını sürmeye giden bir hemşerimiz,o gün akşama kadar tarlasını sürer , tarla bitmez.Sabanla boyunduruğu tekrar eve götürmek istemez.Tarlaya bırakır. 

     O dönemdede bir hırsız saban demirlerini çalmaya başlar.Hemşerimizin aklına saban demirini saklamak gelir. Saban demirini saklayacağı yeri düşünmeye başlar.Tam o sırada gökyüzünde beyaz bir bulut vardır.Tamam buldum der. O beyaz bulutun altını hizalar.Tam altına saban demirini saklar. Ertesi gün sabah tarlaya gelir.Öküzleri sabana koşar. Demiri sakladığı aklına gelir.Kafasını yukarı gök yüzüne çevirif beyaz bulutu aramaya başlar.Tabii ne bulutu nede işaret vardır.Hırsızdan korumak isterken keskin zekası yüzünden saban demirini kaybeder.

http://www.atkaracalarim.com/Sayfa_Modul.asp?nedir=sayfa&id=41

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: