ÇOCUK OYUNLARI

Haziran 23, 2008

1-Çitlenmek

        Gurup halinde oyuna başlayacak çocuklar aralarında bir mani söyleyerek ebe seçerler. İçlerinden birisi önce elini ağzına sokarak elini ıslatır ve (–Ooooo) diye ses vererek başlar, maninin her hecesinde bir kişiye dokunur. Maninin bittiği anda eli kimde ise o kişi ya ebe seçilmiş olur. yada ebe en son seçilecek ise ebe seçilmekten kurtulmuş olur. Eğer ebe en son seçilecekse son iki kişi kalana kadar çitleme işi devam eder. Buna çitlenmek, çıtlanmak yada çıt çıt yapmak  gibi isimlerde verilir.

        Bazı çitlenme manileri

 

        Çık çıkalım Çayıra,

        Yem verelim Ördeğe,

        Ördek yemini yemeden,

        Ciyak miyak demeden

        Hakkuku ,hukkudu

        Çıktım, çkardım.

 

O lilli lilli,

Papatya dilli,

Seksendora, seksen dora,

Biz gidiyoruz bu hafta,

İneğimiz doğurdu,

Adı olsun Kel Fatma,

Sümüklü Fatma,

Kapıyı Gıcırdatma,

Maa,maa, maaa.

Portakalı soydum,

Başucuma koydum,

Ben bir yalan uydurdum,

Duma duma dum.

Dum Dum.

 

Çıt pıt nerden geldin ordan çık.

 

 2-Tik tak (Saklambaç)

        Çıtlanma ile ebe seçilen birisi çömlek adı verilen ya bir ağaç, ya direk,yada duvar dibinde gözlerini yumarak ,yüzü duvara dönü,gözleri yumuk olarak diğer oyuncuların saklanmasını bekler. Belli bir sayıya kadar açıktan yüksek sesle sayar. Sonra gözlerini açarak saklananları arar. Buldukça gelir çömleğe dokunur. Ebe saklananları bulduğu zaman (–Tik tak) diye seslenir. Ebenin fark etmediği anda saklananlardan birisi çömleğe gelip dokunursa çömlek patlamış olur ve ebe yeniden yumulur. diğer oyuncular saklanır. Oyun ebenin ebeliğini savmasına kadar devam eder.

3-Tarak Tarak

        Tik tak oyunu gibi ama daha kalabalık ve yaş gurubu biraz büyük çocuklarca harmanlarda ve açık arazide akşam üzeri yarı karanlıkta oynanır.

4-Ayın Koca Koca

    İki grup oyuncu arasında geceleri oynanır. Oyuncular arasında çıtlanma yapılarak önce saklanacak gurup seçilir. Her gurubun bir başkanı olur. Bu başkanın iyi koşan hareketli ve atik olması gerekir. Guruplardan saklanacak olanları diğer gurubun belirleyeceği belli bir görünür mesafede bekleyerek saklanma yere belirlerler. Diğer gurup onların konuşmaları duyamadığından tahminen köydeki,arazideki herhangi bir saklanma yerini tahmin etmeye çalışırlar. Saklanacak gurubun başkanı diğerlerini saklanma yerine gönderir ve kendisi biraz bekler. Daha sonra hızla koşarak diğer arkadaşlarının saklandıkları yere gider.

        Bu sırada diğer gurup saklananları bulmak için kaçan başkanı koşarak takip ederler. Kaçan kişi atik davranırsa  hem de gece karanlığından istifade ederek izini kaybettirir.

        Arama yapan gurup diğer gurubun üyelerinden herhangi birisini yakalar iseler diğer gurup yakalanmış sayılır. daha sonra öteki gurup aynı usulle saklanır. oyun böyle devam eder.

        Bazen gurupların diğerini yakalaması epey zaman alır. bazen de çabuk yakalanırlar. Genellikle 10 yaşından büyük çocukların ve gençlerin oyunudur.

5-Ayı Uyu(Topaç)

        İki çeşit topaç oyunu vardır.

1- Tek kişilik ayı uyu oyunu: Ucu sivri  konik bir tahta topaç ve kırbaç ile oynanır. Kırbaç kayışı düzgünce topaç üzerine sarılır. Hızlı bir şekilde döndürülerek yere bırakılan ayı uyu döndükçe kırbaç ile vurulur ve döndürülmeye devam edilir. döndürülen yerin temiz ve düzgün olması, ser zemin olması gerekir.

2-Gurup halinde ayı uyu oyunu: Ellerine uzun sırık almış oyuncular ayı uyu parçasına sırıkların ucu ile vurup,iterek hazırlanan bir çukura koymak isterler. ebe seçilen kişi ise çukuru savunur ve ayı uyu parçasını elindeki sırıkla çukurdan uzağa itmeye çalışır. ayı uyunun çukura konması ile oyun biter.

6Zımba

        Gurup halinde oynanan bir oyundur. İkiden fazla gurup vardır.Ebe seçilen gurup yere çizilen bir çember içinde beklerler. Grubun bir başkanı olur. Grup üyeleri çember dışına çakarken (–Zımbaaaa) diye bağırıp tek ayak üstünde sekkeleyerek  zıplarlar. Çevrede bulunanlardan birisine yere basmadıkları ayakları ile vurmaya çalışırlar. Eğer birisine vurursa o kişi hangi guruptan ise o gurup ebe olur.

        Zıplayan bu kişiyi çember dışındaki diğer kişiler iterek düşürmeye çalışırlar. eğer kişi diğer ayağını yere basacak olursa çevredekiler onu sırtına vurarak döverler. Dayaktan ancak çember içine kaçarak kurtulunabilir. Çember emniyet alanıdır. Bu alanda kimse ona dokunamaz. Tabi ayağı yere basan ve dayak yeme ihtimali olan arkadaşını kurtarmak için çemberdeki bir diğer arkadaşı (— Zımbaa) diye seslenerek arkadaşına doğru tek ayak üzerinde zıplayarak yardıma gider. oyun böyle  devam eder.

        Bu oyun özellikle gençler arasında çok oynanırdı.

7-Gazgıç

        Yeşil veya kazık saplanmaya elverişli çimenlik,toprak alanlarda,harmanlarda oynanan  bir oyundur. İki kişi arasında oynanır. Oyuncuların ellerinde ucu sivriltilmiş 40-50 cm boyunda kazıklar vardır. Bir merkez  belirlenir ve bu merkez etrafında daire çizilerek ara ile kazık saplanır ve her saplanıştan sonra bir önceki ile arasında çizgi çizilir.

        Eğer kazık önceki çizgi içine,kendi çizdiği çizgi üzerine saplanırsa yada yere saplanmaz düşerse o oyuncu sırasını ötekine bırakmış olur. Diğer oyuncuda bir öncekinin bıraktığı aralıktan kendi çizgisini daire halinde kazık saplayarak çizer.

        Amaç rakip oyuncunun kazık saplama alanını dar bırakmaktır. Fakat harmanlara zarar verdiği için bu oyunun oynanmasına büyükler kızarlardı.

8-Koka

     Bir ebe  seçilir. ebe koka adı verilen bir tenekeyi belli bir mesafeye diker. Az uzaklaşıp yanında bekler. Kokanın 6-7 adım gerisinde çizilen bir çizgi gerisinde diğer oyuncular bulur. Diğer oyuncular ellerindeki taşları ile bu tenekeye vurmaya çalışırlar. teneke devrilirse ebe tenekeyi tekrar düzeltir. Bu teneke düzeltmesi sırasında taşı çizgi ilerisine giden  çocuk taşını almaya gider. ebe tenekeyi düzelttikten sonra bu çocuğu yakalayıp ebelemeye çalışır.

        Taşının üzerine gidip ayağı ile basan çocuk ebelenmekten kurtulabilir. Diğer çocuklar tekrar tenekeye taşla vurarak ebenin tenekesini düzeltmesini ve taşının üzerinde ayağını basarak bekleyen çocuğu kurtarırlar. Ebenin ebeliğini savması ile diğer oyuncu ebe olur ve oyun böyle sürer gider.

        Teneke taşların varması ile bazen çok uzaklara savrulur. o zan bütün çocuklar gidip rahatça taşlarını tekrar alırlar. Teneke  çoğu zaman ayakta duramayacak kadar ezilir, büzülür. o zaman yeni bir teneke bulunur. yada oyun bitmiş olur.

9-Dombik

       El büyüklüğünde parçalara ayrılmış testi veya küp parçaları ile oynanır. Düzgün ince el büyüklüğünde seçilmiş taşlarla da oynanır. Tahminen 8-10 tane olan bu parçalar üst üste dizilir. Ebe olan grup oyuncu bu taşları korur.

        Diğer grup oyuncular belli bir mesafede durarak dombiği topla devirmeye çalışırlar. Top atıldığında dombik devrilmezse ebeler topu sıradaki diğer oyuncuya geri atar. Dombik devrilir ise ebeler dombik tekrar dizilmeden rakip oyuncuları topla vurmaya çalışırlar. vurulan oyuncu oyundan çıkar. Kenarda bekler. Topla vurulmadan rakipler dombiği dizmeye çalışırlar. Dombik dizilince vurulmayan oyuncular tekrar topla dombiği devirmeye çalışırlar.

        Top ne kadar uzağa kaçarsa dombik tekrar rahatça dizilir. Oyun böyle oynanır gider.

10- Sekkeleme

        Yere peş peşe bitişik çizilmiş halkalar arasında zıplayarak oynanır. genellikle kızların oynadığı bir oyundur. ama erkeklerinde oynadığı olurdu.İki kişi yada iki gurup arasında oynanır. Amaç düzgünce bir taşı halkalardan birincisinden başlayarak sonuna kadar atıp ayakla geri getirmektir.

        Birinci halkaya atılan taşın bulunduğu halkaya basmadan zıplayıp tek ayak üzerinde zıplayıp başa kadar gidip geriye gene tek ayakla zıplayıp döner ve taşı ayağı ile iterek dışarı çıkarır. Çizgiye basmak. İki ayağı ile yere basmak,birden çok halkadan taşı atlatmak yanmak sayılır.

        Halkalar sırayla taş atılarak taş geriye getirilir. Halkaları bitiren oyuncu halkalara arkasını dönerek tahminen taşı geri atar ve halkalardan birisini kama yapardı. O kama o oyuncunun olur ve oyun sırasında o kamaya iki ayağı ile basma hakkı elde ederdi.

        Rakip oyuncunun kamasına diğer oyuncu tek ayağı ile bile basamaz. Tek ayağı ile o kamayı zıplayarak geçmek zorundadır.

        Oyun böyle devam eder. Bu oyunun birkaç değişik çeşidi de vardır.

11- Uzun Eşek

        Başka yörelerde oynandığı şekilde oynanır. Erkek çocukları oynarlar. Duvar dibinde oynanır. Bir oyuncu duvara sırtını yaslar ayakta bekler. Diğer oyuncular o kişinin önünde eğilerek kafalarını birbirlerini bacak arasına sokarlar. Rakipler bunların üzerine zıplayıp otururlar. En önde üste duran oyuncu elindeki parmakların bir kısmını kapatarak altındaki oyuncuya ( –Bu kaç?) diye sorar. Bilirse ebelik diğer guruba geçer.

 

12- Yığdı Yığdı Oyunu

         Erkek çocukları tarafından harmanlarda oynanır. İçlerinden birisi bir diğerini gözüne kestirir. Haberi olmadığı bir zamanda arkadaşını yere yıkarak üzerine kendini atar ve bu sırada çevrede bulunan diğer arkadaşlarını (–Yığdı, yığdı) diyerek oyuna davet eder. Oyuna katılacak kişiler gelip kendilerini bir önceki çocuğun üzerine atar. Böylece üst üste 5-6-7 ve daha çok kişi yığılmış olur.

        Oyunun amacı insanların şakaya dayanma gücünü ve arkadaşların eziyetine katlanma, erkeklik gururunu sergilemeye dayanır. şakasına dayanamayan ağlar, kızar, darılır. Bu durumdaki kişiyi arkadaşları aralarına almazlar. dışlarlar. Bu durumu bildiği için yapılan eziyete katlanılır.

        Altta kalanın canı çıksın şeklinde eziyetli bir oyundur.

 

13- Met Oyunu       

        Erkek çocuklarının sopalarla oynadığı tehlikeli bir çelik çomak oyunudur. Oyunda ebe olan birisi elindeki uzun sopa ile diğer elindeki 20-25 cm boyundaki kısa sopaya vurarak ileri doğru fırlatır. Ancak vurma şekli kısa sopanın alt kısmına doğru olacaktır. Bu durumda kısa sopa havada dönerek sekkeleme yaparak ilerler. Ebenin ilerisindeki bir çizgide mevzilenmiş diğer oyuncular elleri ile yere düşürmeden bu ağaç parçasını yakalamaya çalışırlar. Yakalarlarsa puan alırlar.

        Yakalayan oyuncu ebenin yanında bulunan taşa bu sopayı vurmak için dikkatlice atar. Bu sırada ebe elindeki uzun sopa ile taşın önünde sağa sola  hızlı hızlı hareket ettirerek taşı korumaya çalışır. Ebenin amacı taşa vurdurmamaktır. Vurdurmazsa ebe de puan alır. Ebe gelen sopaya değneğini çarparak fırlatırsa ayrıca puan alır. Kısa sopanın tekrar fırlatıldığı mesafe uzun değnek boyu ile ölçülerek puanlama yapılır.

        Oyun böyle devam eder gider. Kimin puanı çok olursa o taraf kazanır. Oyunun dikkatle oynanması lazımdır. Havada fırlayan sopadan kafayı,gözü ve vücudunuzu sakınmanız gerekir. Tehlikeli sakatlıklar olabilir.

14- Cilbedir Oyunu

        Genellikle mart ve nisan aylarında oynanır. Söğüt ve kavak ağaçları bu mevsimde budanır. Yeni su yürümüş söğüt ve kavak ağaçlarının ince ve esnek dallarından çımışkı, cilbedir denilen değnekler güzelce kesilerek bu oyun oynanır. Cilbedir değneğinin boyu 50-60cm ile1-1,5 metre boylarına kadar olabilir. Herkesin değnek boyu aynı olarsa oyun eşit şartlarda devam eder. kız veya erkek oyuncular tarafından oynanabilir.

        Oyunda kişi sayısı önemli değildir. en az iki kişi olur, çok kişi tarafından oynanabilir. Ebe seçilen oyuncu değneğini yere düz olarak koyar. Diğer oyuncular sırayla belirlenen çizginin gerisinden  değneklerini yere hafifçe vurarak esnetip bırakırlar. bırakılan değnek yerdeki değneğe temas ederek kayıp geçerse ebe yerdeki değneğini bu kayan diğer değneğin en son gittiği noktaya gider bırakır.

        Değneğini fırlatan oyuncunun değneği ebenin değneğine dokunmadan geçerse ebe o değneği esir alır. elinde bekletir. Diğer bir oyuncu elindeki değneği ebenin yerdeki değneğine esneterek fırlatır, kaydırır. Ebenin değneğine bu değnek dokunursa esir alınan değnek kurtarılmış olur.

        Ebe ebeliğini savarsa. Oyun yeni ebe ile devam eder. Ebelik şöyle savulur. Hiçbir değnek ebenin değneğine vuramazsa ebe bu değnekleri toplar ve kendisi tek tek bu değnekleri kaydırarak kendi değneğine dokunan değneğin sahibini ebe yapar. Birkaç kişinin değneği birden değerse tekrar atarak bir kişiyi ebe yapar.

        Ebenin değneği gidebileceği en uzak noktaya gidence oyunun değişik bir ikinci turu, sonra üçüncü turu başlar. Ebelik savulmadan oyun sonuna kadar oynanırsa en son ebe kürkletilir.

        Yani tüm oyuncuların cilbedirleri toplanır. ebe gözleri yumar. Birisi bu değnekleri etrafta bir yere saklar. ebe bu değnekleri bulmaz zorundadır. Ebe değnekleri ararken diğerleri ellerini birbirine vurarak (–Kürkküdü tavuk cicilerini bulamazzz) diye tempo tutarlar. Bu durum ebeyi kızdırır. Biran evvel cilbedirleri bulması gerekir. Bulunca kürk tavuk şarkısını arkadaşları bitirir.

15- Çoban Kalesi

        Japon Kalesi de denilir. Futbol topu ile oynanır. Küçük b.ir top olursa daha iyidir. Normal bir takım kuracak kadar oyuncu olmadığı zaman oynanır. Bu oyunda her futbolcunun bir kalesi vardır. Çember şeklindeki bir alanda her oyuncu kalesini kurar. Oyun başlar. Ortada top oyuncular birbirlerine gol atmaya çalışırlar.

16- Yakar Top

        Kızlı ve erkekli oynanabilir. Birbirine bitişik iki geniş kare oyun alanı vardır. karşı kare içindeki oyuncularla beriki karenin önündeki oyuncular aynı takımdandır. diğer kare ve diğer yöndeki takımda aynıdır. Amaç karenin içindeki oyunculara topla çarparak vurup oyundan çıkarmaktır. Top elle atılır. Topu yere düşürmeden yakalayan oyuncu hem topu kazanmış olur, hem de bir can kazanır. kazandığı canla oyundan çıkmış bir arkadaşını oyuna geri kazandırabilir. Yada kendisi tekrar oynayabilir. Yenilme olana kadar oyun çift taraflı devam eder.

        kızlı erkekli oynandığında kızlar etekleri ile topu kolayca yakalarlardı. Oyunca çabuk pas atmak. Oyuncuları gafil avlayıp vurmak. Oyunculara topu çarptırıp geri kazanmaktır.

17-Orta Böcek

        En az üç kişi ile oynan bir top oyunudur. Top elle atılır. İki kişi karşılıklı durur. ortada ise ebe olan oyuncu vardır. Yani böcek. Orta böcek denir. Amaç böceğe topu yakalatmadan karşıdaki arkadaşına atmaktır. Orta böcek topu yakalarsa böcekliği sona erer. Topu yakalatan böcek olur. oyun böyle sürer gider. İki takım halinde de oynanabilir.

18- İstop

        Çok bilinen basit bir top oyunudur. Oyunculardan ebe olanı elindeki topu havaya atar. Topu atarken  arkadaşlarından birinin adını söyler. Adı söylenen çocuk topu yere düşürmeden yakalamalıdır. Diğer çocuklar ise bulundukları yerden uzağa doğru koşarlar.

        Adı söylenen çocuk topu yakalayınca (–İstop) diye seslenir. Bu seslenme sonucu diğer çocuklar oldukları yerde kalırlar. Ebe elindeki topu gözüne kestirdiği kendine en yakın duran çocuğu hedefleyerek vurmaya çalışır. Eğer vurursa vurulan çocuk ebe olur. O topu isim söyleyerek havaya atar.

        Oyun böylece devam eder. Eğer topla ebe birisini vuramazsa herhangi bir oyuncu topu havaya atarak oyun u başlatır.

19- Van tu tri for

        Grup oyunudur. Birisi ebe seçilir. ebe olan oyuncu duvara yüzünü dönerek ellerini duvara vurur. Bu sırada (– Van tu,tri fay fos.) diye söyler. Diğer oyuncular belli bir mesafede çizilen çizgi gerisinde dururlar. ebe yüzünü duvara dönüp sözleri söylerken ebeye doğru adım adım ilerlerler. ebe sözlerini hızla söyleyip geri döndüğünde kıpırdayan ve o anda yürüyen birisini veya birilerini görürse onları oyun dışına çıkarır. Kimseyi göremez ise tekrar duvara yönünü döner. ellerini  duvara vurarak hızla aynı tekerlemeyi söyler ve geri döner. Kıpırdayan birisini yakalamaya çalışır.

        Ebenin amacı kıpırdayanları yakalayıp oyunculardan istediğini ebe belirlemektir. Diğerlerini amacı ise kıpırdamadan ebeye yaklaşıp ebenin sırtına vurarak kaçmaktır. Kaçarken ebe birisini yakalarsa ebeliğini savabilir. Yakalayamazsa ebeliği devam eder. Diğerleri tekrar çizgi ötesine geçerek oyun yeniden başlar.

 

20- Beş taş

        En az iki oyuncu veya iki takım vardır. Oyun her takımın kendine ait beş taşı ile oynanır.  Oyunda amaç yere rasgele serpilen taşları belli bir kurala göre şaşırmadan, yere düşürmeden toplamaktır. Oyunda  birler-ikiler-üçler-dörtler-beşler-köprüleme-yoğurçular-ercan mercanlar gibi aşamalar vardır.

         Aşamayı bitiren oyuncu taşları avucunun içinden yukarı hafifçe fırlatır ve sağ elini avuç içi yere gelecek şekilde tutar elinin üzerine biriken taşarın  sayısınca karşıdaki oyuncunun elini şaplak vurmak suretiyle döver. Buna kubak atmak denir. eğer elinin sırtına biriken taşları tekrar havaya atıp yere düşürmeden avuç içi ile yakalarsa taşların sayısının iki katı kadar kubak atma hakkı elde eder.

        Oyunda bir oyuncu taşı düşürür veya yanlış yaparsa oynama hakkı karşı tarafa geçer. Kubak atma karşıdaki oyuncunun canını acıtacak kadar olursa rakip oyuncunun kubak zamanı gelince daha fena acı verecek şekilde kubak atar. oyun böyle inatlaşma ile devam eder.

        Oyunda amaç dikkat ederek karşıdaki oyuncunun hataları yakalamak,yanlışlarını fark etmektir. yoksa bol bol ceza yenir.

 

21- Yirmi Taş

      İki kişi tarafından oynanır. Oyuncuların yirmişer taşı vardır. Oyuna başlayan taraf iki avucunu birleştirerek taşları avucunda toplar ve havaya fırlatır. Havadan yere taşlar düşerken bir elinin tersini taşların altına elini tutarak elinin üzerine taşların kalmasını sağlar. Elinin üzerine biriken taşları tekrar havaya atarak elinin içi ile tutmaya çalışır. Eğer elinin sırtındaki taşları yere hiç düşürmeden yakalar ise elindeki taşlar onun kazancı olur. O taşlarla tek tek yerdeki taşları eliyle toplar.

        Oyuncu eline kazancı olan taşlardan birisini alır. taşı havaya atar ve biraz evvel yere yayılmış olan taşlardan bir veya birkaçını havadaki taş yere düşmeden ve yerdeki diğer taşları oynatmadan sıyırır avucuna alır ve bu avucundaki taşlarla birlikte havadaki taşını da yakalar. Bu taşlar onun ütüdüğü taşları olur. Böylece elinde ilk olarak kazandığı taşlarla yerden olabildiğince taş toplar. Eğer herhangi bir yanlış yaparsa yanar. Sadece yerden topladıkları elinde kalır.

        Oyun sırası karşı tarafa geçer. aynı usulle karşı tarafta oynar. Oyunun sonunda taraflar topladıkları taşları sayarlar. Hangi tarafın yirmiden fazla taşı olursa o taraf diğer tarafa kubak atar. yani ellerini diğer kişinin ellerine fazla taş sayısınca vurur.

     Sonra oyunda taşlar yeniden katılır  ve oyun yeniden başlar. kazanan taraf oyuna başlar. Dikkat,karşı tarafı izleme kabiliyeti, taşları havaya atıp yere düşürmeden yakalama  becerisi gerektiren oyundur.

22- Çok Taş

        Yirmi taş oyunun iki kişi değil iki grup tarafından oynana bir çeşididir. Her kişinin yirmi taşı ile oyuna girmesi ile oyunda taş sayısı artar. tabi iki grup olduğu için oyun yirmi taş kurallarına göre gruplar arasında devam eder.

 

23- Bezirganbaşı

        Daha çok kızların oyunudur. Olunda iki adet gurup başkanı vardır. Bunların kendi aralarında belirledikleri grup isimleri vardır. Bu isimleri sadece ikisi bilirdi. Diğer kızlar ise birbirlerinin peşinden tutarak kervan veya tren gibi etrafta dolaşırlar. Grup başları orta yerde karşılıklı iki ellerini tutuşmuş beklerlerdi.

        gelen kervanın başındaki kız bu grup başlarına belli bir bestede olan şu maniyi okurdu.

        –Aç kapıyı bezirganbaşı,bezirganbaşı

        grup başkanlarından birisi cevap verirdi.   

        — Kapı hakkı ne verirsin? Ne verirsin?

        Cevap

        –Arkamdaki yadigar olsun, yadigar olsun!

        Sonra grup başlarını ellerini bağlı olarak havaya kaldırırlar. Gelen konvoy bu ellerin altından geçerdi. Bu geçiş sırasında grup başkanları sayarlardı.

        –Bir sıçan, iki sıçan, üçüncüde kapana kısılan ..

        diye üçüncü kızı ellerini indirerek yakalarlardı. Sonra yakalanan kızın kulağına sadece üçünün duyacağı şekilde daha önce belirlenen grup isimlerini sorarlardı. Örneğin grubun birisinin ismi (Elma) diğeri ( Kiraz) olsun.

    –Elma mı?Kiraz mı?

        Kapandaki kız tabi kimin elma kimin kiraz olduğunu bilmediğinden kafadan atarak birisini seçerdi.

        –Elma.

        derse; elma grubunun başkanı olan kızın peşine geçer o gruptan olurdu. Bu sırada konvoy tekrar gelir ve bezirganbaşı manisini yukarda anlattığımız sıra ve diyalog ile söyler ve kapı açılırdı. kapının her açılışında bir oyuncu kapanda kalır ve soru sorulur, cevap verilerek gruplardan birine dahil olurdu.

        Kapana kısılacak kız kalmayınca karşılıklı oluşan iki grup birbirlerinin belinden asılarak öndeki grup başları da birbirlerin ellerinden asılır ve karşı grubu kendine doğru çekerek yenmeye çalışırdı. Yenen ve yenilenden sonra oyun biterdi.

        Bir ekip dayanışması ve sosyal bir kaynaşma oyunudur.

24- Cıv Atmak

        Cıv sulak ve sazaklık yerlerde biten içi boş fakat dayanıklı bir otsu bitkidir. Kuruyup esnekliği kalmayınca kesilip 80-90 cm boyunda düzgünce temizlenir. Bıçakla çapakları. budakları alınır. Cıvın biraz kalınca olan uç kısmı enine delinin ve bu delikten ince söğüt çubuğundan sert sabit bir halka takılırdı. Buna ana cıv denir.

        Aynı cıv malzemesinden başka bu ana cıvın boyundan az uzun yavru cıvlar hazırlanır. Hazırlanan cıvlar bu cıvın ucundaki halkaya takılır. cıvın alt kısmından oyuncu bu iki cıvı tutar ve havaya ve ileriye doğru hızla iter ve yavru cıvı elinden serbest bırakarak halkadan kayıp hızla uzağa gitmesini sağlar.

        Amaç cıvı en uzağa tatmaktır. Erkek çocukları cıvlarını harmanlarda yan yana durarak yarıştırırlardı. Cıv sonbaharda kuruduğu için sonbaharda,kışın ve ilkbaharda oynanan bir oyundu.

 

25- Yağ Satarım Bal Satarım

        İlkokulda oynanan bir gurup oyunudur. Birisi ebedir. Diğer oyuncular halka olur ve yere çömelirler. Ebe olan elinde mendil ile çömelen bu oyuncuların arkalarından zıplayıp şarkı söyleyerek dolaşır. Şarkı şöyledir:

        Yağ satarım,bal satarım,

        Ustam ölmüş ben satarım.

        Ustam rengi sarıdır.

        Satsam onbeş liradır.

        Zambak, zumbak,

        Dön arkana iyi bak.

        Dön arkana iyi bak.

 ve şarkının bir yerinde elindeki mendili oyunculardan birinin arkasına yere bırakır. şarkıya çömelen oyuncular ellerini vurarak ve söyleyerek katılırlar.

        Eğer arkasına mendil bıraktığını çömelen kişi fark ederse hemen mendili kapıp halkayı dolanan çocuğu aynı yönde kovalar ve yetişirse sırtına mendille vurur. Sonra kendisi mendili saklamak için maniye başlar.

        Çömelen çocuk arkasındaki mendili fark etmezse ayaktaki onun yanına kadar turu tamamladığında mendili alarak yerdeki çocuğu mendille sırtına vurarak döver ve mendili eline vererek ebeliğin savar.

26- Sütlü Kemik

         Özellikle geceleri yarı ay ışığında oynanan bir grup oyunudur. ebe olan oyuncunun elinde bir kemik parçası vardır. Bu kemiği bulunduğu yerden uzağa doğru atar. diğer oyuncular bu kemiği karanlıkta ararlar. bulan kişi kemiği tekrar atma hakkı kazanır. oyun böylece devam eder.

27- Köşe Kapmaca

        Kare halindeki bir odada veya yere çizilen bir alanda oynanır. Beş kişi vardır. dört kişi karenin köşelerini kaparlar. Karşılıklı olarak köşelerini diğer oyuncularla değiştirirler. Bu değiştirme sırasında ortadaki oyuncu yer değiştirenlerden birinin yerini kaparsa diğeri ortaya geçer. Oyun böyle sürer gider.

 

28- İp Atlama

    Kız oyunudur. Arada bir erkeklerinde oynadığı olurdu.Üç tip ip atlama oyunu vardır.

    1- Tek kişilik: İki elinde tuttuğu ipi üzerinden aşırıp ayakları havaya kaldırarak ip atlanır.

    2- Tek urganla gurup oyunu: Karşılıklı iki kişi ellerinde tuttukları uzunca urganı havada çevirirler. İp havada düzgün dönüşler yaparken  zıplayacak kişi ortaya girer ve ipe ayakları çarpmadan ip atlar. Yorulunca çıkar,bir başkası oyuna girer. İkişer ikişer zıplama oyunu da olur. Yanan, ipe ayağı dolaşan oyuncu ip çevirme görevine geçer veya oyun dışı kalır.

    3- İkili urganla ip atlama: Karşılıklı gurup halindeki oyunun çift urganların ters yönde çevrilmesi ile oynanan bir oyundur.

29- Değnek Çevirme

         Bir kişi yere çömelir ve elindeki uzunca değneği yerde sürterek sağa sola düzgün bir tempo ile savurur. Değnek üzerinde zıplayacak oyuncu bir ara bu değnek üzerine atlar ve değneğe çarpmadan iki ayağı ile havaya ve sağa sola zıplayarak oyun oynar.

        Değneğe çarpan oyun dışı kalır, yada değnek çevirmeci olur.

 

30- Ayakça İle Gezmek

        Çatal bir ağaç parçasıdır. Çatal kısmı yerden 20-30-40-50 cm. yüksek yapılır. Çatallardan  birisi kısa diğeri insan boyundan uzun ayarlanır. Çatal kısma bez sarılır. İki adet yapılan bu ayakçaların çatalları üzereni iki ayağı ile çıkan şahıs çatalın uzun kısımlarını kollarının arasından sararak ayakta yürür.

        Genellikle yağmurdan sonra köyün içindeki küçük derelerden akan suların içinde bu ayakçaklarla dolaşılırdı. Denge oyunudur.

31- Tahterevalli

        Harmanlarda yığılı ağaç yığınları üzerinde herhangi bir ağacın yığın üzerine enlemesine konulup karşılıklı olarak oturan ve ağaçtan sıkıca tutunanların aşağı yukarı inip çıkması ile oynanan bir oyun idi. Şimdi şehirlerdeki çocuk parklarında modern çeşitleri var.

32- İp Salıncak.

        Tarlalarda ağaçların kollarına ardılan urganlarla yapılırdı. evlerde ise avlunun üst kısmındaki soymalara(ağaçlara) tutturularak yapılırdı. Çocuklar için her zaman bilinen ve halende çeşitleri olan bir oyun usulüdür.

33- Boncuk ve Misket Oyunu

        Misket veya misketin bulunamadı zamanlarda tesbih boncuklarını kopartıp misket gibi oynana bir oyundu. Oyunda maksat belli aralıklarda atışılan misket veya boncuğun sırayla birbirine vurmak için atılmasıdır. Vuran kişi misketi ütülmüş olur. yani kazanmıştır. Böylece oyun sürer gider. Oyunun içinde taş dibine, ağaç parçası arkasına gelince bazı küçük kurallar vardır.

34- Atacak( Sapan) Oyunu

        Elde kullanılacak şekilde çatal bir ağaçtan ( Y ) şeklinde çatal yapılır. Uçlarına arabanın iç lastiğinden dilimlenmiş lastikler takılır. Lastiklerin gerisine merşin denilen deri malzemeden taş koyma yeri dikilir.

        Hazırlanan bu sapan ile kuşlara ,hedeflere atışlar yapılır. yaramaz çocuk oyunudur. Çoğu zaman çeşitli sakatlıklar, kazalar yaşanabilir.

35- Uçurtma uçurma

        Hafif olsun diye cıv denilen otsu bitki kökleri kullanılırdı. yada çok ince, düzgün söğüt çubukları ile çıtanın iskeleti hazırlanır. Dengeli bir altıgen hazırlanır. Sonra üzerine naylon yada kağıt kaplanır. İmkanlar varsa renkli kağıt kaplanır. İpleri üçgen bir düzen içinde terazili olarak bağlanır. Baş kısmının büyüklüğüne göre kuyruğunun uzunluğu belirlenir. Kuyruğu dilimlenmiş kağıt yada naylonlardan yapılırdı.

        Uzun bir ipinizde varsa uygun bir rüzgarlı havada harmanlarda uçurtmanızı havlandırıp uçurursunuz. Rüzgarın yeterli olmadığı zamanda  uçurtmayı  birisi elinde tutar. diğeri hızla ipinden çekip az koşarak havalandırmaya çalışır. Uçurtma yapmak ve uçurmak bir yetenek işi,ustalık işidir. Maddi imkanları iyi olanlar renkli ve güzel uçurtmalar yapabilirdi. Fakir olanların uçurtmaları da  ona göre küçük yada süsü az olurdu. İpi kısa olurdu.

36- Kuş Kuyruğu

        Yaklaşık 50-60 cm uzunluğundaki yaramaz bir çaput,bez parçası bulunur. Bu bezin uç kısmına ceviz,yada elma büyüklüğünde bir taş konur, taş düşmeyecek şekilde bez bağlanır.

        Bezin diğer ucundan tutulup kolunuzu olabildiğince daire çizecek şekilde çevirip bezi bırakırsınız. Havaya  yada ileriye doğru hızla atıp arkadaşlarınızla yarış yaparsınız.

        Bazen bezin ucundaki taş iyi bağlanmadığı için fırlar gider. Bazen de dengesizce havaya attığınız bu kuş kuyruğu oyuncak ya oyuncunun kendi başına, yada bir başkasının bir yerine rastlayıp kaza olur. Tehlikeli bir oyuncaktır.

37- Taş Atışma Oyunu

        Genellikle köyün kenarındaki harmanlarda,dere kenarlarında ve tepeliklerin üzerinde oynanan bir çoban oyunudur. Amaç elle fırlatılan taşın en uzağa gitmesini sağlamaktır. Yarış oyunudur.

38- Yüzük Saklama Oyunu

        Uzun kış gecelerinde evlerde oynanırdı. Yere çeşitli kazak ve kumaş eşyalar aralıklı olarak dizilir. etrafına oyuncular toplanır. oyuncular iki grup olurlar. Amaç içlerinden birisinin elinde ustalıkla tuttuğu yüzüğü(yada bozuk para, düğme de olabilir) bezlerden hangisine sakladığını bulmaktır.

        Yüzüğü saklayacak kişi avucunun içine dikkatlice yüzücü baş parmağı ile tutacak şekilde yerleştirir. Yerdeki bez parçaların altına elini tek tek koyup geri çıkarır. Elindeki yüzüğü hangisine sakladığını belli etmeden herhangi birisinin altına bırakır. Eğer usta bir oyuncu ise sakladığı yeri fark ettirmez. Acemi ve fazla becerikli değilse sakladığı yer belli olur.

        Yüzüğün saklanmasını izleyen diğer rakip oyuncular dikkatli izleme yaparlar. Amaç ilk seferde yüzüğü saklandığı yerden bulmaktır. O zaman yüzük saklama sırasını rakipler alabilir. İlk seferde yüzük bulunmaz ise en son seferde bulmaya çalışmak gerekir. Bu durumda da yüzük saklama sırası gene rakiplere geçer.

        Yüzük ve son açılan bezlerin altında değil de arada açılanlardan birinin altından çıkarsa yüzüğü saklayan taraf hem açılmayanların sayısınca puan kazanır. Hem de yüzüğü tekrar saklama hakkı elde eder.

        Oyun iddialı ise daha çok heyecan verir. Guruptaki kişilerin sayısınca da oyun zevkli geçer.

39- Kayak Kayma Oyunu

        Kışın ve yazın oynanan çeşitleri vardır.

        Yazın oynanan kayak oyunu kayalık ve üğüntülü toprak olan bayırlarda, topraklarda bayırdan aşağı kayma oyunudur. Pantolon ve elbise eskitir.

        Kışın karda ve buzda kayılan kayak oyunu ise üç değişik şekilde olur.

        1- Ağaç kızak,naylon parçalı üzerine oturarak bayırdan aşağıya kaymak.

        2- Hafif bayır olan bir zeminde hızla koşup ayaklarının birini ileri ,birini geride tutarak ayakta dengeli durarak kaymak.

        3- Gene hafif bayır bir zeminde geriden hızla gelip yere çömelerek iki eldeki çubuklarla dengeyi sağlayıp kaymak.

40- Arabacılık,şantiyecilik,ziraatçılık,çobanlık oyunları

        Erkek çocukları derelerde,harmanlarda,yolların ince topraklarında ve tarlalarda taştan,ağaçtan yada pancardan patatesten yaptıkları yada benzettikleri malzemelerle oyunlar oynardı. Kamyonculuk, greyder, dozer,traktör vb alet diye isimlendirdikleri bu oyunları köy işlerinden, köyün yollarını yapan YSE araçlarından görerek özenirlerdi.

        Hatta soğukkuyu lastiklerini kıvırarak, keserek çeşitli araba oyuncakları yaparlardı.

        Çobanlık yapan çocuklar kayalıklarda ceviz büyüklüğündeki renkli taşları bir araya getirip bunları keçi koyun sürüsüne benzetip oyun oynarlardı.

        Ayçiçek köklerinden, kavun,karpuz,kabak kabuklarından çeşitli araba ve silaha benzeyen oyuncaklar yaparlardı.

 

41- Köstebek (Kül öbeği) Oyunu

        Pınarların önünde veya dere kenarlarında oynanır. İnce küller bir araya getirilip öbek yapılır. Çeşmeden bir kap içinde getirilen su bu öbeğin üzerine eşit miktarda dökülür. Dökülen su ile öbeğin üzeri 1-2 cm kalınlığında çamur olur. Bu çamurun üzerine tekrar biraz kül serpilir ve tekrar hafif su serpilir. Üzerine bir kat daha kül serpilir. El ile çamur eşit bir şekilde çamur sıkıştırılır.

        Bu öbeğin iki ucundan ince bir çivi ile çizilir ve çizilen kısım çıkarılır. Açılan bu kapıdan öbeğin içindeki kuru kül boşaltılır. İçi boş bir tepecik oluşur. Bu şekilde küçüklü büyüklü çeşitli tepecikler yapılarak aralarında su arkı yapılır. Yukarıdan bir yerden su bırakılarak suyun öbeklerin içinden ve aralarından belirlenen yollardan geçmesi ile oyun oynanır.

        Çabuk oyun bozan bir çocuk en kısa zamanda bu öbeği ayakları ile çiğneyerek, dağıtır. kız çocukları ise daha uzun süre bu düzeni bozmadan oynardı.

42- Düdük Kavlatma,Zıpçık

        Mart ayında ağaçlara su yürümesi ile taze sürgün söğüt dallarının uygun kısımlarından kesilir. Üzerine bıçak sapı ile hafifçe vurulur, ağacın kavlaması sağlanır. Bıçak ile çizilen kabuk, parçalanmadan ağaçtan çıkarılır. çıkan bu kabuğun bir tarafı iki yönlü olarak inceltilir. Düdük olarak ağızda öttürülür.

        Bu düdüğe zıpçık denir. Düdüğün kavlatılması sırasında küçük bir mani söylenirdi.

        Kavul kavul kavla

        Kedi sıçan avla

        Samanlıkta kara koyun kuzulamış

        Memeleri sızılamış,

        Ak taş, kara taş,

        Karaven’den beri aş.

43- Dilli Düdük

        Kavlatılan söğüt ağacının kabuğu çıkarıldıktan sonda kalan ağaç kısmı bıçak ile kertiklenir. Zıpçık denilen kabuğun üzerine de bir çentik açılır. Böylece tiz ve ince bir ses çıkaran düdük yapılmış olur. Buna dilli düdük denir.

44- Borazan

        Daha kalın bir söğüt ağacının kabukları helezon şekilde sarmal olarak bıçakla derince çizilir. Üzerine başka bir ağaç ile vurarak kavlatılır.Bu kabuklar kopmayacak şekilde soyulur,ağaç üzerinden çıkarılır. Kabuklar giderek genişleyen ve uzayan bir boru şeklinde birbiri üzerine bindirilerek sarılır. Çözülmesini önlemek için iğde dikeni ile ara sıra tutturulur.

        Boru bitince hazırlanan küçük bir zıpçık borunun dar kısmanın banışa sıkıca yerleştirilir. artık borazan hazırdır. Zıpçık düdüğü öttürdükçe borazandan çok daha kalınca bir ses çıkar. Bu oyuncakları çocuklara ya evin büyükleri, yada az yaşı büyük elinden iş gelen becerikli çocuklar, abiler yapıverirdi.

45- Fırıldak

        40-50 cm uzunluğundaki bir sopanın ucuna gene ağaç parçaların yontulması ile rüzgarda yada çocuğun koşması ile oluşan rüzgardan dönen fırıldak yapılırdı. Bu fırıldak bazen evin önündeki bir sırığa takılır. Rüzgar estikçe kendiliğinden döner. Bazen buna küçük bir teneke parçası bağlanırsa sesli bir şekilde döner durur.

        Bir sopanın ucuna kağıttan yapılan fırıldakta vardır.

46- Gıcırdak

        Ağaç bir mil üzerindeki dişli çarkın döndürüldükçe bir yaya çarpması ile gıcırtı çıkararak dönmesi ile oynanan bir düzenektir. çevirdikçe ses çıkarır. Bunu çocuklar kendisi yapamaz. Bir büyük yapıverirse milletin başını ağrıtacak şekilde oynar durur çocuklar.

47- Düğme ve ip ile vız vız oyunu

        İki ucu büyükçe bir düğmenin iki deliğinden geçirilen ipin uçları bağlanır. Her iki elin başparmaklarına geçirilen ipin düğmesi orta yere denk getirilir. İp hafif daire çizecek şekilde ileri doğru çevrilir. İp çevrildikçe kendi etrafına sarılır. Sarıldıkça gerginliği artar. Burumda iken ip hafif geri çekilip hafifçe bırakılacak olursa vız vız diye bir ses çıkarır. Bu gerdirme işi sürekli devam ederse  vızıltı devam eder.

        Oynayanın ellerine az bir titreşim verir. İp çözülürse aynı usulle tekrar sarılır. Çoğu zaman ip gerdirilmeye dayanamaz ve kopar.

47- Birim Dur Bir

        Ekip halinde erkek çocuklarını oynadığı bir spor oyunudur. İki tür oynanır.

        Birincisi.: Oyunculardan birisi az ileriye giderek yan durup yere belinden eğilir. Diğer oyuncu onun üzerinden atlayıp az ileriye o da eğilir. Sırayla diğerleri de aynı şekilde atlama yapar. Atlayacak kimse kalmayınca ilk eğilen de doğrulup oda atlamaya katılır. Tur devam eder.

        ikincisi: Bu tur dönerek değil durarak oynanır. Bir oyuncu az ileride yan durup eğilerek durur.  Beridekiler sırayla atlama oyunun oynarlar. Atlamaların her seferinin bir isimi vardır.

        Birinci atlama sırasında her atlayan çocuk (–Birim dur ) der.

        İkinci atlama turunda (ikim dur iki)

        gibi her seferinde bir söz söyler. Bu oyunun 10-11 turu vardır.

        en farklı turu 10 ve 11 ‘dir.

        Onuncuda oyuncu atlarken eğilenin üzerine bir şapka bırakır.  Onbirinci de bu şapkayı almak gerekir. Buna (fes atmak), (fes almak) denir.

http://www.yakupdervis.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: