Halý kilim sanatý ve sosyoloji

Mayıs 7, 2007

Sayýn arkadaþlar, 1996 yýlýndan beri saha çalýþmasý yaptýðým konu hakkýnda görüþüm ana hatlarýyla aþaðýda olup detaylý bilgiye ve bazý makalelerime nihayet tamamlayabildiðim http://www.sosyalbilimler.org adresinden ulaþabilirsiniz.

 Konu hakkýnda çalýþmalarým devam etti için sizden gelecek olumlu veya olumsuz her türlü eleþtirinin çalýþmalarýna katký yapacaðý inancýyla saygý ve sevgilerimi sunarým.

NOT: Adres listemdeki bazý arkadaþlar iletimden ötürü rahatsýz olabilirler. Onlardan þimdiden özür diliyor, bildirdikleri anda listemden çýkaracaðýmý duyuruyorum.

MERHABA,

Bilindiði gibi halý-kilim kültürü Fars ve Türklerin dünya kültürüne bir hediyesi olarak bilinir. Ancak bu konuda ilk defa halý-kilimi hangi milletin dokuduðu önemli tartýþma alanýný oluþturmaktadýr.

Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Enstitüsü’nün müdürü J. Strzygowski “Türkiyat Mecmuasý” (1926-1933, Cilt II) nda yazdýðý geniþ kapsamlý bir makalesinde “eðer Türkler konuyu kendiliklerinden ele alýp ciddi olarak inceleyemezlerse sanatlarýnýn çok eski bir geçmiþi olduðunun hümanistlerce tetkik ve kabulünü beklememelidirler” diyerek Türk bilim adamlarýna bir hatýrlatma yapmaktadýr.

Bu konuda Rus etnograflarýndan A. Miller’de  1924 yayýnlanan “Doðunun Halý Mamülleri” adlý eserinde aynen þunlarý yazmaktadýr: “Fars dokumalarýnda hakim olan ‘çiçek ve bitki’ motifidir. Kafkasya’da arkeolojik kazýlarda ortaya çýkarýlan höyüklerdeki halý motifleri tamamýyla 14-15.yy göçebe Türklerin nakýþlarýyla aynilik gösterir. Kafkas dokumacýlýðýna Türklerin bu katkýsýný görmezden gelemeyiz”. Diðer yandan yazar halýcýlýk tarihi hakkýnda da þunlarý yazar: “Halý eþyalarýnýn üreticileri sadece Türk kabileleridir. Bunlardan bazýlarýný sayacak olursak: Türkmen, Karakalpak, Özbek, Masaget ve Kýgýzlardýr. Özellikle göçebe Kýrgýzlarda halýcýlýk, göçebelik hayatýna iliþkin yaþama ve ihtiyaçlarla sýký iliþkiler sergiler. Bu konuda 15.yy.da Timurleng’in sarayýný ziyaret etmiþ Ýspanyol gezgin Clavicho’da bize tanýklýk eder. Ayrýca Türkistan’ýn yerleþik halklarýndan Sart ve Tacikler halýcýlýkla uðraþmazlar”.

Bilindiði gibi Türk halý-kimlerindeki damgalarýn ana özelliði “simetrik” yani geometrik, buna mukabil Fars halý-kilimlerindeki damgalarýn “asimetrik” oluþudur. Farslar belli bir damgayý deðil, eþitli þekillerde çiçek, bitki insan ve hayvan sureti gibi nesneleri dokurlar.  Yani Türkler genelde soyut, Farslar ise somut nesneleri dokumuþlardýr.

Halý-kilim tarihi ve kültürü Türk sosyal bilimcilerince yeterli düzeyde araþtýrýlmýþ deðildir. Özellikle konu amatör araþtýrmacýlar ya da halk bilimciler tarafýndan genelde tasvir þeklinde veya bir þehir-bölge esas alýnarak kültür tarihindeki yeri dikkate alýnmadan incelenmiþtir. Ancak bazý önemli sayýlabilecek çalýþmalar olsa da onlarda da karþýlaþtýrma tekniði kullanýlmamýþtýr.

Bazý valiliklerce hazýrlanan kitaplarda bu konu hakkýnda bolca bilgi bulmak mümkündür. Mesela Hakkari valiliðince hazýrlanan “Hakkari Kilimleri” adlý eserde “ Hakkari yöresinde dokunan kilimler onu dokuyan boyun ve aþiretin adýný alýr. Belli bir aþiretin adýný alan kilim bir baþka aþiret tarafýndan dokunsa bile ilk dokuyan aþiretin adýyla anýlýr. Jirki, Herki gibi aþiret  adýyla dokunduðu gibi kiþi ismiyle de dokunmaktadýr. Gülhanife, Gülsarya gibi. Bazen de kilime iþlenen desenlere göre isim alýr. Gülhezar, Gülgever, Lüleper gibi”.  Ayný mantýk Þýrnak valiliði tarafýndan hazýrlanan “Ýpek Halý ve Yöresel Kilim Motifler” adlý broþürde de görülmektedir. Burada sadece “Gülsarya” adý “Gülsariye”, “Jirki” ise “Jirkan” olarak zikredilmiþtir. Benzeri anlayýþlarý Türkiye’de bu konuda yapýlan araþtýrmalarýn hemen hepsinde görmek mümkündür. Her iki eserde de “Gülsariye-Gülsayra” damgasý için “bu motif Sariye isimli bir bayan tarafýndan yapýldýðý için adýna izafeten bu isimle anýlmýþtýr” denmektedir.

Bazý araþtýrmacýlar ise halý ve kilimciliðin “Kürtlere özgü” olduðu yazmaktadýrlar. Mesela Dr. Cemþid Bender, “Kürt Tarihi ve Uygarlýðý” (Kaynak Yayýnlarý, Ýstanbul, 2000), adlý eserinde þunlarý yazar: “Tanýnmýþ halý bilginleri de halý ve kilim dokumacýðýnýn Kürtler tarafýndan icat edildiðini, bu sanatýn sonradan ortaya çýkan Ýranlýlarla Türklerin Kürtlerden öðrendiklerini öne sürmektedirler… Halý ve kilimin vataný Zaðros yöresinde. Ýlk dönemlerde Kürtler Mezopotamya’nýn sazlýk bölgelerinden kesip iþledikleri sazlarla ilk dokuma örneklerini yerlere serdiler. Ancak atýn ehlileþtirilmesinden sonra ayný halk yününden yapýlmýþ keçe sanatýný yarattý”.

 Bilindiði gibi atýn Türkler tarafýndan ehlileþtirildiði konu kakýnda çalýþan dünya tarihçileri tarafýndan kabul edilmektedir. Ayrýca bilindiði üzere atýn deðil koyunun ve türlerinin yünü olur.

Kültür Bakanlýðý tarafýndan yayýnlanan Güran Erbek, Anadolu Motifleri Sergisi (Ýzmir, 1986), “Anatolian Kilims” (Ankara, 1995) ve  Mine Erbek “Çatalhöyük’ten Günümüze Anadolu Motifleri” (Ankara, 2002), adlý eserlerde Türkiye’deki halý-kilimlere kimlik veren damgalar Anadolu’da yaþamýþ tarih öncesi haklarla iliþki kurularak anlatýlmaktadýr. Mesela her iki eserde de  yukarýda söz konusu olan  “Güsayra-Gülsayre”nin dokuduðu damga, Anadolu’da yaygýn kullanýlan adýyla “Elibelinde” olarak adlandýrýlmýþ olup Çatalhöyük, Ahlatlýbel, Hacýlar kazýlarýnda bulunan “Anatanrýça”dan kaynaklandýðý þöyle yazýlmaktadýr: “Anadolu kilim ve halý dokuma tekniklerinde karþýmýza çýkan “elibelinde motifi” bu heykelciklere benzer formdadýr. Dokumalardaki tüm motifler kadýnýn kültürel birikiminin bir yansýmasýdýr”.

Görüldüðü gibi Türkiye’de çeþitli yörelerde dokuna halý-kimlerdeki damgalar, yöresel kalýndýðý, yani karþýlaþtýrmalý yapýlmadýðý için çok zorlama bir mantýkla “Anatanrýça” ile ya da Kürtleri Türklerden farklý düþünmenin getirdiði anlayýþla izah edilmeye çalýþýlmaktadýr.

Ancak ne enteresandýr ki söz konusu kilimlerdeki  “damgalar-semboller” Türk kültürünün hakim olduðu her alanda görülmektedir. Özellikle Sovyetler birliði zamanýnda Ruslarýn yayýnladýðý eserlerde Türk haklarýnýn halý-kimlerinde “elibelinde” damgasý çokça tespit edilmiþtir. Hatta Sibirya da yapýlan çalýþmalarda ayný damgayý görmek mümkündür. Üstelik o damgalarý zorlama çizimlere gerek kalmadan, o insanlarýn bilinen tarihi arkeolojilerinde görebilirsiniz.

Bilimsel bir çalýþmanýn  ana temelini, olmasý gereken deðil, olan ve onun nasýl olduðunu oluþturmalýdýr. Aksi takdirde yerel ve siyasi kalmaktan uzaklaþmak önemli ölçüde mümkün deðildir.

Mustafa AKSOY
http://www.haberakademi.net
http://www.sosyalbilimler.org/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: