OYUN VE EĞLENCELERİMİZ

Haziran 13, 2008

1- PAÇİSİ :
Denebilir ki paçisi tamamen köyümüze mahsus bir oyun. Aliriza’nın kapısında, büyük taşın üstünde, dört oyuncu yanında dört seyirci, dört taş ve iki zar. Bu karton üzerinde adam taşımaca oyununa almanca adına bakılarak “paçisi” deniyordu. Oyun bazen oyuncuların tüm gününü alır.

2- ÇOT OYNAMAK :
Köyün en meşhur oyunların biri de çot’tur. Öncelikle her oyuncu iyilerinden bir odun parçası seçer. Ortaya irice bir taş konur. Taşa yaslanmış olan ebenin odunudur (çot) . oyuncular sırayla atar çotlarını, ebenin taştaki çotunu devirmeye çalışırlar. Sonra herkes kendi çotunun başına geçmek durumundadır, ebeye yakalanmadan. Hızlı hareket edip taşta çotu devirebilir, uzağa fırlatabilir. Ebe koşup yeniden çotunu taşa kurmak zorundadır. Oyuncu elinde çotuyla yakalanırsa, ebelik sırası ona geçer. Genellikle harmanlarda oynanır.
Bu oyun anlatılmaz aslında oynamak, yaşamak lazım. Sahi köyün en iyi çot oynayanı kimdi?

3- ELLİ KUKU :
Saklanbaçın bir çeşididir aslında. Daha uzun sürelisi ve iddialısı. Sahası daha geniş. Ebe gözlerini kapayarak elliye kadar saydığı için “elli kuku” denmiş. Geçmişte küçük-büyük demeden oldukça kalabalık gurup halinde oynanırdı. Tabi, Balabek hocaya yakalanmamak şartıyla.

4- BİLA OYNAMAK :
Oyuna mahsus olarak kısa sopalar (deynek)hazırlanır. Yine ağaç dalından oyunun asıl malzemesi olarak kalem boyunda parçalar hazırlanır (bila). Her oyunda olduğu gibi önce ebe belirlenir. Tıpkı beyzbolda olduğu gibi, atılan bilaya vurulur. En kısa mesafeye düşüren ebedir. Ebeliğin böyle zahmetli olduğu başka bir oyun var mıdır acaba? Ebe daire halinde dizilmiş oyunculara sırayla “bila” atar. Maksat en uzağa fırlatmak, ebeyi yormaktır. Ebe havada bilaya dokunabilirse, ebelikten kurtulur. Bu ve benzeri oyunlar genelde açık arazi oyunlarıdır. Çobanlık vs yaparken eğlenceli vakit geçirmek içindir. Oyun malzemelerinin temini kolaydır.

5- YUZUK KİMDA? :
Daha çok kış gecelerinde oynanan kapalı mekan oyunu. Sopaya dayanıklılık esas. Sonuç, eğlence. Oyuncu elindeki yüzüğü herkesin elinde dolaştırır. Birinin eline bırakır. Yüzüğün kimde olduğunu onun dışında kimse bilmez. Oyuncu istediğinden başlar. Elindeki kayışı şak! diye vurur. Yüzük kimde, diye sorar. O kimin adını verirse kayış onun elinde patlar. Ta ki yüzüğü taşıyan, bende! diyene kadar devam eder. Adını kim verdiğse, kayışı o alır ve oyun kaldığı yerden devam eder.

6- BİÇAH OYUNU :
Beceri oyunudur. Bıçağın elde farklı pozisyonlarda atılması ve yere saplanması şeklinde oynanır. Daha önceden belli olan her şekilde bıçağı yere saplatmayı başaran oyunu kazanır. Yenilen, yere çakılan çubuğu dişiyle çıkarmak zorunda kalır. Açık havada, bıçağın saplanmasına müsait zeminde oynanır. Bıçak zaten herkesin cebinde vardır.

7- DUZ OYUNU :
9 Taş olarak da bilinir. Zeka oyunudur. Malzemesi, bir kağıt(veya tahta parçasına çizimi yapılmış) ve fasülye taneleri. Amaç, adım adım ilerletilen fasülye tanelerini üç noktaya getirip “düz” yapmak. Düz yapan, rakip oyuncunun istediği bir taşını alır. Şimdi internet sayfalarında rasladığımız bu oyun, fasülyelerle ne kadar da zevkliydi.

8- BEŞTAŞ :
Güzel bir beceri oyunu. Bildiğimiz beş taş.

9- TAŞ OYNAMA :
Üst üste dizilmiş yassı taşlarla oynanır. Yine her oyuncuda bir taş vardır. Amaç ebenin taşlarını devirmek. Malzemesi her yerde bulunan bir açık hava oyunu.

10- İSTOP :
Özellikle küçük çocukların tercih ettiği bir oyundur. Oyuncu topu havaya fırlattıktan sonra bir arkadaşının adını bağırır. Adı söylenen, top yere düşmeden onu yakalamak zorundadır. Yakalayabilirse, o da topu atar ve başkasının adını söyler.

11- DOKUZ AYLUH :
Bir futbol takımı kurulamadığı zamanlarda “dokuz ayluh” oynanır. Her oyuncu küçük bir kale yapar kendine. Dokuz gol yiyen oyundan çıkar, maçın bitmesini ve galibi bekler.

12- 5 DA DEVRE 10 DA BİTAR :
Yaz günlerinde ikindi sorası yapılan futbol maçlarıdır. Süre sınırı yoktur. Heyecanlı ve kıran kırana bir oyundur. Yenilen pehlivan güreşle doymaz ve oyun her defasında uzar.

13- MİSKET OYUNU :
Yine toprak mekanlarda oynanan misket oyunudur. Amaç rakiplerin misketlerini yutmak.

14- YAHAN TOP :
Anlatmaya ne hacet. Bildiğimiz yakan top. Ama daha eğlenceli daha renklisi…

15- İSİM-ŞEHİR :

Bildiğimiz isim-şehir oyunu. T den isim : Temur. T den yer : Turmanet. T den hayvan : Tatarzena.

16- LAKANTKA :
Lakantka, farklı boylarda yapılan sapandır. En iyi sapan, taşı en uzağa tandır. Şimdilerin hazır sapanları, lakantkanın yanında oyuncak kalır.

17- SİKA-HIZEK :
Kış mevsiminin kar eğlenceleri. Sika, tek ayaklı kızaktır. F1 yarışları kadar iddialı ve meşhurdur. Eski yılların Şalikoğlu Sinan gibi unutulmayan şampiyonları vardır. Hızek ise iki ayaklı ve bir çok kişinin binebildiği kızaktır. Genelde devrilip, üzerindekileri etrafa savurmasıyla ünlüdür.

18- KARTOPİ :
Yine kış eğlencelerinden biri kartopu oynamaktır. Guruplar arası çok şiddetli mücadele halinde oynanır. Elbette centilmence.

19- KAR’A ATLAMA :
Genellikle samanlığın (merek) üstünden en uzağa atlama oyunudur. (eğer denerseniz, kara düşünce hemen geri sıçramayı unutmayın. Sonra ayaklarınızı kardan çıkaramazsınız. Ya da ayakkabıları orada bırakırsınız)

20- KARA BASMA :
Seçilen ebenin kara gömülmesi oyunudur.

21- BİLYALİ ARABA :
Bilyeli arabaya binmek, yaz günlerinin en büyük eğlencesidir . bilyesi olmayan tahta tekerlekli olanına biner. Üç tekerlekten oluşur, kendine mahsus bir direksiyonu vardır. Ayaklar yerine yerleşir ve yarış başlar. Fireni yoktur. Tüm zamanların en hızlısı, Dursunoğlu Hecaret’tir.

22- KANSURAYA BİNMEK :
Çobanlık zamanlarının vazgeçilmez oyunudur. Uygun bir ağaç seçilir. Biraz daha eğilmesi sağlanarak üzerine binilir. “hoppa” sesiyle sallanılır. Kansura’nın en güzel tarafı, herkesin aynı anda yere düşebilme ihtimalidir.

23- SU SAVAŞI :
Teleharşi otundan yapılan bir nevi şırınga ile, arkadaşını ıslatma oyunudur.

24- TUTULA YAPMACA :
Bildiğimiz Gül dalından (tikan) yapılır. Kendine has güzel bir sesi vardır. Kavak gibi çalınır. Açık arazide faydalı bir eğlencedir.

25- ÇOCUK KAÇIRMA :
Genelde düğünlerde oynanır. Oyunbaşının elinde kemer vardır. Düdüğü çalınca tüm oyuncular yakaladığı en hafif çocuğu sırtına alır. Sırtına çocuk alamayan, kayışı sırtında hisseder.

26- KARARTMA :
Odanın ışığı aniden söndürülür. Önceden göze kestirilen zavallı, yakalanmaya çalışılır. İyi saklanabilirse, onun yerine başkası dayağı yer. Genelde ağabeylerin, aralarındaki küçükleri uzaklaştırmak için denedikleri oyundur.

27- SUYA BASMA :
Oyundan ziyade cezadır. Vadinde durmayan, suya basılmaya razı olur. Kendini “kurun”un içinde bulur. Ceza verenlere ziyafet çekerek de kuruna basılmaktan kurtulunabilir.

28- TALAN :
Meyve mevsimlerinin masum ‘hırsızlık oyunudur’. Bazen oyunu kaybedenler ceza olarak talana gider. Bazen de gurup halinde gidilir. Mısır, nohut, erik, armut en çok tercih edilen talan meyveleridir.

29- HARFANA :
Köy gençleri bir deve yapar, kadın kılığına giren bir genç bu devenin pinden tutarak ev ev dolaşıp kaymak, yağ, un toplar. Bu sırada maniler söylenir, oyunlar oynanır. Toplanan erzaklarla Kuymak, Pişi pişirtilip yenilirdi. Birnevi gençlere ziyafet verilmiş olurdu. Oldukça eğlencelidir. Paylaşmayı öğretmesi açısından oldukça faydalı bir faaliyettir.

30- HARFANA ÇALMAK :
Harfana yapmak kadar, harfana çalmak da eğlencelidir. Belki eğlencenin bir parçasıdır. Özellikle kızların yaptığı harfanalarda, erkekler mutlaka yapılan yemekleri çalmak isterler.

31- SUYA GİTME :
Bu da bir çeşit harfanadır. Evde değil, açık havada su başında yapılır. Oyunlar oynanır, yemekler yenir. Gün boyu sürer.

32- GECE OTURMALARI :
Geceleri köyün toplanma yerinde veya kırlarda bir araya gelinir. Gecenin ebeleri mevsim meyvesine talana gider. Bazen mısır közlenir, bazen nohut yenir. Yıldızların altında eğlenceli sohbetler yapılır.

33- EGLANCA :
Sırayla birinin evinde toplanılır. Sohbetler, muhabbetler yapılır. Şarkılar söylenir, oyunlar oynanır. Yemekler yenir, çaylar içilir. Geceyarılarına, bazen sabahlara dek sürer. Herkes maharetini gösterir. Birlik ve beraberliğin, dostluğun, sevginin tohumları buralarda atılır.

34- HEDİK BİNMEK:
Kırç tutmadığı zamanlarda hedikler kullanılırmış. Ayaklara takılan bir tür ayakkabıdır. Geniştir ve karda batmamayı sağlar.

35- KASSO BİNMEK:
Şeytan bacaklar da (uzun bacaklar)denir. Çok eski bir eğlence olduğu biliniyor. Uzun ağaçlardan yapılan bu aletlerle gezmek özel beceri ister. En iyi kassolar köknardan yapılırmış. Şimdi bazı eğlencelerde, festivallerde raslıyoruz.

36- KUYKUY:
Beş adet kuyu, sekiz adet taşla oynanır.

37- HAZ OYUNU:
Tek ayakla taş ittirmece…

38 – HUDİKAKA:
Gizlenme oyunu. Eskilerin ellikuku’su

39-LIĞLAR:
Bu da başka bir taş oyunu. Taş devirmece…

40- YILBAŞI:
31 aralık gecesi gençler bir etlik  “dana, koyun, keçi” keser, açık havada şişle birlikte yeni yılı afiyetle güle oynaya karşılardı.

www.cuvarep.com/kilitli%2520ambar/oyun%2520eglence.htm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: