ÇOCUK OYUNLARI

Haziran 5, 2008

GÖLHİSAR

 Değerli okuyucular: Teknolojideki hızlı gelişme çocuklarınızın ilgilerinin de eskiden evlerde, sokaklarda oynanan çocuk oyunlarının kaybolmasına veya yok denecek kadar azalmasına sebep olmuştur. Dolayısıyla burada adı geçen ve kısaca oynanma şekli verilen birçok oyun bölgemizde artık yok denecek kadar azdır. Bu oyunları burada zikretmemizden murat kaybolup gitmesini bir ölçüde kitap sayfalarında da olsa önleyebilmektedir.

http://golhisarhem.meb.gov.tr/kitap/cocukoyunlariveelsanatlari.htm

1-     Esir Almaca: (8-14 yaş grubu) En az beşer kişilik iki grup ile oynanır. Koşu ve dikkate dayanıklı bir oyundur. Gruplar arasına 40-50 m mesafe bırakılır Karşılıklı her iki gruptan birer kişi çıkar birbirlerine dokunmaya çalışırlar. Önce dokunan diğerini esir almış olur.(Esir aldığını kendi bölgesine yurduna götürür.) Bu oyun ta ki grubun biri tamamen esir oluncaya kadar devam eder. (Günümüzde oynanmıyor)

2-     Hangisinde Var?: (6-12 yaş grubu oyunudur.Dikkate dayanır) İki kişi veya  daha fazla elemanlı iki grup ile oynanır. Yere (zemine) 10-15 kitap konulur. (Yoksa mendil) Avucunun içine alınan bir metal para veya yüzük rakip oyuncuya veya oyunculara sezdirilmeden bütün kitapların altına el sürülerek birine bırakılır. Rakip oyuncular para saklama işi bittikten sonra şunda yok, şunda yok…. diyerek ta ki var olduğunu zannettikleri kitaba kadar gelirler ve şunda derler. Eğer parayı bulabilirlerse saklama sırası kendilerine geçer, bulamazlarsa aynı grup yeni baştan saklar ve oyun böylece sürer gider.(Günümüzde oynanmıyor)

3-     Tenge : (12-16 hatta 18 yaş gurubuna hitap eder) Özellikle yayla ve koru (mera)oyunudur. Bir ebe ve sınıflandırılmayan oyuncu sayısı ile oynanır. (Yani herkes girebilir) 30-40 derece eğimli bir arazide oynanır. Malzemesi 2-3 yıllık ardıç ağcı dal sürünü, karamık sürgünü veya iğde sürgünü  -şahı-dır.Zeminde elindeki bu sürgün çubuğun kaymasına dayalı bir oyundur.(eldeki bu çubukların adı tengedir ve her oyuncuda bundan birer tane olur)

Oynanışı: Ebe kendi tengesini oturmakta olan oyunculara paralel, bir tenge boyu mesafeye koyar. Oyuncular ayak tabanlarından birkaç kez yaylandırdıkları tengeyi o hızla ellerinden bırakırlar. Salınan tenge ebenin yatmakta olan tengesine temas edere, ebenin tengesi temas eden tengenin gittiği en uç noktaya konur. Eğer salınan tengeler ebenin tengesine temas etmezse tenge hapis olur. Bütün oyuncular ebenin tengesine temas ettiremezlerse ebe bütün hapis tengeleri kendi tengesini ilk yatırdığı yere oturarak yatmakta olan kendi tengesine ayakta yaylandırarak vurmaya çalışır. Bunun sonucunda;

a-      Hiçbir tengeyi kendi tengesine vuramazsa çobanlığı (ebeliği) devam eder.

b-     Eğer bir tengeyi vurabilirse o tengenin sahibi çoban olur.

c-      Şayet birkaç kişinin tengesine  vurabilirse vurulan tengelerin sahipleri tengelerini ayakta yaylandırdıktan sonra en uzağa atabilmeye çalışırlar Tengesi geride kalan çoban (yeni ebe) olur.

4-     Kuyucuk: (8-14 yaş grubu) iki kişiyle oynanır.Toprağa çorba kasesi büyüklüğünde karşılıklı üçer çukur (kuyu) kazılır.Her kuyunun içine karşılıklı altışar taş konur. (Bilye büyüklüğünde) Oyuna boşlayan kuyunun birinin içindeki taşları avucuna alır diğer kuyulara birer adet koyarak dağıtır. Elindeki son taş boş kuyuya isabet ederse ona simetrik olan rakibinin kuyusundaki taşları alır. Eğer son taşı içinde taş bulunan kuyuda  biterse oynama sırası rakibe geçer. Bu oyun karşılıklı bir tarafın taşları (kuyusundaki) bitinceye kadar devam eder. (Son 20yıldır ben bu oyunu ilçemizde oynayanı görmedim.

5-     Pabuç Atmaca:

 

 HALK OYUNLARI

 

1-     Eşek Taşı: (Önceden yetişkinler oynar imiş günümüzde oynanmıyor) Üçer kişilik ile grup ile oynanır. Karşılıklı (atış mesafesinde) bloke gibi dikdörtgensel özellik gösteren üçer taş dikilir. Her oyuncunun üç taş atma hakkı vardır. Attığı her bir taş ile rakip oyuncuların dikili olan taşını vurarak yıkmaya çalışır.Eğer vurur ve yıkar ise yıktığı her taş için bir taş daha fazla atma imkanına kavuşur. Oyunda atma sırası rakibe geçmeden karşı tarafın bütün taşları yıkılır ise taşları yıkılan grubun oyuncuları, taşları yıkan tarafın oyuncularını sırtlarına binerek iki taş arasındaki mesafeyi bir  kez dolandırırlar. (günümüzde yok)

2-     Balık Battı: (Yetişkinler oynar 18-25 veya 30 yaş gibi) Teke yöresi ve Ege bölgesinin diğer illerinde de gördüm. Özellikle uzun kış gecelerindeki düğünlerde maşaladan sonra gecenin ilerleyen saatlerine kadar damat evinde oynanır. Oynanışı: 8-10 yetişkin yer sofrasına oturur gibi otururlar. Aralarına (ortaya) bir ebe alırlar. El, yüz silme havlusunun bir ucuna düğüm ederek top haline getirirler. Oyuncuların elleri daima arkada olur. Ortadaki ebenin gafletinden yararlanarak havlunun topuzlu kısmını ebenin sırtına vururlar ve hemen havluyu yine çemberin dışına oluşturan ellerde  elden ele dolandırırlar. Ebe havluyu herhangi bir oyuncunun elinde yakalayabilmek için çırpınır. Yakalayabildiği anda elinde havlu yakalanan ebe önceki ebe ise oyuncu olur ve oyun bu şekilde sürer gider.

3-     Dona Gütme: (Yetişkinler uygular, oynar küçükler oyunun neticesine maruz kalır.Yıldırmaya bıktırmaya yönelik bir oyundur) Balık battı oyununda olduğu gibi yine düğünlerde un odun ve maşala akşamları damat evinde oynanır. Maksat oturulan odada genişliği sağlamak, kendilerine göre küçük olanları yıldırıp o odadan uzaklaşmalarını sağlamak. (Günümüzde ilçemizin Armutlu mahallesinde nadiren oynanır)

 

 

AVCILIK

 

İlçemizde avcılık coğrafi konumunun sunduğu imkanlardan dolayı su ürünleri avcılığı ve kara avcılığı diye iki grupta toplanır.l980 li l985 li yıllarına kadar avcılık oldukça amatör ve her önüne gelen tarafından yapılır iken son zamanlarda av hayvanlarının azalması denetimi ve denetimin sonucunda yasal olmayan avlanmalara yaptırımlar getirilmiştir.

Biz burada avcılığın çeşitleri ve yapılışı üzerinde durmayacağız. Ancak günümüzde artık mazide kalmış fakat yaşatılmasını arzulamamıza rağmen bu arzumuzun ütopik bir beklenti olarak düşlerimizi süslemeden öte geçemeyeceğine inandığım bir geleneğin kayboluşunu aksatarak av bahsini bitireceğim.

Eskiden av hayvanını bol olduğu zamanlarda herhangi bir mahallenin bu işe ilgilileri toplanır birlikte ava gidelermiş. Buna sürek avı yani safari denir. Bu tür avlarda oldukça bol miktarda av hayvanı avlandığı için av etinin hazırlanmasının saklanıp korunmasının meşakkati güç olduğundan ve dahi birazda manevi etik değerlerimizden dolayı bu etler köy odalarında (mahalle odalarında)*  topluca mahalle halkına ikram edilirmiş. Bu uygulamaya köy odasında etli aş denir. (Günümüzde bu uygulama yok)

 

 

*Köy odası: Herhangi bir mahallenin veya sokağın o günün şartlarına göre zengini tarafından yaptırılan iki katlı (alt kat ahır) üst katta yabancı misafirlerin ağırlandığı bir oda ile mescit olarak kullanılan ikinci bir odadan müteşekkil bina (yapı).

 

 

 

EL SANATLARI

 

1-     Hasır: Göl kenarlarındaki ve/veya bataklıkta bulunan içi dolu olan kamıştan örülen yer sergisi. İyi yalıtkanlık özelliği gösterir. Eski ahşap evlerde kilimlerin altına soğuğu önlemek için serilirdi. Ayrıca çoban evi (alacık) yapımında kullanılırdı. En son takriben 8-10 sene evvel Söğüt kasabası tarafında dokunduğunu (örüldüğünü) gördüm.

2-     Kalaycılık: Bakır su ve yemek kaplarının iç yüzeylerinin ne şatır ile kaplanması sanatıdır. Kaplamaktan maksat bakırın yemek ve içecek ile temasını kesmek ve dolayısıyla yiyecek ve içeceğin bozulmasın önlemektir.

Mutfak malzemelerindeki gelişme, pişirme ve saklama kaplarındaki modernizasyon bu sanatı da öldürmüştür.

Günümüzde bu işle iştigal eden tek tanıdığım ilçemiz Yeni Cami mahallesindeki Osman Gürler’ dir.

3-     Semer ve Eyercilik: Yük hayvanlarının gücünden yaygın olarak yararlanıldığı dönemlerde revaçta bir zanaat dalıydı. Yükün hayvana tutturulmasına  yardımcı binek olarak kullanıldığında rahat etmeye yönelik oturaktır.

En iç tarafı keçe, orta kısmı hasır kamışı (dolgu malzemesi) ve en dışı ise deriden oluşur.İlemezde semercilik sıfırdan yapma değil de genelde var olanı tamire yöneliktir. Ancak günümüzde buda yok denecek kadar azdır.

 

 

YÖRESEL DEYİM VE KELİMELER

 

– Şippek          : Yazlık sandalet tipi üstü çıttaklı çocuk ayakkabısı

-Kıymık           : Çok küçük odun parçası. (Özellikle çıra için kullanılır)

-Pontür            : Pantolon

-Kumpir           : Patates

-Kupa              : 1- (ihtiyarlar kullanıyor) Çay bardağı

                          2- Av köpeğinin küçüğü

-Susak            : Ağaçtan oyma kulplu su tası

-Hıyya             : Evet

-Cımıcık           : Birazcık

-Hadi gari        : Haydi hareketlen (yola çıkalım)

-Cıngırak         : Tahre velinin ilkeli. (Ardıç ağacından yapılır)

-Damızlık         : Yoğurt yapmak için süte kullanılın az miktardaki yoğurt.

-Ufra               : Hamurun  senit ve oklavaya yapışmaması için ekilen az miktardaki un.

-Ganamaz        : Özellikle inek sağmada kullanılan, yandan kulplu derin bakır kap.

-Dığan                         : Ateşe konabilen (odun ateşi) yağ ve balık kızartmakta kullanılan yayvan bakırdan pişirme kabı.

-Haranı            : Odun ateşine konabilen yine bakırdan derin (kazandan küçük) tencere.

-Irbık               : Bakırdan su ısıtılan kulplu abdest kabı

-Honu              : Banyo ve tuvalette kullanılan su kabı

-Bılla                : Kız kardeşin büyüğü (abla)

-Efe                 : Erkek kardeşin büyüğü (Benim efem: Benim abem)

-İlenger            : Bakırdan yayvan yemek kabı, geniş

-Uruba             : Ceket

* Ağzını tuzlamak                     : Terbiye etmek

*Yorgunu yokuşa sürmek        : Yersiz ve zamansız sorularıyla karşısındakini sıkmak.

-Yokuş                        : Yamaç, eğimli arazi

-Tengerek        : İp bükülen kirmen

-Eğirmek          : Koyun yününü veya keçi kılını ip haline getirmek

-Seyirtmek       : Koşmak, zapıramak: (aynı) Koşmak

-Yelmek          : Gençlerin hızlı vakitlerinde etrafında olup bitenlere bakmaksızın başının dikine gitmek

-Yalık              : Cepte taşınılabilen mendil

-Yüklük(musandıra)     : yorgan, yastık gibi örtüleri ve bakliyat türü kuru gıdaların saklandığı yer

-İdare              : Lamba

*semer acını (ağacını) kırmak : Anlatılan bir konuyu en son ve zordan anlamak

-Zorla              : Zoraki

-Boduç (desdi): Topraktan yapılan iki ağızlı su kabı

-Loklok           : Yine topraktan yapılan desdiye göre biraz aha büyük tek ağızlı kulplu su kabı

-Desde            : Bıçılan ekinin küçük kümeleri

-Gavata           : Beyaz eşyaların veya bisküvi çay gibi gıda maddelerinin içine konulduğu karton koli

-Sındı               : Makas

-Kırklık            : Koyun ve keçilerin yününü kırktıkları makas

*İğneden ipliğe geçmek : Zayıflamak, erimek

-Dakım            : Sigara ağızlığı

-Silbinç            : Beşiğe çocuğun dışkısı ile batırmaması için konulan toprak derin kase

-Bağırdak       : Üstünü batırmaması için çocuğa takılan önlük.

-Zıbın               : Üç etek türü kadın elbisesi

-Siin                 : Kadın elbiselerinin kenarlarından sarkan örülü ip

-Hıltar              : Çoban köpeklerinin boynuna takılan başka köpeklerle boğuşma esnasında güç kazandıran uçları sivri demirden oluşan tasma.

*Hıltar takınmak: (insanlar için) Yanına yaklaşılamayan, ne söylesen kabul etmeyip, saldırgan tavır sergileyen

*Leblebi kavururken tırnağı mı yandı?: Emek mi verdi? Nasıl olsa emeksiz kazandı

*Taş at kolun açılsın : Hayır. Benden fayda bekleme. Sende öyle yap, seninde olsun.

-Mertek           : Özellikle çam ağacının genç olanından kesilmiş uzun atkı ağacı

-Söğen             : Koyun, keçi ağılı yaparken yere dikilen kürek kulpundan biraz kalın ardıç dikmesi

*Sarımsağı nerde yediysen ağzını orada kokut : Bana dert yanma, bu pisliğe nerede bulaştıysan git yine orada temizle

*Kelle yiyeceksen sarımsağı ekşisi hesap edilmez: arzu ettiğin şeye ulaşmak istiyorsan giderlerine katlanacaksın

-Kirkit             : El tezgahında halı kilim dokurken kullanılan demirden sıkıştırma tarağı

-Yaba              : Harmanda saman ile taneyi ayırmada kullanılan her tarafı ağaçtan olan kürek

-Yabaltı           : Saman yüklemekte kullanılan altı parmaklı ağaç dirgen

-döndürgeç      : Sacın üzerindeki ekmeği çevirmeye yarayan yassı tahta parçası

-Gırzet             : İlkokul öğrencilerinin okul forması

-Peke              : Çalı çırpıdan çevrilen bahçe çiti.

-Cizeme           : Düzgün ağaçlarla çevrilen bahçe çiti.

-Yamalıkm       : Elbisenin eskiyen yerine konulan (eklenen) sağlam parça

-İspirte             : Kibrit

-Gırgı               : Yufka ekmeği yapmada kullanılan ince dal odunu

-Velesbit          : Bisiklet

-Dastar                        : Beyaz ince kadın eşarbı

-Tokuç            : Çamaşır yıkama tokmağı

-Görek            : Kilit (kapı kilidi)

*Ekmek elden su gölden : Herşey bedava

*Değirmenlik olmak: Kurumak

-Gönek            : Beyaz kaputtan el dikişi ile dikilen  iç giysisi (Atlet yerine)

Araştırma: Afer Hasçağatay

Mimar Sinan İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: