GENEL

Mayıs 10, 2007

 A 

* Alan memnun, satan memnun; tellala halt etmek düşer.
* Abanın kadri, yağmurda bilinir.
* Açın koynunda ekmek durmaz.
* Aç ölmez, gözü kararır; susuz ölmez, benzi sararır.
* Adama dayanma ölür, duvara dayanma kurur.
* Ağanın alnı terlemezse, ırgatın burnu kanamaz.
* Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar.
* Akara kokara bakma, çuvala girene bak.
* Akıllı köprü arayıncaya kadar , deli dereyi geçer.
* Akrep etmez akrabanın ettiğini, kimse bilmez akrabadan çektiğini.
* Acemi nalbant; kâh nalına vurur, kâh mıhına.
* Al atın iyisini, yiyeceği bir yem; al avradın iyisini, giyeceği bir don.
* Alıcı aslan, borçlu sıçan gibidir.
* Allah’ın ondurmadığını, peygamber sopayla kovalar.
* Ananın çıktığı dala, kızı salıncak kurar.
* Ana ölünce, baba amca olur.
* At elin, eğer elin; arada bizim de dahdah’ımız var.
* Almadığın hayvanın kuyruğundan tutma.
* Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
* Apdessiz sofuya namaz dayanmaz.
* Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.
* Ağır yük altına girenin beli incinir.
* Ağzı eğri, gözü şaşı olan ensesinden belli olur.
* Ak bacak, kara bacak; geçitte belli olur.
* Ayı inine sığamamış, bir de kuyruğuna kalbur bağlamış.
* Aptal yağı çok bulunca; kâh borusunu yağlar, kâh gerisini.
* Adam yanıla yanıla alim olur, pehlivan yenile yenile galip olur.
* Ağız büzülür, göz süzülür; ille de burun ille de burun.
* Ağzına bir zeytin verir, ardına bir tulum tutar.
* Ağzının domalmasından, Ömer diyeceği belliydi.
* Akçan gitti mi demezler, işin bitti mi derler.
* Akıllı bizi arayıp sormaz, deli bacadan akar.
* Ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır.
* Akşam olunca kuzu anasını, kuş yuvasını bulur.
* Ağa güçlü olunca , kul suçlu olur.
* Acemi nalbant işi, gâvur eşeğinde öğrenir.
* Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.
* Acırsan şehirli sığırına acı; tok gider, aç gelir.
* Acı soğan yiyen, ağzının kokusundan belli olur.
* Aç açla yatarsa, arada dilenci doğar.
* Aç köpeğin kursağı dar olur.
* Açlıkla tokluğun arası, yarım yufkadır.
* Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, atlastan olsa da çulu.
* At yedi günde, it yediği günde belli olur
* Adam kıtlığında keçiye “Abdurrahman Çelebi” derler.
* Adam sandık eşeği, çifte serdik döşeği.
* Adımız kasap ama, evimizin et yüzü gördüğü yok. * Afyonun keyfini tiryakiden sormalı.
* Ağzı büyük olana, kepçe kaşık gibi gelir.
* Akça( Para ) , akıl ; don, yürüyüş öğretir.
* “ A kız! Kocan ne çirkin!”
“Olsun! Babamın evinde o da yoktu. “
* Ağızla pilâv pişmez, yağla pirinç gerek.
* Aklını eşeğe verme; çeker, arpa tarlasına gider.
* Alacağın bir fitil, pamuğun batmanını sorarsın.
* Alışmadık k.çta don durmaz.
* Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur.
* Altı aylık seyislikle, kırk yıllık b.k karıştırılmaz.
* Alışmadık g.tte don durmaz.
* Altmışında zurna çalmayı öğrenen, artık mezarda da çalar.
* Ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur.
* Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
* Aşık; herkesi kör, etrafını duvar sanır.
* Ayağında donu yok, başına fesleğen takar.
* Ayı eniğini okşarken öldürüvermiş.
* Ala keçi, her zaman püsküllü oğlak doğurmaz.
* At’a nal çakıldığını görmüş , kurbağa da ayağını uzatmış.
* Adam desem ünü yok, koyun desem yünü yok.
* Adam hacı mı olur varmakla Mekke’ye; eşek evliya mı olur, taş çekmekle tekkeye.
* Adam adama gerek olur, iki serçeden börek olur.
* Aç adam, gökteki ay’ı yufkaya benzetir.
* Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını satın almış.
* Alçalma basılırsın, yükselme asılırsın.
* Allah, fakir kulunu sevindirmek isterse; eşeğini kaybeder, üç gün sonra buldururmuş.
* Amcam, dayım; herkesten aldım payım.
* Arı gibi eri olanın, dağ gibi yeri olur.
* Arpa unundan kadayıf olmaz.
* Atın ölümü, itin bayramıdır.
* Atın iyisi yedi günde; it, yediği günde belli olur.
* * Arpacıdan borç alan, ahırını tez satar.
* Ata da soy gerek, ite de.
* Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.
* Avcı ne kadar hile bilirse, ayı da o kadar yol bilir.
* Azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır.
* Baktın kar havası, eve gel kör olası.
* Bekârın parasını it yer, yakasını bit yer. 
 Baldırımın etini yerim, gene kasaba minnet etmem.
* Berk kaçan atın b.ku, seyrek düşer.
* Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at bir yiğit kurtarır.
* Borçlunun duacısı, alacaklısıdır.
* Azası eksik olanın kazası eksik olmaz.
* Azdan azdan, çok olur birazdan.
* Az’ı çocuğuna, çoğu kocana gösterme.
* Babası koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
* Bağlı aslana tavşanlar bile saldırır.
* Bakkal, ölülerin borcunu dirilere yükler.
* Baş ağır gerek, kulak sağır gerek.
* Bedava şarabı kadı da içer.
* Bekâr gözü ile kız alma, yaya gözü ile at alma.
* Ben tuttum turnayı o çalar zurnayı.
* Beşyüz karga umurumda değil, uçururu da seyrine bakarım.
* Bezir yağından pilâv pişer ama, yenmez.
* Bildik kasap, et yerine kemik verir.
* Bir tilkinin derisi iki kere soyulmaz.
* Bizim topraktan testi olur da kulpu olmaz.
* Borç bini aştıktan sonra, her gün baklava , börek yenir.
* Boru çalmaya dudak ister.
* Bozuk saatin varsa köylüye götür, çavdar sapından zemberek taksın.
* Budala küser, öğününü keser.
* Buğday başak verince orak pahaya çıkar.
* Buğdayın iyisini komşuna sat, gider de bazlamasını yersin.
* Burnunun bokuna bakmaz, kimyonlu kebap yer.
* Bok yiyecek pezevenk, kepçesini yanında taşır.
* Başındaki fese bak, girdiği kümese bak.
* Bayramda borç ödeyecek olana, ramazan kısa gelir.
* Bir dirhem gümüşün üstünde oturmak için, kantar gibi g.t gerek.
* Boklu, çamurluya gülermiş.
* Bokla yapılan, sidikle yıkılır.
* Bakkal fındığıyla yar sevilmez.
* Bıçak keser ama, arada masat lâzım.
* Bir ağaçtan hem camiye direk olur, hem kenefe kürek olur.
* Bal tattırma ayıya, pekmez tulumunu yırttırırsın.
* Başını acemi berbere emanet eden, pamuğu cebinden eksik etmesin.
* Bir arap için bir Arabistan yakılmaz.
* Bir çocuğun kırk ebesi olursa; ya kör olur, ya topal.
* Bir çıplağı, kırk harami soyamaz.
* B.k böceği misk kutusunda ne anlar!
* Bir kuş, bir ağaca kırk yılda bir konar; bir daha konuncaya kadar ya dal kurur, ya kuş ölür.
* Boşboğazı cehenneme atmışlar, “Odunlar yaş.” demiş.
* Bağdan üzüm çalan, s.ıçtığı pekmezden belli olur.
* Bakmakla öğrenilseydi, kediler kasap olurdu.
* Baş ağrıyınca, sivrisinek davul olur.
* Bektaşiye “ Namaz kıl.“ demişler; “Kılarım ama okumam.-“Demiş.
* Belinde bir tabancası var, boynu kayıştan görünmez.
* Benim derdim inekle dana, karının derdi sürmeyle kına.
* Bıldırcının beyliği, yığınlar (harman ) kalkana kadardır.
* Bir akçe ile, dokuz kubbeli hamam yapılmaz.
* Bir kere insanın ters gitmesin işi; muhallebi yerken , kırılır dişi
 

C 

* Cami dururken mescitte namaz kılınmaz.
* Canı yanan eşek, attan berk kaçar.
* Can yediğini, ten giydiğini ister.
* Cemal gider ama, kemal seninle kalır.
* Cennete gitse fidan kırar, cehenneme gitse kazan devirir.
* Canı yana eşek, atı geçer.
* Canı kaymak isteyen, mandayı yanında taşır.
* Cömert derler, maldan ederler; yiğit derler, candan ederler.

Ç

* Çoklukta (Kalabalıkta ) eşek kuyruğu kesme; kimi kısa der, kimi uzun.
* Çobana verme kızı; ya koyun güttürür ya kuzu.
* Çarşı iti, koyun beklemez.
* Çağrılmayan yere, çörekçiyle börekçi gider.
* Çanağına ne doğrarsan, kaşığına o çıkar.
* Çıngıraklı deve kaybolmaz.
* Çingene; erişemediği harmanı, zekâtına sayarmış.
* Çirkin karı evi toplar, güzel karı düğün gezer.
* Çok gezenin ayağına b.k bulaşır.
* Çingeneye cellâtlık vermişler, önce babasının başını kesmiş.
* Çingeneyi paşa yapmışlar, “Şu ağaçlardan ne güzel kasnak olur!” demiş.
* Çavdar unundan baklava olmaz.
* Çekirge ne ki budu ne olsun.
* Çengi ölüsü çalgıyla kalkar.
* Çıkacak can yorganda da çıkar urganda da.
* Çiftçinin karnını açmışlar, kır tane “gelecek yıl” çıkmış.
* Çocukla yoğurt yiyen, ağzına yüzüne bulaştırır.
* Çubukken çıt demeyen, ağaçken küt demez.
* Çürük baklanın kör alıcısı olur.

D
* Dadandı dayım köfteye, yine gelir haftaya.
* Değirmencini evine hayırlı haber gelmez.
* Değirmenden gelenden börek umarlar.
* Değirmenin sesini işitiyoruz, ununu gördüğümüz yok.
* Dilenciye hıyar vermişler, eğiri diye beğenmemiş.
* Deliye osur demişler, sıçıvermiş.
* Dervişe “Bağdat’ta pilâv var,” demişler;” Yalan değilse, ırak değil,” demiş.
* Devede kalıp var ama, katarını bir eşek çeker.
* Deve Kâbe’ye gitmekle hacı olmaz.
* Deveye “Bir çömlek yapıver,” demişler, yedi kazan sütü devirmiş;“Çok şükür kazasız çıktım,” demiş.
* Deveyi eşek yeder ama yükünü çekemez.
* Dokuz bacanak, bir çavdar gölgesinde eğlenir.
* Dolapta kurabiye var ama, senin ağzına göre değil.
* Dövüş, seyirciye kolay gelir.
* Dört paralık adamın, sekiz paralık keyfi olur.
* Düşmanın sözü kayar geçer, dostun sözü koyar geçer.
* Davetsiz misafir, mindersiz oturur.
* Deveye “Kalk oyna.” demişler; bir çam, bir çardak devirmiş.
* Dadıya dayanan, evlât yüzüne hasret kalır.
* Dağdaki tavşana, evde tencere hazırlama.
* Dalga boyu aşmış; ha bir karış, ha beş karış.
* Dağda gezen ayıya rastlar, dayıya da.
* Delinin getirdiği çalı üstünü kurutmaz.
* Deveyle tepiş olmaz.
* Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.
* Don ıslanmayınca balık tutulmaz. Dilencinin hakkından dolandırıcı gelir.
* Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış.
* Değirmende doğan sıçan, gök gürültüsünden korkmaz.
* Denizi yakamazsam, cızlatırım ya!
* Dertsiz baş, bir tek bostan korkuluğunda bulunur.
* Düşün deli gönül düşün; beygir mi alınır kışın, onun da parası peşin.
* Devekuşu uçmaya gelince ayağını, yük taşımaya gelince kanadını gösterirmiş.
* Deveyi düğüne çağırmışlar; -“Tabanım yırtık, oynayamam, dudağım yırtık, yırlayamam. “ demiş. ·
* Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.
* Dostu çok olanın postu çabuk eskir.
* Düğüne ses, ölüme yas yakışır.
* Deli deli akanı, bura bura tıkarlar.
* Deveci ile konuşan, kapısını büyük yapmalı.
* Dilenci bir tane olsa, şekerle beslenir.
* Dilenciliğin payesi düşüktür ama geliri yüksektir.
* Dinsiz, bektaşiye kızar da oruç yemeye yeltenir.
* Dokuz at, bir kazığa bağlanmaz.
* Dut kurusu ile yar sevilmez.
* Dünyayı sel bassa, ördeğe vız gelir.
* Düt demeye dudak gerek, kaşınmaya tırnak gerek.
 

E 

* Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur.
* Ebe çok olursa, cenin sakat doğar.
* Eğri ağaca “yayım”, her gördüğüne “dayım” deme.
* El ağlarsa gözünden, anam ağlarsa özünden.
* Elekçiyi paşa yapmışlar, ille de “kasnak” demiş.
* El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
* Ellere gözlük verir, kendi kamburunu görmez.
* Erkeğe yar ölüsü, yorgan yenisidir.
* Eşeği tımar eden, osuruğuna katlanır.
* Ettiğin hayır, ürküttüğün kurbağaya değsin.
* Eğer’le meğer’i evlendirmişler, “Keşke” adında çocukları olmuş.
* El ağzına bakan, sel ağzına yuva yapar.
* Eşeğe “Cilve yap.” demişler, tekme atmış.
* Eşeği düğüne çağırmışlar; “Ya odun lâzımdır, ya su.” demiş.
* Emanet eşeğin paldımı , yokuşta kopar.
* Ekleme kuyruk, tez kopar.
* Ekmeğini yalnız yiyen, yükünü kendi kaldırır.
* Ektiğimiz nohut, leblebi oldu da, başımızda şakırdıyor.
* Ehl-i keyfe zevk verir kahvenin kaynaması, eşeği baştan çıkarır sıpanın oynaması.
* Eşeğe rakı içirmişler, çulunu bahşiş vermiş.
* Eşeği kurt yemiş, sahibi “Düş olsaydı bari. “ demiş.
* Eşeğin ölümü, köpeğe düğündür.
* Eşek at olmaz,ciğeri et olmaz.
* Evinde karın çirkin ise,
Geçimin de bozuk ise,
Ne işin var ölü evinde;
Gir ağla, çık ağla.

Evinde karın güzel ise,
Geçimin de iyi ise,
Ne işin var düğün evinde
Gir oyna, çık oyna.

* El içinde vasiyet ettik, ölmemek olmaz.
* Eli hamur ovalar, gözü dana kovalar.
* Elin öldürüverdiği yılan; kafasını kaldırır kaldırır, bakar.
* El yumruğu yemeyen, kendi yumruğunu bozdoğan armudu sanır.
* El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu bozdoğan armudu sanır.
* Erkek kocarsa koç olur,- karı kocarsa hiç olur.
* Eski fener; kâh yanar kâh söner.
* Eski zaman atlarına eski Osmanlılar binip gitmiş.
* Eşeğine bakmaz da, Hasan Dağı’na oduna gider.
* Evi süsü gösterir, orospuyu düzgün gösterir.
* Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.
* Erkeğin kalbi enginar yaprağıdır, her katında bir kadın yatar.
* Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı.
* Ev sahibi kurnaz, pastırmayı ince ince doğrar; kurnaz misafir, ikişer – üçer yutar.
* Eşek çamura düşünce, sahibinden yavuz kimse olmaz.

F

* Fare düşmekle deniz mundar olmaz.
* Feleğin işleri, ayıya kaval çaldırır.
* Fukaranın çocuğu, zenginin malı kıymetlidir.
* Fırsat rüzgâra benzer; marifet, onu geçerken tutmaktır.
* Fili güdenden sor, deveyi yedenden.
* Fildişi tarak, seni başına göre değil, bırak.
* Fakir dost çabuk unutulur.
* Fareye rakı içirmişler; “Şu kediyi bana bir buluverin. “ demiş.
* Fakirin buğdayı çavdar, ineği keçidir.
* Fakir, zenginin malını hesabederken, bir kütük çıra yakmış.
* Fukara canına güvenir, zengin malına.
* Fukara canı için dua eder, zengin malı için.
* Fırın düzen alır, hamur biter; ev düzen alır, ömür biter. * Görmediğin oğlu olmuş; çekmiş, çükünü koparmış.
* Güzel görünür, çirkin bürünür.
* Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.
* Girmediği bir Gerede zindanı kalmış, onda da altı ay eğlenmiş.
* Gönülsüz davara giden köpekten hayır gelmez.
* G.t kısmetten çıkınca, uçkur kudretten kırılır.
* Göz derya, seyir bedava.
* Güzellik on, gerisi don.
* Gâvura kızıp da oruç bozulmaz.
* Gece şarap, gündüz kumar; bu haliyle cennet umar.
* Gelinin güzelliği damadın harcıyladır.
* Gevşek tükürüğün sakala zararı vardır.
* Gitti ağalar, paşalar; kellere kaldı köşeler.
* Gurbette öğünmek, hamamda türkü söylemeye benzer.
* Güttüğümüz üç davar, ıslığımız dağlar aşar.
* Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.
* Gurbette taşa yaslanmayan , evdeki yastığın kıymetini bilmez.
* Gelinin güzelliği, damadın harcıyla.
* Gümbürtüden korkan, kazancı dükkânına girmez.
* Güzellik bir sivilceye, varlık bir kıvılcıma bakar.
* Güzellik on, dokuzu don.

H

* Hem çıplak, hem poyraza karşı gider.
* Her gün güzel giyenin, bayramda g.tü açık kalır.
* Herkesin aklı bir olsa, sığırı güdecek çoban bulunmaz.
* Herkes sepet örer ama, g.tünü geçiremez.
* Her sakaldan bir tel, köseye sakal.
* Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten başlar.
* Her hıyarım var diyene, tuz alıp seğirtme.
* Her aferin’e koşan tazının bacağı çabuk kırılır.
* Hacı hacıyı Mekke’de bulur.
* Hasta olan ölmez, eceli gelen ölür.
* Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.

* Hac nasip olmayacak adamı, deve üstünde yılan sokarmış.
* Hak yoluna vermeyiz bir mangır, şeytan yoluna gider tangır tangır.
* Havlamasını bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.
* Helvayı yapalım ama; üzüm bağda, bağ da dağda, hadi tavayı komşulardan buluruz da, iş unla yağda.
* Herkese kendi osuruğu, ciğer kavurması gibi gelir.
* Hanımın hısımı gelince, oklavalar şıkır şıkır; beyin hısımı gelince, dişler şıkır şıkır.
* Hiç üzüm yoktur ki, g.tünde çöpü olmaya.
* Hacı’ya “ Tesbih alır mısın?” demişler; “ Ha biz buraya niye geldik!” demiş.
* Hak yardım ederse Abdi kuluna, kurt çoban olur koyununa.
* Hem karnın tok olsun, hem börek tepsisi bütün .( Nasıl olur bu.).
* Her eşek kendi makamıyla anırır.
* Herifin sakalı tutuşmuş, o , “Dur, şu çubuğumu yakayım,” der.
* Hesapsız kasabın masadı g.tüne girer.
* Hoca doyduktan sonra kırk armut yemiş, “Onun da yeri başka .” demiş.
* Hakaret muhayyerdir, sahibine iade olunur.
* Hamamda türkü çağırması, gurbette öğünmesi kolaydır.
* Hancının tavuğu, yolcu atının arpasıyla geçinir.
* Harmana giren öküzün ağzına sepet geçirirler.
* Helva helva demekle, ağız tatlanmaz.
* Hem dizime oturur, hem sakalımı yolar.
* Her düşen, kabahati pabucunda bulur.
* Herkes kendi kazandığını kendisi yese, karnı ambar olur.
* Hocam, güzel güzel okuyorsun ama hasta ölüyor.
* Horozla yoldaş olanın menzili çöplüğe kadardır.
* Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
* İç dedilerse çeşmeyi de kurut demediler ya.
*İ htiyar deme , genç deme;
evde karın bulunsun.
Arpa deme, buğday deme;
evde unun bulunsun.
Çalı deme, çırpı deme;
evde odun bulunsun.* İki analı çocuk sütten, iki karılı adam bitten ölür.
* İmama gelmişken nikahlar tazeleyelim.
*İ nek ayağı buzağı öldürmez.
* İniş aşağı kavga olmaz, atta duran var, duramayan var.
* İnsan gün gelir dağı kaldırır, gün gelir darıyı kaldıramaz.
* İşi işine denk olanın, götü dümbelek çalar.
* İt takkeyi neylesin, dingilderken düşürür.
* İki karılı, bitten; iki analı, sütten ölür.
* İnsan sümbül kokusundan, eşek sidik kokusundan hoşlanır.
* İmam yiyişli, muhtar duruşlu ol.
* İşleyen(çalışan) eşeğin boynu boncuklu olur.
* İt, kışı geçirir ama, gel de derisinden sor.
* İnsanın çok olduğu yerde, akla sıkıntı olmaz.
* İnsan şaşırınca, karısına “hala” der.
* İp, ince yerinden kopar.
* İt itle dalaşırken, koyunu kurt kapar.
* İyi at yemini artırır, kötü at kamçısını.
* İyini ekmeği gökyüzünde, kötünü ekmeği dizi dibinde.
* İyi peynir ama, köpek tulumunda.

K

* Kalbur kadar evin, deliği kadar derdi vardır.
* Kasap evinde her gün kurban bayramı.
* Kazan nerede kaynarsa, maymun orada oynar.
* Karanlıkta görülen iş, alaca olur.
* Karaya sabun, ölüye öğüt kâr etmez.
* Karga gül dalına konmakla bülbül olmaz.
* Karıncanın hediyesi, çekirge ayağıdır.
* Karıncaya tükürük göl gelir.
* Karpuz kabuğuyla büyüyen eşeğin ölümü sudan olur.
* Kazık yerini buldu, tokmağa ne hacet!
* Kırk yıllık çingeneye, maşa yapması öğretilmez.
* Kopacak kiriş, sesinden belli olur.
* Körler mahallesinde ayna satılmaz.
* Kendi hasırda, gözü Mısır’da
* Kılavuzu horoz olan, kümeste geceler.
* Kömürcünün evine giden, yüzü kara çıkar.
* Köpeğin ahmağı, baklavadan pay umar.
* Köre “Mum pahaya çıktı,” demişler, “O bizim harcımız değil,” demiş.
* Kurdun adı “yedi”, yese de, yemese de.
* Kaçan da “ Allah Allah “ der, kovalayan da.
* Karga güvercin gibi yürümeye kalkışmış, kendi yürüyüşünü de unutmuş.
* Karnımın penceresi yok ya; kuru ekmek yerim, kimseye eyvallah etmem.
* Kavak uzaya uzaya göğe değmez ya; elbet gir gün belinden kırılır.
* Kaymağı seven, mandayı yanında taşır.
* Kayserili’ye eşek boyaması öğretilmez.
* Kelle bizim olsa, gider Konya’da tıraş ettiririm.
* Kestirme yoldan giden, çok dolaşır.
* Kırlangıcın zararını biberciden sormalı.
* Kuraklık günde köpekle şaka yaparsan, çamurlu günde elbisenin berbat eder.
* Kurdun adı yaman çıkmış; tilki var, baş keser.
* Kaçakçıdan iyi tütün kolcusu olur.
* Kalendere “Kış geliyor.” Demişler; “Gelsin, ben titremeye hazırım.” Demiş.
* Kalın incelinceye kadar, ince koparmış.
* Kan kusana, altın leğenin faydası ne?
* Kargaların kurduğu dernek; “kışşşş” deyince dağılır.
* Katıra “Baban kim?” diye sormuşlar; “At dayım olur.” Demiş.
* Kaz değilsin, ördek değilsin; paçana kadar suda ne gezersin!
* Keçi kurttan kurtulunca, gergedan olur.
* Kılavuzu karga olanın, burnu b.ktan çıkmaz.
* Kelin yanında kabak anılmaz.
* Kel kız, ablasının saçı ile öğünür.
* Kedinin kanadı olsaydı, dünyada serçenin kökü kesilirdi.
* Kocakarıya zülüf yakışmaz.
* Kurtlar ihtiyarlayınca, köpeklerin maskarası olur.
* Kürsü dibinde ağlar, davul önünde oynar.
* Kadersiz köpek, kurban bayramından önce ölür.
* Karganın gönlünden şahinlik geçer.
* Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine tükürdüğüm cinsine çeker.
* Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başını yarar.
* Kepenek altında er yatar, çul altında küheylan.
* Komşu boncuğunu çalan, gece takınır.
* Kötü komşu, insanı elek – tekne sahibi yapar.
* Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.
* Kurt, eşek yediği dereye dokuz kere gider.
* Küçük idi kıyamadım, büyük oldu, yenemedim.
* Koyunun kuyruğu ne kadar büyük olursa olsun, ancak kendi k.çını örter.  

L 

* Lâkırdı bilmeyen hödükler, sönmüş ateşi körükler.
* Leyleğin ayağını kesmişler, uçuvermiş; “ Acısını konduğun zaman duyarsın.” demişler.
* Lâfla pilâv pişse, deniz kadar yağ benden.
* Leyleği kuştan mı sayarsın; yazın gelir, kışın gider.
* Leyleğin ömrü laklakla geçer.

M

* Mahallede biri ölür, herkes kendi ölüsüne ağlar.
* Malını yiyip de ölmüş var mı, kes avrat soğanın birini.
* Mekke’ye gitmişsin, misk sürünmedikten sonra neye yarar!
* Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır.
* Malın varsa, içinde bulun;
gemin varsa kıçında bulun.
* Mecliste elini, sofrada elini kısa tut.
* Misafir ev sahibinin danasıdır, nereye bağlarsa orda durur. · *Meyhanecinin şahidi bozacıdır.
* Misafir ev sahibinin danasıdır, nereye bağlarsan orda durur.
* Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz.
* Meyhanecinin yüzünü bayram topu güldürür.
* Mangal başı- kış gününün lâle zarıdır.
* Meyhaneci olur da şarap içmez mi!
* Misafiri horoz olanın ambarında buğday olmaz.
* Müflis aç kalınca, eski defterleri karıştırır.

N

* Nereye varsan, okka dört yüz dirhem.
* Ne benden sana bazlama, ne senden bana gözleme
* Nefesine güvenen borazancı başı olur.
* Ne Şam’ın şekeri, ne arabın yüzü.
* Ne verdin elime, ne çalayım yüzüne.
* Ne yedim pancar, ne yüreğim sancar.
* Ne zengine borçlu ol, ne züğürtten alacaklı.
* Nisan yağar mayıs öğünür, mayıs yağar ambar öğünür.
* Niyet etmiş yağmaya, kıyamette kalkmaya.
* Namaza meyli olmayanın, kulağı ezanda olmaz.
* Nefesine güvenen borazancıbaşı olur.
*Nerde çalgı, orda kalgı.”

O

* On paralık fener, ancak bu kadar yanar.
* Osuruklu g.te kepek ekmeği bahane.
*O ayıp, bu ayıp; ne yapsın bizim Şuayp!
* Oğlan aldı, oyuna gitti; çoban aldı, koyuna gitti.
* Oğlan doğur, kız doğur;seleyi yine sen götür.
* Oğlum olsun da meyhanede olsun; bir gün olmazsa, bir gün ayılır.
* O hacı bu hacı; kim olacak boyacı?
* Okumak bilmez, gözü defterdarlıkta.
* Olgun kızılcık diş istemez.
* Olsa ile bulsa, ikisi bir araya gelse; neler olur neler!
* Omzuna bir çuval somun yükletsen, ardına düşecek bir köpek bulunmaz.
* Osurukla boya boyansa, her yer fıstıki olurdu.
* Oturduğu yer ahır eskisi, çağırdığı İstanbul türküsü.
* Olsa ile bulsa’yı ekmişler, “hiç” çıkmış.  

Ö 

* Öldüğüne bakmaz da, ceviz ağacından tabut ister.
* Ölem desem ecel yok, kalkam desem mecal yok.
* Ölümü bilmeyen, bayılmaya razı olmaz.
* Öpmeye meramı yok, yanağın nerde diye sorar.
* Öğe öğe öküz ettiler, boynuzunu dokuz ettiler.
* Öd ağacı yanmayınca kokusu çıkmaz.
* Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır.
* Öküz yem yiyince, çifte gideceğini bilir.
* Ölecek karga, kırılacak dala konar.
* Ölme eşeğim yaz gelir; çayır, çimen tez gelir.
* Ölüsü olan bir gün ağlar; delisi olan her gün ağlar.
* Önümüz darı kavurur, arkamız harman savurur.
* Öyle buğdayın böyle ekmeği olur.
* Öksüz çocuğu dövmesi kolay, alçacık eşeğe binmesi kolay.

P

* Pamuk çuvalının ha altında kalmışsın , ha üstünde.
* Parasız meyhaneye gidenin, okka çömleği başında patlar.
* Pehlivana “tut” demişler, -Elimden gelse canını alacağım,” – demiş.·
* Pabuç emanet, sokak elin; gez babam gez.
* Papaza kızıp, oruç bozulmaz.
* Para akıl öğretir, don yürüyüş.
* Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak.
* Para tutmakla birikir, yutmakla değil.
* Pazardaki ete soğan doğranmaz.
* Pişirdiği çoktur, hiç birinin aklı yoktur.

R

* Rençperin karnını yarmışlar, kırk tane “gelecek yıl “çıkmış
* Pek kirlenme sabuna zarar, pek acıkma ekmeğe zarar.
* Raftan sünger düşmüş, hanımın başını yarmış.
* Rüya ile hülya olmasa, züğürtlerin canı çıkar.
* Ramazanda borç alana, bayram çabuk gelir.
* Rüzgâr kayadan ne alır!
* Rüya ile hülya olmasa, züğürtlerin canı çıkar.
* Rüya, boş gezenin sermayesidir.
* Rüzgârına ardı yağış, sevincin ardı dövüş. S 

·        Sabır ile koruk helva olur, dut yaprağı atlas.
* Saç tava gelir hamur tükenir, insan tava gelir ömür tükenir.
* Sağılan ineğin altına otururlar.
* Sağmadı sütünü, kör inek koydu adını.
* Sakla beni var iken, bulunayım san yok iken.
* Saman pazarında cevahir satılmaz.
* Sanatına hor bakan, boynuna torba takar.
* Sana vereyim bir öğüt.Ununu kendi elinle öğüt.
* Sarhoşun mektubu, meyhanede okunur.
* Satılmadık ziftim olsun, Selânik’ten kel gelir.
* Sekiz günlük ömür, dokuz günlük nafaka ister.
* Senin gözün ayranda, benim gözüm Meryem’de.
* Sıçan demiş ki:İnci dişlerime kıysam, demiri dişlerim.
* Sirke ne kadar keskin olsa, kendi küpünü çatlatır.
* Soydur çeker, b.ktur kokar.
* Sakalı gür olan, köselere eğlence olur.
* Sarı öküzün yanında duran, ya huyundan, ya tüyünden.
* Sekiz olur, dokuz olur; tosun büyür,
öküz olur.
* Sen ağa, ben ağa; bu ineği kim sağa?
* Sen pekmezi getir de, sinek Bağdat’tan gelir.
* Sırtı kaşınan köpek, çobanın değneğine sürtünür.
* Sivrisinek kavağın arkasına gizlenmiş; “Ne yapıyorsun?” diyenlere, “Kavak bana yaslanıyor.” Demiş.
* Sen çakıya sap takıncaya kadar, hıyarın vakti geçti.
* Serçeden korkan darı ekmez.
*Sokak elin, pabuç emanet; gez babam gez.
*Serçe küçük bir kuştur ama, zararını git çiftçiden sor.
* Serçe filin kulağına konmuş da; “Acıttım mı?” demiş.
* Sevilmeyenin sesi dangıldak, yürüyüşü zömbüldek gelir.
* Sade pirinç serde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir, meğer evlât kazana.
* Sirkeyi, sarmısağı hesabeden paça içemez.
* Sen bir garip çingenesin, nene gerek gümüş zurna! * Sultanahmet’te dilenir, Ayasofya’da sadaka verir.
* Suç, iğde de var, yünde de var ; çıkrıkta da var, yünü eğiren kancıkta da var.
* Sarı ineği gören, içi dolu yağ sanır.
* Sakala itibar olsaydı, keçi peygamber olurdu.
* Sakal ile kâmil olsaydı işi, keçiye danışırlardı her işi.
* Samanlıkta yatar ama vezir rüyası görür.
* Sarı samanın altından su yürütür, üstüne çıkar vaaz verir.
* Senin aradığın kantar, Bursa’da kestane tartar.
* Serçenin kantarı da kendine göredir.
* Sıçanın boynuna çıngırak takınca, kısmeti kesilir.
* Sırça köşkte oturan, komşularına taş atmaz.
* Soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir.
* Söylemeyip kulunç olacağıma, söyleyip gülünç olayım.
* Söyleme arsız olur, saklama arsız olur.
 

Ş
* Şaşkın ördek götün götün yüzer.
* Şalgam , kazana girince et oldum sanır ; arap, ata binince bey oldum sanır.
* Şehire bir hasta geldi: Derdi börek, virdi çörek.
* Şişman incelinceye kadar zayıf koparmış.
* Şahin için tuzak kursam, karga çıkar bahtıma.
* Şaşkın ördek başını kor da kıçında suya dalar.

T

* Tahtadan çuvaldız; ne kaybeden üzülür, ne bulan sevinir.
* Tatlı tatlı yemenin, acı acı o.urması olur.
* Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.
* Tahsil, cehaleti alır ama, eşeklik baki kalırmış.
* Tazının topallığı, tavşanı görünceye kadardır.
* Tembel badem yemek ister, kabuğunu soymaya üşenir.
* Tilkiye, “Tavuk eti sever misin?” diye sormuşlar, “Adamın güleceğini getirmeyin.” demiş.
* Tabut arayanın gözü yaşlı olur.
* Tarlada darım yok ki, serçeyle kavgam olsun.
* Taşı düşünce, yüzük de kıymetten düşer.
* Tavuğum yumurtladı deme, kümese hırsız dadanır.
* Tazısız ava çıkan, tavşansız eve gelir.
* Toklu bizim olsun da, kuyruğunu yoklarız.
* ”Tuna taştı,” demişler, “Çeviriverin eve” demiş.
* Tarlasında çalışmadım, işine karışmadım.
* Tas anma, evde kabak var.
* Taş atacak zaman var, taş toplayacak aman var.
* Tatlıya yakışmaz soğan, dayısını beğenmez yeğen.
* Tavuk kaza özenirse, g.tü yırtılır.
* Tek kürekle sandal sefasına çıkılmaz
* Tepe mahsulünü yel alır, dere mahsulünü sel alır.
* Terziye “göç” demişler, “iğnem yanımda” demiş..
* Tilki demiş ki: Kendim için demem ama, üzümsüz bağın kütüğü kurusun.
* Tutamadığımız kuş azadımız olsun.

U
* Uyuyanın oturana, dokuz osuruk borcu var.
* Unun yoksa bazlamaya, yağın yoksa gözlemeye özenme.
* Ulu ağacın başından yel eksik olmaz.
* Uludağ, heybe dolusu azıksız geçilmez.
* Usta maymun kamçı istemez.
* Uzunlarda hüner olsa, kavakta hıyar biter.
* Uyuz eşeğe gümüş semer yakışmaz.
* Ummadığın delikten
tilki çıkar.
* Urganda da ölüm, yorganda da.
* Ustanın malını bir horoz götürür, keyfini bir katar çekemez.
* Uygun tedbir, takdire kıç attırır.
Ü* Üç gecelik ay’ı kim olsa görür.
* Ürkütme kurbağayı, yiğit edersin.
* Üstü açık yatarsan, altı batman kar yağar.
* Üstünün ununu görüp de, değirmenci sanma.
* Üvey ana ekmeği, demirden tokmağı.
* Üzüm hırsızı güzün belli olur.
* Üzümü yiyen başka, kütüğünün dibinde yatan başka.
 

 

V

* Vakit gelir, tilkinin kuyruğu kendine yük olur.
* Vurdun mu öldür, yedirdin mi doyur.
* Veysel Karani’den yumurta esirgeyen, sansar karaniye tavuğunu kaptırır.
* Vursan ölür, vurmasan ekmeğini elinden alır.
Y  

* Yan gelip yatan da bir, k.çını yırtan da bir.
* Yaz’a çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
* Yazın araması, kışın taraması olmasa, herkes manda besler. 

   

 

 
·        Yağ bulamazken aşına, fesleğen takar başına.
* Ye yağlıyı, iç suyu, donarsa donsun; ye tatlıyı, içme suyu, yanarsa yansın.
* Yağmur yağsın da varsın kiremitçi ağlasın.
·        Yalan dokuzmuş, sekizi avcının torbasından çıkmış.
* Yalan katmayınca lâf artmaz, hama katmayınca mal artmaz.
* Yangını körükleyen sakalından tutuşur.
* Yarım hekim candan eder, yarım imam dinden eder.
·        * Yaya gözüyle at, bekâr gözüyle it alınmaz. ·        * Yavaş tükürüğün, sakala zararı vardır.
* Yaz diye yola çıkarken, kışı gözüne al.
* Yedeği olan şey, çabuk kaybolur.
* Yengece “Niçin yan yan gidiyorsun?” diye sormuşlar; “Serde kabadayılık var,” demiş.
* Yiğitliğin dokuzu kaçmak, iri vurmak.
* Yoldaşın iyiyse, Bağdat yakındır.
* Yorgun eşeğin “çüş” canına minnet.
* Yükü görünce kaçar, lopu(yemek) görünce ağzını açar.
* Yüz verdik deliye, deli sıçtı halıya..
* Yük altında
öküz bağıracağına, kağnı gıcırdamış.

Z* Zengine şekerden helva basarlar, fakire pekmez bile bulunmaz.
* Zenginin yorganı kalın olur da, osuruğunun kokusu dışarı çıkmaz.
* Zenginlik, yürüyüş; fakirlik ,dövüş öğretir.
* Zaten sıska, ne yapsın muska.
* Zayıf ata, kuyruğu yüktür.
* Zemherinin, kışından, zamanenin puştundan sakın.
* Zengin buldu, “mübarek ola”; fakir buldu, “nerden bula?”.
* Zengine mal veren, denize su taşır.
* Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı ortaya çıkmaz.
* Zengini malı, fukaranın çocuğu kıymetlidir.
* Zenginin gönlü oluncaya kadar, fukaranın canı çıkar.
* Zenginin horozu bile yumurtlar.
* Zengini malı, züğürdün çenesini yorar.
* Zenginlik insan yürüyüş, fakirlik dövüş öğretir.
* Zerdaliden düdük olmaz,adan al haberi.
* Zurnacının karşısında limon yenmez.
* Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir.
 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: