Ardahan Aşıklar

Mayıs 8, 2007

Aşık Şenlik
Aşık Şeref Taşlıova
Aşık Sabri Şimşekoğlu

Aşık Sümmani

Aşık Murat Çobanoğlu

Aşık Yener Yılmazoğlu
Aşık Orhan Üstündağ
Aşık Maksut Koca Feryadi
Aşık Vahit Köroğlu
Aşık Zülali
· 1: SABRİ ŞİMŞEKOĞLU- HİCRAN ALAYLARI
· 2: Murat Çobanoğlu – Kiziroğlu
· 3: Murat Çobanoğlu – Bir insan Varından
· 4: Atem Tutem Men Seni
· 5: Murat Çobanoğlu – Bir Sözüm Var
· 6: Murat Çobanoğlu – Çoban Kızı
· 7: Hinkal Türküsü (Hangel Türküsü)
· 8: Ardahan Potpori
· 9: Murat Çobanoğlu – Çoban Kızı
· 10: Sen Yanasın Toyugu Calan

HALK OZANLARIMIZ VE ŞİİRLERİ

Ülkemizde halk şairleri ve halk hikayecilerinin en çok yetiştiği yöre Ardahan’dır. Bunun birçok sebebi vardır. Başta 93 Harbi olmak üzere 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı ve bunun sonucunda 40 yıl anavatandan ayrı kalmak gelmektedir. Düğün ve derneklerde saz şairleri ile halk hikayecilerimiz can kulağı ile dinlenen insanlardır. Milli acıları, edebi ve milli duyguları besleme ve doyurma isteği başta gelir.

İster saz vurmayan veya Ehl-i Dil, ister saz çalan deyişler söyleyen aşık, isterse yalnız halk deyişleri ve manzume yazanlar olsun, Ardahan ili en zengin halk şairleri ve hikayecilerinin ocağıdır denebilir. Yüzlerce halk şairi ve hikayecisi ile Ardahan’ın ne denli büyük bir mirasa sahip olduğu artık bütün yöreleri ile biliniyor ve takdir topluyor.

AŞIK ŞENLİK

Aşık Şenlik 1233/1850 yılında Çıldır ilçesinin Suhara (Yakınsu) köyünde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Hasan’dır. Babası orta halli bir çiftçi olan Hasan yöredeki her çocuk gibi Aşık Meclislerine, Destan ve Cenk hikayeleri dinlemeye meraklıydı. Her akşam babası ile birlikte ya Aşık Meclislerine gider veya Köy Odalarına gider cenk, destan veya Şehit Menkıbeleri dinlerdi.

Aynı zamanda bir av tutkunu olan Hasan on dört yaşına geldiğinde bir gün ava gider ve uyuya kalır. İki gün boyunca uykuda kalır ve kendisini aramaya gelenlerin sorması üzerine “Aşık Şenlik” mahlası ile söylediği ilk şiirinde şairlik kudretini bulduğunu, rüyasında Allanın cemalini gördüğünü ve kudretten ders alarak Arapça, Farsça ve İbranice dillerini öğrendiğini söyler.

Aşık Şenlik ne bir Medrese eğitimi görmüş ne de bir hocadan ders almıştır. Ancak üstün zekası ve keskin hafızası sayesinde elde ettiği bilgilerle bu açığını gidermiştir. Ahılkelek’li Aşık Nuri’der saz çalmasını öğrenen Şenlik’in ünü hızla yayılır.

1913 yılında davet edildiği Revan’da Revan Hanlarının en ünlü aşıkları ile karşılaşır ve onlara karşı üstün gelir. Bunun üzerine Aşıkları yenilen ve kendi itibarları azalan Revan Hanları Aşık Şenliğin yemeğine zehir koyarlar. Revan’da hastalanan Şenlik Çıldır’a gelirken Arpaçay’ın Dalaver köyünde ölür, cenazesi Suhara’ya getirilerek burada toprağa verilir.

Aşıklık geleneğinin en önde gelen ustalarından biri olan Aşık Şenlik, yaşamı boyunca birçok çırak yetiştirmiş ve kendisinden sonra gelen birçok aşığı etkilemiştir. Yaşadığı dönem itibariyle Rus işgalini gören, göç ve felaketlere tanık olan Şenlik’in edebi kişiliği bu duygularla şekillenmiştir. Aşık Şenlik şiirlerini divani, koşma, yedekli koşma, tecnis, şeki/sicilleme,, destan, türkü ve bayatı gibi halk şiir türleriyle eserler vermiştir.

Aşık Şenlik’in 1877-1878 Türk-Rus savaşları üzerine yazdığı ünlü “93 Koçaklaması” şöyledir:

CAN SAĞ İKEN YURT VERMEYİZ DÜŞMANA
Ehli İslam olan eşitsin bilsin
Can sağ iken yurt vermeyiz düşmana
İsterse uruset neki var gelsin
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Gurşanın gılıncı geyinin donu
Gavga bulutları sardı her yanı
Doğdu göç yiğidin şan alma günü

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Asker olan bölüh bölüh bölünür
Sandınızmı Kars Kalesi alınır
Boz atlar üstünde gılıç çalınır

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Kavga günü namert sapa yer arar
Er olan göğsünü düşmana gerer
Cemi ervah biznen meydana girer

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Ben Asfer’dir bilin urusun aslı
Orman yabanisi balıhçı nesli
Hınzır sürüsüne dalın kurt misli

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Hele Al’Osman’ın görmemiş zorun
Din gayreti olan tedarik görün
At tepin başkesin kazağı kırın
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

Şenlik ne durursuz atları minin
Sıyra gılınç düşman üstüne dönün
Artacahtır şanı bu Al’Osman’ın
Can sağ iken yurt vermeniz düşmana

AŞIK ZÜLALİ

Aşık Zülali 1873 yılında Posof’un Suskap (Aşık Zülali) köyünde doğmuştur. Asıl adı Yusuf KÖKTEN’dir. İlk tahsilini köyünde yapmış medreseyi ise Digor’da tamamlamıştır. Kültürlü bir zat olan dedesinin eğitiminde önemli etkileri olmuştur. Aşık Zülali İstanbul’da müderris olan ağabeyinin yanına giderek orada medrese eğitimine devam etmiş ve Arapça-Farsça öğrenmiştir.

On iki yaşında iken gördüğü iki rüya ile Bade içmiş ve Halk Aşığı olmuştur. Bu tarihten sonra “Zülali” mahlası ile şiirler söylemeye başlamıştır. 1893 yılında Bursa’ya giderek Posof ve Artvin’li 93 muhacirlerini ziyaret etmiş ve orada Hamidiye Ziraat Mektebi’ne girerek üç sene okumuştur. 1896 yılında bir hastalık sebebiyle Posof a dönmüş ve yöre halkını düşman işgaline karşı bilinçlendirmeye çalışmıştır. 1904 yılından itibaren sazı bırakarak mekteplerde Türkçe ve Din dersi hocalığı yapmaya başladı. 1910 yılında Bursa’ya, oradan Afyon’a göç etti. 1946 yılında Eskişehir’in Çifteler ilçesine geldi, burada imamlık yaptı. 18.12.1956 tarihinde Eskişehir’de vefat etti ve Çifteler ilçesinde toprağa verildi.

Devrinin en önemli üç aşığından biri olan Şenlik (Çıldırlı Aşık Şenlik, Narmanlı Aşık Sümmani) savaşların ve felaketlerin olduğu bir dönemin çocuğu olarak yetişti. Bulunduğu dönem itibariyle çok zor olmasına rağmen okuyarak kendisini aydın bir insan olarak yetiştirdi. Yaşamı boyunca çok yer değiştirmek zorunda kalması nedeniyle aşk, tabiat, gurbet, ayrılık, memleket sevgisi, yoksulluk, nasihat, tasavvuf ve sosyal hadiseler onun şiirinin başlıca temasını oluşturur.

AĞIR AĞIR
Üstadından öğüt istersen gönül
Var otur yanında kal ağır ağır

Herkesin ağzından akmaz şeker al
Düşünde edebin al ağır ağır

Her işin acele eyleme aman
Biraz sabreyle ki devrolsun zaman

Aleme bak sen de al elen keman

Elin arkasından çal ağır ağır

Bakarsın yok iken var olduk neden
Vücut yavaş yavaş tam olur beden

Çekirdek topraktan biter bir fidan

Büyüdükçe açar dal ağır ağır

Kimi gider bir namerde kul olur
Kimi yoksulluktan yanar kül olur
Yağmur yağar damla damla göl olur

Kimi böyle yığar mal ağır ağır

Kötü işten vazgeç kimse kınamaz
Terket o san’atı baktın yaramaz

Bakarsın bir kimse hasır bulamaz
Sonunda giyinir şal ağır ağır

Zülali, pir’inden öğüt al bari
Başın aşağı tut bakma yukarı
Günde onbin çiçek dolaşan arı
Kovanında yapar bal ağır ağır

Yöremizin bu ünlü iki aşığı 1890 yılında Çıldır’ın Suhara köyünde bir araya gelerek bir atışma yaparlar. Bu atışmanın bazı bölümleri şöyledir:

ŞENLİK:
Yine fikrim hayallandı uğraşır nara ile
Tabibsiz derdi çekerim melhemsiz yara ile

Arz ediben gitsem eğer pirin öz diyarına

Menzilim bin yıllık yoldur tükenmez bir ay ile

ZÜLALİ:
Yaman baktım çekti leşker bir ulu duğra ile
Fethetti burcu semayı döğüşür sahra ile

Sağolmaz yara çekeriz nah-nuyi kısmette biz

Eğerki Eflatun gelse tabib-i kübra ile

ŞENLİK:
Deli gönül bülbül olup dünyayı bir dağ bilir
Hesap etse şecereni budağı-be-budağı bilir
Kef nunu’u zemin arşı kafi azim dağ bilir

Yedi iklim çar köşeyi dolaşır sıra ile

ŞENLİK:
Nice defne vardır viranelerde
Benim gibi viranı gördün mü
Sadi hafız arkasında neler var
İran, Turan, Türkistanı gördün mü

ZÜLALİ:
Nice defneler nice viranlar
Ben çok mihr-i süleyman görmişem
Nice Tükistanlar nice Turanlar
İran Turan Türkistanı görmüşem

ŞENLİK:
Yıldırım misali atma ileri
Çeker mıknatıslar düşersin geri

Dara İsfandiyar Keyhüsrevi
Ürüstem tek pehlivanı gördün mü

ZULALI:
Nice filozoflar nice alimler
Nice nice kan içiçici zalimler

Cihangir Fatihler Yavuz Selimler

Nice Timur Alparslam görmüşem

ŞENLİK:
Serçe sahan ile eyler mi savaş
Sana kim dediki fil ile uğraş

Yüzünden kar yağar gözünden ataş

Şenlik gibi kahramanı gördün mü

ZÜLALİ:
Der Zülali dön bak önünde ne var
Kaçılmaz dört yanın çevrili duvar
İster olsun ağzı kanlı canavar
Ben yırtıcı çok arslanı görmüşem

ZÜLALİ:
Titrettin burcu semayı
Şark-u garptan haberin var deste aldın kürreyi
Üstadım kimden öğrendin sen bu ilmi alayı
Makamın müftü müderris sizi irfan dediler

ŞENLİK:
Hışma gelmiş çalkalanır sanasın Hind Denizi
O fışkıran dalgaların boğacak ben denizi

Vurup öldürmek mi fikrin anlasam vicdamzı
Malın mülkün hem hayatım size kurban dediler

http://www.ardahanychaskoy.com/pages/yF6resel-halk-ozanlarFD.php

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: