Kızderbent te oynanan halk oyunları

Haziran 12, 2008
http://www.kizderbent.net/glnksloyunlar.html

Kızderbent mübadillerinin  halkoyunları, kendilerine özgü figürler taşır. Biraz Ege bölgesi halkoyunlarını, biraz da Balkan yarımadasının yerel kültürlerinin folklorunu andırır.
Belli başlı oyunlar arasında Kasap oyunu bahriye çiftetelli?si çifte Rumeli karşılaması, Zigoş (cüguş) ve Debreli Hasan sayılabilir Cüguş, erkekler tarafından oynan bir oyundur. En az altı kişiyle, ancak idealde 6 çift (12 kişi) ile oynanır. Drama iline bağlı Libotun kasabasının Zigoş köyünün adıyla bilinen bu oyun, kendisine özgü melodisinin davul zurna ile çalınması ile başlar. Bu melodi çalınırken oyuncular ağır hareketlerle eş seçer, karşılıklı sıralanır. Başlangıçta son derece ağır hareketler eşliğinde oynanan oyun, gittikçe hızlanan ezgisiyle birlikte hareketlenir. Sert figürlerin ardından zurna susar, oyuncuların el çırpışları ve sert davul sesleriyle devam eden oyun, yine ezgisiz davul vuruşları eşliğinde devam ederken oyuncular ellerini kuşaklarına sokar, naralar atılır. Zurna tekrar çalmaya başlayınca sert hareketlerle çömelmelerin yapıldığı figürler yapılır. Bir ara mübadillerin hora diye adlandırdıkları biçimde kol kola sıralanarak oynanan oyun, sonra yeniden çiftler halinde devam eder. Serbest salınımlar ve kucaklaşmanın ardındn oyun biter.
Debreli Hasan oyunu ise en az 6 kişiyle oynanır. Mübadillerin zevkle ve gururla oynadıkları bu oyunda omuz omuza dizilen oyuncular, biraz da asimetrik ayak hareketleriyle, oldukça ağır bir tempoyla, bazen çökerek ya da eğilerek mağrur figürlerle oynarlar. Oyun sırasında genellikle Roman kökenli olan zurnacı, sırayla oyuncuların kulaklarına doğru çalarak para ister. Oyuncular, banknotları huni biçiminde sarıp zurnanın deliğine sokar. Debreli Hasanı oynayan içinde maddi durumuna güvenenler en başa geçip bol bahşiş verir, bahşişi bol verecek kişi, zurnacının uzun uzun kulağına çalmasını sağlar. Bu oyunda verilen bahşişin miktarı, oyuncuların maddi gücünü gösteren bir ölçüdür.
Diğer mübadil oyunları arasında, Paşa Dudu, Ağacenin Fatmesi, karşılama, tirtom gibi Batı Trakya oyunları dışında telgrafın telleri ve kasap gibi yine Ege – Rumeli kültürünün ortak oyunları da sayılabilir.Bu oyunlar, bir davul ve iki kısa zurnadan oluşan “çalgı” denen yerel orkestra eşliğinde oynanır ve her oyunun kendisine özgü bir melodisi vardır.

Koç oyunu:(HASAN AKAR)
Koç oyunu dedigimiz oyun eskilerde  kalan fakat 30 lu 40 lı yaşlardaki kızderbentlilerin bile  hatırlamadığı bu oyun aslında bugün bile oynanılabilecek bir oyundur
Koç oyunu nasıl oynanır 4 veya 5 er kişilik iki ekip tarafından oynanırdı. Yol üzerine  20-25 metre mesafede iki çizgi çizilir, ortada kıl top veya üzeri bez ile kaplanmış bir kozalak  top konur her iki ekip elemanları ellerinde topuzlu değnekler veya kızılcık sopaları ile topu dürterek / vurarak karşı tarafın çizgisinden geçirmeye çalışır. Bugünkü ayakla oynanan futbolun ayak değmeden sadece değnekle topa vurulan türü gibiydi.

Çancılık oyunu:(NUMAN AYDEĞER)Dellikanlı başkanlıgının organize ettigi yirmili otuzlu yaşlardaki gençlerim bile hatırlamadıgı tarihini kimsenin hatırlamadıgı ne zamam nereden geldigi bilinmemektedir çok zamandan beride oynanmayan bir gelenektir
çancılık oyunu delikanlılara biraz organizeyi öğretmek biraz da gençlere bir gelir elde etmek için yapılan bir organizazyondur.
delikanlı başı ve ekibi kendi ve yardımcılarının gençleride organize ederek köy kadınlarının saya dedikleri sayayı ve çember dedikleri  eşarp’ı giyerek avul zamanı dedikleri mısır kırmazamanı eylül ekim aylarında gençler tanınmayacak şekilde giyinirler bellerine ve boyunlarına taktıkrarı çanlarla oynayarak zıplayarak tüm köy gezelir her evden birkaç kiloyu geçmeyen  sekilde mısır toplanır  hatta bazen diyer köylerede gidilir diyer köylerede gelenekler hatırlatılır onlardan da mısır toplanırdı toplanan mısır çuvalı taşınmaz hale geldinde o eve bırakılır daha sonra eşeklerle taşınırdı toplanan mısırlar bir tüçcara götürülür parası gençler arasında bir ziyafet çekilir tatlılar hazırlanır etler pişirilir çok güzel arkadaşlıklar kurulur  eglence yapılır birdahaki seneyekadar burada yapılanlar  birdahaki seneye kadar konuşulurdu
bu gelenek simdilerdeki gençlerin hatırlamadıgı bir gelenektir.
Koç oyunu(HASAN AKAR)
Koç oyunu dedigimiz oyun eskilerde  kalan fakat 30 lu 40 lı yaşlardaki kızderbentlilerin bile  hatırlamadığı bu oyun aslında bugün bile oynanılabilecek bir oyundur
Koç oyunu nasıl oynanır 4 veya 5 er kişilik iki ekip tarafından oynanırdı. Yol üzerine  20-25 metre mesafede iki çizgi çizilir, ortada kıl top veya üzeri bez ile kaplanmış bir kozalak  top konur her iki ekip elemanları ellerinde topuzlu değnekler veya kızılcık sopaları ile topu dürterek / vurarak karşı tarafın çizgisinden geçirmeye çalışır. Bugünkü ayakla oynanan futbolun ayak değmeden sadece değnekle topa vurulan türü gibiydi.

Çelik çomak oyunu:(LÜTFÜ ÖZYAPI) bu oyunu oynamak için önce oyun aleti bir çelik bir de sopa gereklidir. genişçe bir boşluk alan bu oyunu oynamağa en müsait yerdir. burada yerde sopanın ucu ile dar uzun, eni beş santim sopanın ucu girecek kadar. boyu da on santim.on ila yirmi santim boylarında ve başparmak kalınlığında adına çelik dediğimiz kısa bir dal. bu açılan çukurun üzine uzunluğu enine gelecek şekilde koyulur. kırk elli santim boylarında bir sopanın ucu çeliğin altına gelecek şekilde çukura sokulur. ve sopaya var gücü ile abanılarak çukur üzerindeki çelik uzaklara atılır. birerli yada ikişerli büyük geniş arazide üçeril de olbilir. rakip oyuncular atılan bu çeliği yere düşmeden hava da yakalalarsa el onalar geçer ve onlar kuyubaşına gelerek çeliği kuyu üçzürinden sopanın ucu ile en uzağa atarlar. atılan tarafta olan rakip uyuncular aynı şekilde bu çelik denen odun parçasını havada tutmaya çalışırlar atan kişi çeliği rakiplere tutturmayacak şekilde atmaya çalışır. çelik tutulamayıp yere düşerse bu defa çeliğin düştüğü yer sınır kabul edilir ve yaklaşmadan kuyunun üzerine enine yatırılan sopaya çelikle vurmağa çalışılır. vurulursa eli kendilerine alırlar ve oyuna onlar devam eder. kuyu üzerinde enine yatırılmış olan sopaya vuramazlarsa oynayan taraf çeliği yontulmuş uclarından bir tarafını oyunu oynanacağı yöne doğru yere koyar.yer ile boşluk olan ucuna yerden yeterli zıplaması sağlanır ve zıplayan çelik parçasına sopa ile ileriye en uzağa gidecek şekilde vurulur.bu üç devfa yapılır. vursa da vuramasada bu kural değişmez. çelik vurularak götürüldüğü uzaklıktan kuyunun yanına kadar adımlanarak sayılır. anlaşmaya göre her elili yada yüz adım bir dalya anlamına gelen bir semer atama hakkı kazandırır. SEMER: Sopa avuçta havaya doğru omuz hizasında tutlur. avuç içinde sıkıca tutulan sopanın tam yumruk haline gelmiş elin sopayla bitişiğine çelik dediğimiz kısa parça konur. sonra el omuz hizasından havaya doğru esnetilerek, çeliğe havada sopayla vururularak mümkün olduğu kadar uzağa gitmesi sağlanır. eğer rakip oyuncular atılan bu semeri tutarlarsa semeri onlar kazanmış olur ki oyun bittiğinde en çok semer elde eden rakip oyuncuların sırtına binerek oynana kuyu etrafında harman şeklined üç defa tur attırılır.
bilmem anlatabildim mi. aslında deneyerek yapılısa daha iyi anlaşılır.  bu oyunun bir sakıncası sopa ile vurulan çelikin tutulmak istendiği zamanlar ve bazen hatalı vuruşla tehlike yaratabilir dikkat etmek lazımdır.
AĞABİ OYUNU:(LÜTFÜ ÖZYAPI) genelde köy dışında kuzu otlatırken vakit geçirmek için oyanan bir oyun. uzun bir taş yirmi otuz santim kadar bulunur. yassı veya silindir şeklinde yuvarlak olubilir. önemil olan uzun ulması. bu taşın toprağa bir ucu saplanır. belli bir mesafeden ona nişan alınarak yumruk büyüklüğünde  taşlarla  yıkmağa çalışılır. taşa vuramayanlar yıkılan taşı dikme ile cezalandırılır. 
GAMA OYUNU:(LÜTFÜ ÖZYAPI) genellikle kızlar oynardı bu oyunu. yere toprağa ortadan geçen bir çizgi ile paralel karşılıklı dort adet kare odacıklar çizilir. el tabanından biraz büyük dört köşe tahta parçası, birinci odacıktan başlayarak tek ayak yerden kalkık vaziyette dieğer tek ayakla gama  dediğimiz bu dörtköşe yani eşkenar dörtgen tahta parçası tek ayakla dört odayı çizgi üzerinede kalmıyacak şekilde sürülür. dört odanın üzerinden öbür başa geçince yerden kesik olan ayak yere bısılabilir.aynı şey bu defa öbür odacıklar üzerinden gama çizgiye değer şekilde kalmışacak şekilde sürülerek bu tarafa
gleniri. her hatasız gelişte yeni başlangıç bir sonraki adacıktan başlanır. odacıklar üzerinde tek ayakla dolaşmak şartı ile sekizinci odacığı da oynayarak önce bitiren oyunu kazanır….


Dokuz taş oyunu :Dokuz taş oyuncuların taşlarıyla bir sıra oluşturmaya çalıştığı bir oyundur. Bir yere iç içe üç kare çizilir ve kenarları orta noktalarından birleştirilir. Böylece 12 köşede ve 12 kenar üzerinde olmak üzere 24 nokta ortaya çıkar.
Oyunun başında, iki oyuncu sırayla birer birer taşlarını noktalara yerleştirir. Dokuzar taş yerleştirildikten sonra sırayla hamle yapmaya başlanılır. Yatay, dikey veya çapraz bir üçlü dizebilen oyuncu rakibinin bir taşını dışarı atma yani ?kırma? hakkı kazanır. Fakat bir üçlü dizi içindeki taşlar kırılamaz. Eğer tüm hepsi üçlülerin bir parçasıysa herhangi biri kırılabilir. İki taşı kalan oyuncu, oyunu kaybeder.
Beş taş oyunu:Kaç kişiyle oynanır: Birden fazla kişiyle oynanır Malzemeler: Beş tane yuvarlak taşla oynanır.Nasıl oynanır: Oyunun aşamaları şöyledir. A. Birler: Taşlar serbest yere bırakılır. Ebe yerdeki taşlardan uygun olanını seçer. Seçtiği taşı havaya atar. Her attığında yerden bir taş alıp havaya attığı taşı yakalar. Yerdeki taş bitinceye kadar işlem devam eder. Eğer havaya attığı taşı kapamaz veya yerden almak istediği taştan başka taşa dokunursa oynama hakkını arkadaşı kazanır.B. İkiler: Taşlar yere bırakılır. Taşların içinden uygun olanı ele alınır. Yerdeki taşlar ikişerli olarak alınmaya çalışılır.C. Üçler: Taşlar yere atılır taşın biri tekli olarak ele alınır. Diğer üçü tek seferde alınmaya çalışılır. D. Dörtler:  Taşlardan uygun olan bir tanesi havaya atılır. Yerde kalan dört taş bir seferde alınmaya çalışılır.F. beşler: Taşlar yere atılır. Başparmak ve şahadet parmağının arası açılarak bir kale görüntüsü verilmeye çalışılır. Oyuncu yerden bir tane uygun taşı eline alır. Rakip oyuncu en son parmağın arasından geçecek taşı seçer. Bu taş diğer taşların parmaklar arasından geçirilmesine engel olacak taştır. Oyuncu eline aldığı taşı havaya atar. Havaya attığı esnada yerdeki taşı kaleden geçirmeye çalışır. Bunun için iki hakkı vardır. Birinci seferde taşı düzeltir. İkinci seferde taşı parmakları arasından geçirir. Eğer bu esnada taşı başka bir taşa çarptırır veya havaya attığı taşı kapamazsa hakkını rakip oyuncuya verir. Tüm bunlardan sonra oyunun final bölümüne geçilir. Taşların tamamı avucunun içinde hafifçe yukarı doğru atılır ve avucun tersiyle taşlar tutulmaya çalışılır. Avucunun tersinde en çok taş kalan oyuncu oyunu kazanır
Birdir bir oyunu:Kaç kişi oynanır: Bu oyunda belli bir kişi sınırlaması yoktur. Kişi sayısı arttıkça oyun daha zevkli bir hale gelir.
Malzemeler: Oyunda kullanılması gereken bir şey yoktur.
Nasıl oynanır: Birdirbir dünyanın her tarafında sevilerek oynanan bir oyundur. Oyunun başında bir ebe seçilir. Ebe öne eğilerek ellerini dizlerine dayar. Diğerleri bir kaç metre arayla sıra oluştururlar. Oyuncular sırayla koşarak eğilmiş duran ebenin üzerinden ellerini sırtına bastırıp bacaklarını açarak atlarlar. Atlarken de sırayla tekerlemenin dizelerini söylerl
    ?Birdirbir
    İkidir iki, olur tilki,
    Üçtür üç, yapması güç,
    Dörttür dört, kuş gibi öt,
    Beştir beş, aldım bir eş,
    Altıdır altı, yaptım kahvaltı,
    Yedim yedi, elim sırtına değdi, sekizim seksek,
    Dokuzum durak?
Dengesini kaybeden ya da düşen oyuncu ?yanmış? sayılır ve yeni ebe olur
Gama oyunu (sek sek):Herkes tarafından bilinen sek sek oyunudur. Oyun yere karenin içine kare yaparak küçük kareden büyük kareye köşel birleştirilir veya bir zarf seklinde kare çizilir  ve ona merdiven seklinde üç basamaklı kare ler eklenir İlk gidiş bitince sondan başa dönüş yapar. Başta çift ayak gidiş dönüşün ardından tek ayak gider ve tamamladığı karelerin içine ismini yazmaya başlar. Başkasının kutusuna basmadan gidiş dönüşü bitiren oyunu kazanır.
Haya maya oyunu:Bir kaçma kovalamaca oyununun adıdır. Adını başlangıçta söylenen tekerlemeden almış olsa gerek. “Haya maya, kum kaya. Irakıyı içtik, tarlayı biçtik.” Sözleri eller birbiri üstüne konup yukarı aşağı ritmik sallanırken birlikte söylenir. Söz bitince eller türlü şekillerde tutulup beklenir. Kimin hareketi farklıysa o kenara gelir. Ebelikten kurtulmuştur. Bu işlem sürdürülür. En arkaya kalan ebedir. Oyun yeri belirlenip oyuncular kaçarken ebe onları tutmaya çalışır. Tuttuğu oyuncuyu belirlenen oyun yerine getirir. Bundan sonra hem tuttuğunu korumak, hem de öteki oyunculara dokunmak gerekir. Dıştaki oyuncularda tutulmamak için çabalarken tutulan arkadaşlarını kaçırıp kurtarmak görevini de üstlenmiş olurlar. Böylece bütün oyuncuların tutma işlemi bitirilince ebenin seçeceği birisi yelmeye başlar. Ebe iki kişiden olduğu gibi oyuncular iki kümeye ayrılarak ta oynayabilir bu oyunu. İşte çeviklik, yarışma hırsı, yardımlaşma ve dostluğu içinde barındıran çok yönlü bir oyun.
Yağ Satarım Bal Satarım oyunu: çocukların daire şeklinde çömelmesi ile  En az beş kişi oynanır. Bir de mendile ihtiyaç vardır. Gönüllü varsa ebe olur. Yoksa kurayla ebe belirlenir. Hep beraber el çırparak şarkımızı söylerken, ebe, dairenin etrafında tempoya ayak uydurarak dolaşmaya çalışır. Ve birinin arkasına gizlice mendili bırakıp, başlar kaçmaya!

Mendil Kapmaca oyunu:Ortada mendili tutacak biri seçilir. Sonra çocuklar aldım verdim ben seni yendim oyunuyla iki gruba ayrılırlar. Çizgilerden çıkış yapan çocuklar arasında mendili yakalayan yakalayamayanı mendille ebelemeye çalışır.

Bezirgan başı oyunu:Bezirganbaşı tekerlemesi ile ebe seçilir. Oyuncular seçilen 2 ebenin kolları altından tekerleme eşliğinde geçerler. Başta verilen isimleri bilemeyenler ebelerin arkalarına geçerler ve 2 farklı takım oluşturulur. Ardından ortaya bir çizgi çizilir ve 2 takım çizinin gerisine ip ile kim düşecek çekişmesi yapar
Sekiz Kuyulu Taş oyunu:2 kişi ve 16 şar 16 şar paylaştırılmak üzere toplam 32 taşla oynanan oyunda oyuncular önlerine karşılıklı 4 er çukur kazar ve her çukurun içinde 4 taş yerleştirir. Kura ile seçilen oyuncu başlamaya hak kazanır. Başlayan oyuncu kendine ait çukurlardan 4 taş alır istediği çukurdan başlayarak sırayla her çukura 1 er taş koyar. Diğer oyuncu da aynı eylemi tekrarlar. Bu taş yerleştirme esnasında kendi çukurunda 1 taş bırakmayı başaran oyuncu karşısındaki diğer oyuncunun çukurundaki bütün taşları almaya hak kazanır. Rakibin taşlarını toplamayı başaran oyuncu kazanır .
Patlangaç oyunu:Genellikle kırda inekleri otlatırken oynanan oyundurbir mikrar çamur kil ile oynanır, en az 2 kişilik bir oyun. Çamurla toprak kap yapan çocuklar onu yere patlatır. En güçlü kim patlatırsa o yüksek bir puan alır. Sonuçta puanlar toplanır, kaybeden kazananı sırtında taşır.bu oyun bazen düz bir zemine bezende taş duvar veya taştan bir zeminde oynanır
Dönmece oyunu:Adından da tahmin edeceğiniz gibi, bu oyunda bol bol dönüyoruz. Oyunumuzu oynayabilmek için en az altı kişi olmalıyız. Sayışarak iki gruba ayrılınır. iki grup, kendi arasında anlaşarak toplam kaç sayı toplaması gerektiğini kararlaştırır. Her oyuncu topu havaya atarak kendi etrafında dönmeye başlar top yerde bir defa zıplayıncaya kadar kaç defa dönerse grubun kendi hanesine yazılır. Başta kararlaştırılan dönme sayısını tamamlayan grub oyunu kazanmış olur.
Yağ Satarım Bal Satarım oyunu: En az beş kişi oynanır. Bir de mendile ihtiyaç vardır. Gönüllü varsa ebe olur. Yoksa kurayla ebe belirlenir. Hep beraber el çırparak şarkımızı söylerken, ebe, dairenin etrafında tempoya ayak uydurarak dolaşmaya çalışır. Ve birinin arkasına gizlice mendili bırakıp, başlar kaçmaya!

Yummaca oyunu: (saklanbaç oyunu)Sayma yötemiyle önce bir ebe seçilir ebe oynanacak yer daha önce seçilir bazen bir evin köşesi bazende  bir direk bazende bir taş duvar olabilir oyuncuların belirleyececi bir yer seçilir
Yummaca(saklanbaç) oyununun tarifi Bir ebe seçilir. Ebe oyun alanının önceden belirlenmiş bir yerinde durur, yumulur. Burası ebenin kalesidir. Çocuklar saklanırlar. Ebe belirli bir sayıya kadar ( örneğin ona kadar ) sayar. Sayma işlemi bitince “Önümdeki, arkamdaki, sağımdaki, solumdaki sobe.” Der, gözlerini açar, saklanan arkadaşlarını arar, bulmaya çalışır. Gördüğü arkadaşının adını söyleyerek kaleye döner, sobeler. Sobelenen çocuk yanar.Ebe aramak için kaleden uzaklaştığında, saklanan çocuklar ortaya çıkıp, ebeden önce kaleye ulaşarak “sobe” yapmaya çalışırlar.Bu arada, yanan ve yanmayan çocuklar ( açığa çıkmış çocuklar ), öteki arkadaşlarına yardımcı olmak için “Elma dersem çık, armut dersem çıkma.” gibi sözlerle kopya verirler. Ebe kaleden uzaklaşınca “elma, elma” diye, ebe kaleye yaklaşınca “armut, armut”diye bağrışırlar. Ebe tarafından bulunarak yanmış olan çocuklar, oyunun bitiminde, kendi aralarında sayışarak yeni bir ebe seçerler. Oyun yeni ebeyle süre.Bu oyunun oynanışında, isteğe göre, şöyle bir kural da uygulanabilir ; saklananlar içinden son çocuk, ebeden önce sobe yaparsa , kendinden önce sobelenmiş çocukların tümü kurtulur. Aynı ebe, yine ebe kalır, oyun yinelenir.Ebe yumulduktan sonra, 10’a kadar sayı sayabileceği gibi bu saymayı renkleri sayma, meyveleri sayma biçiminde de yapabilir. İstenirse bu sayma, anne, baba, kardeş-ağabey, abla, teyze, dayı, hala, amca gibi aile ve akraba bireylerini sayma biçiminde de uygulanabilir. Ebenin sayması, öğretmen hangi konuyu pekiştirmek istiyorsa, o konuya ilişkin sözcük ve kavramlarla da yapılabilir.
Çivi oyunu:Tek gerekliliğin bir çivi ya da çakı olduğu, çamurda oynanan güzel bir oyunumuzdur. iki ya da daha fazla kişi merkeze konmuş bir noktaya ulaşmaya çalışır ve çevresine dair çizerler. Bu daireler çizilirken bir birlerinin çizgileri üzerinden geçmemeli ve sınırların dışına düşümemelidir. Çizgi çizmek için gerekli noktayı ise elinizdeki çiviyi çamura saplayarak belirlersiniz.Genel de bu oyun annenizden çamurla oynadığınız için azar hatta dizleriniz çamurlanmış ise bir tokat ile sonlanır.
Misket oyunu:Oyuna belirlenen açılış sayısındaki misketi yatırabilen herkes katılabilir. Bütün misketler yanyana dizilir. Ardından bir baş belirlenir (Bazı oyunlarda sıralama atışında en yakına atmış oyuncu belirler ). Sonra da oyuna katılan oyuncular misketlerini atarlar. Oyunun bir sonraki aşamasına ilk başlayacak olan kişi misketini en uzağa atmış olandır.Bir sonraki adımda atışınız ile belirlenmiş olan baş tarafına en yakın mümkün ise baş tarafından vurmak hedefinizdir. Ne kadar baştarafta vurursanız o kadar misketi alırsınız. Oyuncular sırayla alabildikleri kadar misketi toplar ve bir sonraki tarafına geçerler. Eğer atışınız misket çizgisinin bu tarafında kalmışsa oyun dışı kalırsınız.Oyunun devamı olarak eğer bütün misketler toplanmamış ise diğer taraftan bir seri atış daha yapılır. Burada da en uzaktaki taş sahibi ilk atış hakkına sahiptir. Eğer hâlâ ortada misket var ise bir sonraki tura yere kalır.Burada genelde atış yapılan güzel iri misketlere “kaflik” dendiğini de belirtelim.
Gazoz Kapağı oyunu:Bir misket oyunu taklidir. Burada oyun araçlarınız misket yerine gazoz kapakları ve elinize oturan bir taş parçasıdır. Mermerden olanları tercih sebebidir.
Kıltop oynama:Siz hiç hayvan taradınız mı? Siz hiç hayvan sevdiniz mi? Taranıp dökülen tüylerden oyuncak yapıp arkadaşlarınızla oynadınız mı?
Öküz ve ineklerin bol, birazda beygir eşeğin olduğu ama motorlu araçların hiç bulunmadığı zamandan kısacası çocukluk günlerimin oyunlarından, yapılan oyuncaklarımızın emeği, göz nurunu, çabayı yaratıcılığı simgelediğinden söz edeceğim.
Kışın güneşli günlerinde damlardaki tüm hayvanlar güneşe çıkarılırdı. Önce öküzler taranır, arkasından inekler ve eşekler taranırdı. Beygirler ve eşeklere Ömer Seyfettin in öyküsündeki gibi kaşağılanırdı.
Çocuklar hem yapılan işi büyük bir zevkle seyreder, bir yandan da kendimize yarayacak hayvan tarağından çıkmış öküz ve inek kıllarını toplardık. Yeteri kadar biriktirdikten sonra ellerimizin ayaları arasında yuvarlaya yuvarlaya ara sıra tükürerek top durumuna getirirdik. Bu top hem yumuşak olur vurduğun kişinin bir yerini acıtmaz, hem ileriye doğru fazlaca fırlayıp gitmezdi. Bu toplarla bol bol istop oynardık.oyunşöyle oynardık top yumuşak oldugu için oyuncular daire seklinde dizilir ortadaki oyuncuya dogru atılır vurmaya çalışılrdıOyuncunun topu tutmaması temenni edilir oyuncu topu tutarsa hak kazanırdı ortadaki aslında deyişik sekilerde onandığı görülür doyumsuz bir oyundur


Not: sevgili kızderbentliler sizde bizim unuttugumuz oyunlar varsa kaleme alıp bize gönderin yayınlayalım mesala benim aklıma geldi ama kös oyunu vardı nasıl oynandıgı aklımda olmadıgı için yazamadım lütfen bildiginiz büyüklerin veya küçüklerin oynadıgı oyunları yazıp kaleme alın yayınlayalım adres: kizderbent@hotmail.com  adresine göderin yayınlayalım
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: