ERKENEK’TE BİR YILI YAŞAMAK

Mayıs 8, 2007


Tarih: 23.11.2006 Saat: 16:01
Konu: Erkenek Haber

Bu yazıyı okuduğunuzda kendinizden mutlaka birşeyler bulacaksınız.Erkenek kültürünü tüm yönleriyle yansıtan harika bir yazı….

ERKENEK’TE BİR YILI YAŞAMAK
Erkenek’te Ağdağ’ın ayazı ile Marsavı’nın dumanı birleşmeyi görsün bir kere.sanki damdıra çalar bütün ağaçlar.Her yer gelinliğini giyer taaa bahara gadar.Ayam artık bozulmuştur.İlkbaharda çocukların yağmurun altında “Çona çona çondurma Hacahmede gondurma.Teşt altında küfte var ondan bana hısta var.” Diye avaz avaz bağırmalarına gadar,gar gış hayatın bir parçası olurdu.

Böyle bir gış mevsiminin ramazana rastlaması bilöğüt hayatı daha da güzel yapardı.Zöhüre Oğul Hacı’nın “Kışlalar doldu bugün,doldu boşaldı bugün.” Türküsüyle mitillerimizden kalkar,dürme kömbesini,toyha şoğrasını yer tekrar uykuya dalardık.Ağşam ezenini örtmenin altında,ya da temeğin yanı başında yalbırdak olarak,bazen de gomşu çocuklarıyla birlikte dinlerdik.Oruç tutmamıza karşılık verilen ceviz ile kesmeceyi asbabımızın et goynunda gün boyu saklar,Sağır Ahmet’in ya da Diriç Goca’nın “Allahu Ekber” sesiyle kesmeceden biccik yiyerek orucumuzu hemen orada açardık.Ezenin bitmesini beklemeden hemen oradan sıvışır,bir fırtık verir,turudu gimi sümbülden iner,eve gopardık.Eviçerdeki takanın yanındaki uzun makadın üstüne oturur,surfaya gıyın gıyın bakardık.

Böyükler bizi horsunsa da bir yolunu bulup aşı, “iki gatlı dama bişirik atar gimi” sallamanın yollarını arardık.Gündüzün susuzluğunu gidermek için, inek tasını depemize diker, duncukana gadar şevret içerdik.Böyüklerin “Mideniz govaltak,içmeyin.” sözüne pek aldırış etmezdik.Baş yemeğimiz patdes yahnısı,kömbe,sarma bazen de dolma küftesi olurdu.Salata yerine manca puğez;datlı yerine bir çirtikli sehen tey yer Allahımıza şükrederdik.

Külfetin içinden bazılarımız hıstamıza düşen aşı çıkla yemeyi isterken,bazılarımız da aşın üstüne dürmeli patdes yahnısının cıvık yerinden birkaç çömçe goyup öyle yemeyi tercih ederdik.En çok zorumuza yemek yerken yekinmek gelirdi.

Eve govumlardan misafir,şendik gelse bizlere; “dısdıvrak” olun,misafirleri rahatsız etmeyin,konuştuk mu da “hüssene” derlerdi.Gelenler üşümesinler diye tüfedeki köseğiden düşen,çıngı çıkan közleri eğişe alıp mangala goyardık.Polat çakmağındaki gav yanmazsa,galiyanları köz ile yakmak da bizim görevimiz olurdu.

Gışın her taraf garla gaplı olduğu için dışarı çıkılmaz, odalarda oturulurdu.Odalarda “Kesikbaş,Hayber Galası,Ferhat ile Şirin,Kerem ile Aslı” okunurdu.Bizler de kendi aramızda heyket ederdik. “Heyket heyket hengir goz,biri gara biri boz.” derdik.Cevabını bilmeyen grubun elindeki tarla,köy,şehirleri bir bir alır,”Yer içer hottuya geçerdik.” Bazen heyketleri sorarken dağnaki güne hayaller gurarak uykuya dalar giderdik.

Garları gomşularla birlikte damdan kürümek oyun gimi gelirdi bizlere.Gar erimeyi görsün bir kere;süyükler tokaçlanıp,damlar kürünüp loğlanmadı mı,goşmalar bel verir,mertekler gırılırdı.”Gızılokun tarlaya su ıyımlanması gimi” bişiriklerden vırrık akardı.Çörtenin altından akan su,duvar diplerindeki arıklara gadar iner her taraf beyin olurdu.

Daştan ya da cıncıktan olan güllelerle oyun oynardık.Eneğimizi goz,mazı,düğme bazen de delikli paradan seçerdik.Böyüklüğüne göre eneklik diye değer verirdik.Ebe cül,ikinci cül arkası ve en sondaki de galak olurdu.Bunun için çok iğeşirdik.Gülleye çirtik ile vurduğumuzda,lığlanması için var gücümüzle hoplardık sığıllığın damında.Tengirseğine binip giden paraları erinip yorulmadan bir bir toplardık.Oyunda ciğerip cıllayanlara analık çizerdik.”Gıran giresiceler,ne var bu damda?” diye bir ses duyduk mu,hemencecik sıypıncaklardan sıypınıp,turudu gimi gaçardık.Bağıran yadırgı ya da moruk, onu da horsunmaktan geri galmazdık.

Düğünlerimiz de çok güzel olurdu.Sıpanın davetiyle başlayan düğün,hanlarda günlerce devam eder giderdi.Bayan elbisesi giyen erkekleri sıkıştırmak da işin başka bir güzelliğiydi.Düğünün son günü,Hacıağa soku döğerken,davulcu İbo da şaba çekerek para toplardı.Gelin evinden “Çebiş Çalmak” ise ayrı bir maharet isterdi.Gelin arkasında yengeleri ile birlikte gelirdi.

Baharın gelmesiyle birlikte tellikleri çıkarır,tombak dolaşmaya başlardık aralıklarda.Sokakta pip, pampos, çandı ;zibillikte serpeneyle kaygıç ya da sepetçik oynardık.Gıldırgıç kağnı gimi ses çıkarsın diye yuvasına kömür ile tereyağını sürerdik.Başımız dönse de gün boyu üzerinden inmek istemezdik.”Gannımızın gara suyu akana gadar” binerdik.

Garlara alaca düştü mü yazıda,Garanlıkdere’de bağlar dehre ile baran baran budanırdı.Gazma ve külbe ile topraklar eşilirdi seki seki.Çütçü mesesine daktı mı lobutu,satım ipiyle öküzleri,közlüvar ile oku boyunduruğu bağlar, sakıtıyla öküzlere dürte dürte, evlek evlek toprağı sürerdi.Eli boş gelmezdi çütçünün kırdan akşamları.Narpız, gazayağı ,çiriş, kenger ya da körmen getirirdi.Çocuklara teberiği ise telliğindeki nergiz, elağoz ya da çiğdem olurdu garibanın.

Ekerdi tohumunu arpanın.Yazın başak vermesini düşünürdü hem de buğdanın.Pur ve tram tarlada olgunlaşan cıylan buğda sapları,şelek ile toplanırdı.Bitevir harman edilirdi kösnü deliklerinin üstüne.İşte o zaman harmanlar yığılırdı hülyalara.Gemler dönerken günlerce saplar üstünde guşaklarımızda buğda biterdi.”Kara tren gelmez mola; ya da aşağıdan bir yel esti ırgaladı dallarımı.” söylenirdi dillerde.Galazlardan sular, tuluklardan ayran içilip pisik omacı yenirken gece yarıları,saplar dirgen ile toplanır,yaba ile verilirdi yele.Sarat ile ayrılırdı samandan kesleri.Gırat ile buğdaylar silme,başlı başlı,ölçek ölçek dartılırdı.Paylaşım adaletli olsun diye ibicik atlırdı saman yığınlarının hemi de üstüne.

Göçler tavlı goyunlar ile birlikte cılgıdan çıkar Göstene,Meliceğe,Billiğe.Gurtlar sürülere tebelleş oldu mu, çobanlar elcik vururdu goyunlara gece.Gıdık takarlardı guzuların boynuna,tıpkı gelinlik gız gimi olsun diye.Kölük olmayan goyunların gulağına geç vurulurdu tanımak için.Körüzler köse gonurdu biçareyi ezmesin diye.Çoban bir kere acıkmayı görsün;çalardı telemeyi tekeden.Keçesiyle yatardı kırda,purda,bayırda.Pendirler çığ üstünde şekil alırdı.Tereyağı eritilir keresi alınırdı.İğlerde ipler eğrilirdi döne döne.Tevniler kurulurdu çadır önlerine.Guskun,golan,türük,heybe dokurdu genç gızlar.Vıjjıkla düzeltirken ipleri, kirkitle sıkıştırılırdı ilmek ilmek düğümler.

“Kengerler haber verdi mi öldüğünü çobanın” hayat; Çamlıbel’de,Çağlağan’da,Çomuklu’da başlardı.Al al olurdu kehdoğullar,ezeziler,cüvekler.Çirtim çirtim goparılırdı asmadan üzümler.Gufalara,zembillere gonurdu.Meseredeki depinginin içinde üzümler depelenir,tekirgeler gaynar,bekmezler savrulurdu yele.Patdesler,darılar bişirilirdi közlerinde.

Goz başaklanırdı günlerce şeküllerin altında,ayağımıza çöğürler bata bata.Deyinin ancak çıkabildiği çirpeklere yeğli çocuklar çıkardı.Gozlar bir bir toplanırdı ölüme ferman okurcasına.Sonra toplanan gozlar çukur atmacın sermayesi olurdu.

Deyim yerindeyse “Guru fasilye yedi buçuk lira, hem oynasın hem gaynasın derken” yazıda vehlen tarla gimi olmuş toprakta, fasilye horumlarının arasında pençe pençe fasilye toplanırdı.Biraz cepler doldu mu bir kere; Betteş,Cemalettin ve Keçeci’de soluk alınırdı.İhtiyaçlar alındı mı tükandan tırıklar çekilir, evlere gadar sevinçle gidilirdi.”Gurt ulusundan gördüğünü işler.” der, bir yılı böyle bitirip,yeni bir yıla girmenin heyecanıyla mutlu bir şekilde yaşaaar giderdik…..

YAZAN:ABDURRAHMAN DEMİRCİ
KAYNAK:SALMAN TOPAL

www.erkenek.com

Reklamlar

Bir Yanıt to “ERKENEK’TE BİR YILI YAŞAMAK”

  1. ayşe Says:

    cok guzellllllllllllllllllllllllll


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: