ÇOCUK OYUNLARI

Haziran 23, 2008

1-Hod oyunu: İki tane paralel çizgi çizilir. Bu çizgilerin arası yaklaşık 20 metredir. Bu oyunu oynayacaklar, taş tutma yöntemiyle kalede kimler kalacak, kimler hoda vuracak belirlenir. Hod yaklaşık 15-16 santimetre boyunda, 25-26 santimetre çapında ucu sivri huni biçiminde ağaçtan    yapılmış bir oyun aracıdır. Hod çizilen bu çizginin orta yerine dikilir. Yukarı kalede bulunlar yaklaşık 100-120 santimetre uzunluğundaki değneklerle dikilen hoda atışyaparlar. Dikilen hod vurulduğu zaman, kalede bululanlar tekrar hodu yerine dikinceye kadar hoda atış yapanlar attıkları değneğini alarak atış yaptıkları noktaya dönerler. Eğer hod çabuk dikilir ve kaleye kaçanlara el değdirilirse görev değişir. Yukarı kaledekiler aşağıya, aşağı kaledekiler yukarı geçerler. Kaleden hoda atış yapıldıktan sonra kendi değneğine bir an önce varıp cur derler.  

2-Daşlı çelik oyunu: Çelik oyunu iki türlüdür. Birincisi yan yana iki taş konulur. Bu taşların üstüne yaklaşık uzunluğu 20 santimetre olan bir çelik konulur. Yine bu oyunda da iki grup vardır. Biri kaleden atış yapar, öbürleri aşağıdan bunu tutmaya çalışırlar. Taşlar üzerine konulan çelik önce eldeki değnekle altından kaldırılır sonra havaya kalkan bu çeliğe tekrar değnekle vurulur ve uzağa gitmesi sağlanır. Eğer destekli vurulmuşsa bir hayli  uzağa düşer. Çelik havada iken yere düşmeden diğer grup tarafından yakalanırsa, grup yer değiştirir.

 

3-Zankirli çelik: Yine 15-16 santimetrelik dört köşeli çelik üzerine sayılar yazılır. I-II-III-X gibi işaretler bıçakla yapılır. X bu işarete zankir denilirdi. Zaten ismi de oradan geliyor. Yere 2,5-3 santimetre genişliğinde 10-13 santimetre uzunluğunda, 4 santimetre derinliğinde bur çukur açılır. Bu çukur üzerine konulan zankirli çelik açılan bu çukura eldeki değneğin yardımıyla altından ileri doğru atılır. Aşağı kalede bulunanlar bu çeliği yere düşmeden havada yakalarlarsa oyuncu grubu yer değiştirir. Eğer çelik yakalanmadan yere düşürse üste gelen sayı kadar eldeki değnekle üzerine vurulup yerden 35-40 santimetre yukarı kaldırıldıktan sonra ikinci bir vuruşla ileri doğru gönderilir. Eğer bu vurmalarda çelik havaya kalmaz ise fos bir fos iki fos üç şeklinde tekrarlanır. Üçüncü fos olursa o oyun orda sona erer.

 

         4-Çoban çeliği:Bu oyunda 75-80 santimetre yüksekliğinde bir değnek yere dikilir. Dört tarafı düzeltilmiş çelik bu değneğin üzerine konur. Çeliğin altından vurulur. Vurma dengeli yapılırsa çelik fena vızılar gider. Bu oyunda da diğer çelik oyunlarındaki kurallar hemen hemen aynıdır.

 

5-Guppe oyunu:Bu oyunların hepsi iki grup tarafından oynanır. Bu oyunda da en az beşer kişilik iki grup vardır. Yine taş tutma usulü ile oyun başlar. Kaybeden tarafın oyuncuları ellerini birbirlerinin omzuna tutarak ayakta bir halka oluştururlar, bir tanesi de ebe olur. Diğer grubun oyuncuları bu oyuncuların üzerine atlamaya çalışırlar ebe de bunları vurmaya çalışır. Ebeden kurtarıp oyuncuların üzerine binen kişi yere düşmemeye gayret eder. Bir müddet oyuncunun sırtında durduktan sonra ebeye yakalanmadan inip kenara kaçar. Bu işleri yaparken birileri ebe tarafından vurulursa oyun yer değiştirir.

 

6-Çatal kavak(Güvercin taklası): Bu oyunda dörder kişilik iki grup tarafından oynanır. Bu oyunun oynanışı iki kişi ayakta birbirine sırtını döner, diğer iki kişi birbirlerinin omuzlarına doğru kafalarını sokar, ellerini ayakta duranların kollarına doğru tuttururlar. Diğer dört kişi sırayla bunların üzerinden takla atarak diğer tarafa geçerler. Bu esnada bazen takla sırasında omuzunun üzerine durarak ayaklarını havada tutmaya çalışır. Bunu yaparken düşerse diğer grupla yer değiştirirler. Böylece oyun devam eder gider.

 

         7-İlik oyunu:Bu oyun ceket, pantolon ve palto düğmelerinden oynanır. Evde eskimiş ceket, pantol ve palto düğmeleri anne ve babaların haberi olmadan kesilerek alınır. Yere 4-5 santimetre çapında 7-8 santimetre derinliğinde bir çukur açılır. Bu çukura yaklaşık iki metre mesafeye bir çizgi çizilir bu çizginin üzerine ayak basılarak ilikler çukura atılır. Bu oyunda kolu uzun olanlar her zaman kazanırdı. Atılan ilikleri kim çukurun içine atarsa diğerinde bir ilik alırdı. Böylece oyun devam eder gider.

 

         8-Diğer oyun araçları:Bunlar mevsimine göre değişirdi. Okulların kapanmasıyla hemen karneler ortadan ikiye kesilir. Kayısı ağaçlarının püsleri de (Reçinesi) çıkardı bu arada Bu püsler toplanıp yapıştırıcı olarak kullanılırdı. O zaman uhu filan yoktu. Hatta püsler fazla toplanır sıcak su ile biraz inceltilir bir öğretim yılı boyunca da öğrenciler yapıştırıcı olarak kullanırlardı. Ortadan ikiye kesilen karneler bir ağaç üzerine yapıştırılır ve ucuna bir değnek takılır koşulduğu zaman bu karne dönerdi rüzgarın yardımı ile buna fırıldak denirdi.

         Ahırdaki hayvanlar tımar edilir bundan çıkan kıllar su kullanılarak top yapılırdı. O zamanlar futbol, voleybol topları yoktu. Kıldan yapılan bu toplar çeşitli büyüklükte olurdu. Ama en büyüğü iki avuç içine sığırdı.

         Pancar zamanı pancardan teker yapılır. Şemşamer sapı da takılarak sürülür giderdi. Bal kabağı ortasında delinir yine iki tene şemşamer sapı takılır, hatta geniş yapraklı otlar iğde dikeni ile kabak üzerine tutturulur yolda giderken dönme esnasında toz çıkarırdı.

         Ağaçların dallarına su yürümesi zamanında yani mayıs ayında söğüt ağacının ince dlları kesilerek düdük yapılırdı. Söğüdün kabuğu kavlatılır, helezon biçiminde kıvrılarak zurna gibi oluşturulur, iğde dikeni ile tutturulup ucuna da yine ince söğüt dalından bir küçük düdük kavlatılıp takılırdı., üflendiği zaman zurna kadar ses çıkarırdı. Buna ada düdüğü denirdi. Yine söğüt ağacından alınan dal kavlatılıp bugünkü plastikten yapılmış flüte benzer düdük yapılırda. Buna da çingi düdük denirdi. Yine söğütten alınan dal kavlatılır, iç kısmı biraz bıçakla alınır rahat çalışsın diye, ucuna da bugünkü çocukların kullandığı mantar tabancalarının mantarı kadar ucu kesilir ve mermi gibi uç kısmına takılır. İçindeki ağaç geri çekilip ileri doğru itildiği zaman uç kısımdaki mantara benzer kısım mermi gibi fırlar giderdi. Buna pırtlangıç denilir. Pırlangıc biraz kullanılmazsa çalışmazdı onu hemen tükrükle ıslatarak rahat çalışması sağlanırdı. Sıkıldığı zaman pat diye ses çıkarırdı.

         Yukarıdaki her oyunun köyümüzde çok iyi uzmanları vardı. Her oyunun bir ustası mutlaka bulunurdu. Tabi isim vermek istemiyorum. Bu oyunlar 1970 yıllara kadar devam etti. Daha sonraları kültür değişiminden dolayı bu gün neredeyse yok oldu. Bu oyunlarda kullanılan malzemeleri gençler kendileri yapardı. Yani o yılların gençliği üretkendi, kimseden yardım almazlardı. Bunu okuyan o yılların gençliği çok güzel bir anı yaşayacaktır. Hatta bunu akşam okumuş ise o gece çok rahat bir uyku uyuyacaktır, çünkü kırk yıl öncesine gidip anıları tazeleyecektir. Buradan günümüz gençliğine az da olsa bir mesaj verdiğimi umuyorum.

         Oyunların çok küçük püf noktalarını hatırlamayabilirim. Çünkü aradan çok zaman geçti. Ama oyunların genel oynanma şekli bu idi.

http://www.yesilegerci.com/kultur/cocukoyun.htm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: