DİL, LEHÇE VE KARŞILIKLI ANLAŞILABİLİRLİK DENEMESİ ÜZERİNE

Aralık 19, 2008

Bu yazı, şu kaynakta yayımlanmıştır: “Prof.Dr. Ahmet Bican Ercilasun Armağanı, Akçağ Yayınları, Ankara 2008, s.386-393”

Rıdvan ÖZTÜRK•

Özet
Karşılıklı anlaşılabilirlik, dil ve lehçe belirlemelerinde en önemli ölçütlerden biridir. Bu ölçüt Türkiye Türkolojisinde de zaman zaman kullanılarak çalışmalar yapılmış ve bunlara bağlı olarak da bazı hükümler verilmiştir. Bu çalışmaların ilk yapılanlarından ve en önemlisi olan Tekin’in makalesidir. Kazak Türkçesinden seçilmiş 100 cümle deneklere sunulmuş ve sonucunda %6,4’lük anlaşılabilirlik ortaya konulmuştur. Çıkan sonuca göre Tekin, Kazak Türkçesinin ve Türkiye Türkçesinin bir dilin lehçeleri değil, ayrı diller olduğunu belirtmiştir.
Bu yazıda Tekin’in seçtiği cümlelerin Türkiye Türkçesindeki karşılıkları; 2 günlük, iki haftalık ve üç haftalık Türkiye Türkçesi tecrübesi olan üç değişik Kazak denek grubuna uygulanmıştır. Aynı yöntemle %27 ile %86,8 arasında değişen bir oranda anlaşılabilirlik ölçümleri yapılmıştır. Yöntemin sağlaması diyebileceğimiz bu uygulamanın sonuçlarının çok farklı çıkması, önceki çalışmanın sıhhatini ve buna bağlı olarak verilen “Lehçe değil, dildir.” hükümlerinin de geçersizliliğini ortaya koymuştur.
Anahtar kelimeler
Karşılıklı anlaşılabilirlik, dil, lehçe, Türkçe, Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi
ABOUT THE LANGUAGE, DİALECT AND TESTİNG OF MUTUAL INTELLİGİBİLİTY
Summary
Mutual intelligibility is one of the most important criterion for defining language or dialect. This criterion had been used in Turkey Turcology sometimes and there had been given some judgemensts in this issue. Tekin’s article is the first and the most important of this studies. 100 sentences which had been choosen from Kazakh Turkish and it has been given to sujets in this study In conclusion of this study it had been brought up %6.4 mutual intelligibility . According to the results, Tekin said that the afore-mentioned two Turkishes are not dialects of one language, they’re different languages.
Equivalant in Turkey Turkish of sentences which had been choosen by Tekin were carried out to three different Kazakh’s sujet groups that they have experience of Turkey Turkish two daily, two weekly, three weekly in this study. Appraisal of mutual intelligibility which the alternating ratio is between %27 and %86,8 has been made with the same method. To come in to being very different results of experiment which we will be able to call that check of method brought up reliability of former study and “It isn’t a dialect it is a language” judgement unconvicing.
Key words
Mutual Intelligibility, Language, Dialect, Turkic, Turkey Turkish, Kazakh Turkish

Giriş
Dil ve lehçe terimlerinin genel tanımlamaları olmakla birlikte, bunların somut örneklere dönüştürülmesi noktasında farklı yansımalar dikkat çekmektedir. Almanca veya Arapça birden fazla devlette kullanılmaktadır; hatta Almanca, Almanya sınırları içinde ayrı bölgelerde anlaşılabilirlik oranı çok düştüğü halde tek bir dil olarak tanımlanmaktadır.(Porzig 1995, 162). Benzer durum Çince ve İngilizce için de söz konusudur. Ancak bazı kişiler tarafından Türk dili için çeşitli gerekçeler ileri sürülerek lehçe yerine dil terimi kullanılma yoluna gidilmektedir. Bu fikirlerini haklı göstermek için de zaman zaman çeşitli Türkçelerden alınmış cümlelerden hareketle yorumlar yapma ve cümleleri deneklere sunarak anlaşılabilirliği ölçme yoluna gitmişlerdir (Tekin 2005a, Tekin 2005b, Haznedar 1997 vb.).
Bu yazıda yukarıda temas edilen yayınlardan Tekin’in çalışmasının (Tekin 2005a) bir tür sağlaması yapılarak varılan sonuçların ne kadar geçerli olabileceği ve bu sonuçlara bağlı olarak lehçe ve dil gibi hüküm vermenin ne kadar ilmi olacağı ortaya konulacaktır.
Kazak Türkçesinin Anlaşılabilirlik Denemesi
Azeri Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Kırım Tatar Türkçesi, Özbek Türkçesi, Kumuk Türkçesi gibi Türkçelerle kıyaslandığı zaman Türkiye Türkçesiyle anlaşılabilirlik oranı düşük olduğu açık olan Kazak Türkçesi üzerine bir anlaşılabilirlik denemesi Tekin tarafından yapılmıştır (Tekin 2005a).
Tekin, Kazak Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki karşılıklı anlaşabilirlik oranını tespit etmek için Rusça-Kazakça Konuşma Kılavuzundan 100 cümle seçerek bir test hazırlamıştır. Orijinali Kiril alfabesiyle yazılmış olan bu cümleleri Latin alfabesine aktararak deneklere sunmuştur.
Bu 100 Kazakça cümle Hacettepe Üniversitesinde görevli yaşları 20 ile 41 arasında değişen kadınlı-erkekli 10 kişiye dağıtılmıştır. Deneklerden beşi Türkçeden başka dil bilmeyen bayan sekreter, öbür beşi de bir yabancı dil bilen doktoralı öğretim görevlileridir. Öğretim görevlilerinden dördü erkek biri ise Türk dili ve edebiyatı öğrenimi görmüş kadındır.
Tekin’in uyguladığı bu testte denekler soruların % 3,3’ünü (toplam 33) tam, % 3,1’ini (toplam 31) ise yaklaşık (eksik ya da yarım) olarak anlayabilmişlerdir. Bu istatistikten yola çıkarak Tekin, Kazak Türkçesinin Türkiye Türkleri için %6.4 gibi çok düşük bir oranda anlaşıldığını, bu yüzden de Kazak Türkçesinin bir lehçe değil, ayrı bir dil olduğu sonucuna varmaktadır (Tekin 2005a, 283).
Tekin’in Denemesinin Sağlaması: Denemenin denenmesi
Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bu denemenin zaman zaman ölçüt olarak lehçe veya dil nitelendirilmesinde kaynak olarak gösterilmiş olması, bu ve buna benzer yöntemle yapılmış olan denemelerin sıhhati noktasında, adı geçen araştırıcının yöntemini kullanarak bir sağlama denemesi yapmamızı gerekli kılmıştır.
Biz bu çalışmamızda Tekin’in uygulamış olduğu testi değişik zamanlarda üç ayrı Kazak öğrenci grubuna bir farkla uyguladık. Tekin, Kazak Türkçesine ait cümleleri Türkiye Türklerine uygulamıştı, biz ise aynı cümlelerin -yine Tekin’in verdiği- Türkiye Türkçesindeki karşılıklarını Selçuk Üniversitesinde okumak üzere gelmiş ve Türkiye Türkçesi bilgilerini ilk defa burada edinmeye başlamış olan öğrencilere uyguladık. Kazak öğrencilere 100 cümlelik bu testin Türkiye Türkçesine aktarılmış şekillerini öğrencilere vererek, bunları Kazak Türkçesine aktarmalarını istedik. Verdikleri cevapları beş seçenekli (Tam, Dolaylı Tam, Eksik, Yanlış, Boş) olarak değerlendirdik. Bu üç grup öğrenci de değişik yıllarda Selçuk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Türkçe hazırlık sınıfında okumuşlardır.
I. Grup:
Bu grupta sadece bir öğrenci var. Öğrencinin Türkiye’ye geliş tarihi ile testin uygulanış tarihi arasında iki günlük bir fark var. Yani öğrenci iki günlük Türkiye Türkçesi tecrübesinden sonra bu teste tabi tutulmuştur. Kazak Türkçesinden başka bir dil bilmemektedir. Uygulanan test Türkiye Türkçesinde Latin harfli olarak öğrenciye verilmiş ve her cümleden anladığını Kazak Türkçesi ile altına yazması istenmiştir. Öğrenciye 60 dakika süre tanınmıştır.
Öğrenci Süre Tam Dolaylı Tam Eksik Yanlış Boş
Serikbol 60′ 19 2 6 16 57

Yukarıdaki sonuca göre öğrencinin tam anladığı cümle sayısı 19 yani %19’dur. Tama yakın veya eksik anladığı cümle sayısı ise 8 yani %8’dir. Yanlış anladığı cümle sayısı 16 yani %16’dır. Herhangi bir sebepten dolayı boş bıraktığı cümle sayısı ise 57 yani %57’dir. Demek ki Türkiye Türkçesini hiç görmemiş bir öğrencinin dahi tam veya eksik olarak verdiği cevap sayısı %27’yi bulmaktadır.
II. Grup
Bu grupta toplam 10 öğrenci var. Öğrencilere iki haftalık Türkçe eğitiminden sonra test uygulanmıştır. Öğrencilerden beşi kız, beşi erkektir. Bunlardan biri Kazak Türkçesinden başka dil bilmemektedir. Altı tanesi Kazak Türkçesinin yanı sıra Rusça da bilmektedir. İki tanesi Kazak Türkçesi Rusça ve biraz İngilizce; bir tanesi de Kazak Türkçesi, Rusça ve Arapça bilmektedir. Test öğrencilere üç gün arayla iki farklı şekilde, 60 dakikalık sürelerle uygulanmıştır. Birinci test Türkiye Türkçesiyle verilerek öğrencilerden Kazak Türkçesiyle karşılıkları istenmiştir. Üç gün sonra yapılan ikinci testte ise aynı cümleler Kazak Türkçesi ile verilerek Türkiye Türkçesindeki karşılıkları istenmiştir. Birinci testte Türkiye Türkçesini “anlama” ölçülürken ikinci testte Türkiye Türkçesiyle “anlatma” ölçülmeye çalışılmıştır. Yani anlaşabilirliğin yanında anlama ve anlatma arasındaki ilişkide ortaya konulmak istenmiştir.
Öğrencilerin durumlarını gösterir tablo aşağıdadır.
Öğrenci Tür Dakika Tam Dolaylı Tam Eksik Yanlış Boş
Arman A. TT > KT 60′ 25 3 4 5 63
KT > TT 60′ 30 6 14 15 35
Janar K. TT > KT 60′ 55 7 5 2 31
KT > TT 60′ 36 19 19 16 10
Beybit S. TT > KT 60′ 20 1 13 3 63
KT > TT 60′ 12 11 13 17 47
Cazira A. TT > KT 60′ 70 5 12 4 9
KT > TT 60′ 42 12 13 4 29
Bülbül A. TT > KT 60′ 65 10 16 Ø 9
KT > TT 60′ 38 7 15 1 39
Gülnur A. TT > KT 60′ 37 2 8 2 51
KT > TT 60′ 26 7 10 1 56
Ardak Ş. TT > KT 60′ 76 10 4 1 9
KT > TT 60′ 25 7 18 17 33
Gülnur K. TT > KT 60′ 38 12 9 5 36
KT > TT 60′ 32 9 18 15 26
Danat K. TT > KT 60′ 30 2 8 1 59
KT > TT 60′ 12 11 10 11 56
Askar T. TT > KT 60′ 20 3 17 4 56
KT > TT 60′ 20 15 23 21 21
Toplam
(10 kişi) TT > KT 436 55 96 27 386
KT > TT 273 104 153 118 352
Oran
( %) TT > KT 43,6 15,1 2,7 38,6
KT > TT 27,3 25,7 11,8 35,2

Bu tabloya göre Türkiye Türkçesinden Kazak Türkçesine aktarım olarak verilen (anlama) testte toplamda 436 tam, 55 dolaylı tam, 96 eksik, 27 yanlış, 386 boş vardır. Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarım olarak verilen testte ise toplamda 273 tam, 104 dolaylı tam, 153 eksik, 118 yanlış, 352 boş vardır.
Toplamda on öğrenicinin katıldığı bu iki testin sonuçlarını yüzde olarak ele alırsak Türkiye Türkçesinden Kazak Türkçesine aktarım olarak verilen birinci testte, soruların %43,6’sı tam doğru olarak cevaplanmıştır. Öğrencilerin dolaylı tam dediğimiz tama yakın veya eksik olarak cevapladıkları soru %15,1’dir. Yanlış anladıkları cümle sayısı ise %2,7’dir. Herhangi bir sebeple boş bıraktıkları cümle sayısı ise %38,6’dır.
Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarım olarak verilen ikinci testte ise öğrencilerin tam olarak cevap verdikleri soru sayısı 273 yani %27,3’tür. Tama yakın veya eksik olarak anladıkları cümle ise 257, yani %25,7’dir. Yanlış yaptıkları soru sayısı ise 118, yani %11,8’dir. Boş bıraktıkları soru sayısı ise 352 yani %35,2’dir.
Bu gruptaki öğrencilerin tam, dolaylı tam ve eksik olarak cevapladıkları toplam soru sayısı ilk testte 587’dir. İkinci testte ise bu sayı 530’dur. İkisi arasında toplam 57 soruluk, yani %5,7’lik bir fark vardır. Bu rakam bize anlamayla anlatma arasındaki değişikliği ortaya koymaktadır. Bu değerlendirmeyi öğrencilerin her iki test için tam yaptıkları sorular üzerinde de ortaya koyarsak iki test arasında 163 soruluk, yani %16,3’lük bir fark ortaya çıkmaktadır. Bu iki değerlendirmeden de elde ettiğimiz rakamsal değerleri genellersek şöyle bir sonuca varabiliriz: “Anlama” ile “anlatma” arasında kişilere bağlı olarak %5 ile %15 arasında değişen bir sapma meydana gelmektedir.
III. Grup:
Bu grupta toplam 9 öğrenci vardır. Testi bir 60 dakika, bir de 90 dakika olmak üzere 3 gün arayla iki defa uyguladık. Testler Latin alfabesiyle verildi. Deneklerden biri 60 dakikalık teste biri de 90 dakikalık teste hiç katılmadı. Denekler testi uygulamadan önce 3 haftalık Türkiye Türkçesi eğitimi almış durumdaydılar. Deneklerin hepsi de erkek idi. Deneklerden 3’ü Kazak Türkçesinden başka bir dil bilmiyordu. Diğer 7’si ise Rusça da biliyorlardı.

Öğrenci Dakika Tam Dolaylı Tam Eksik Yanlış Boş
Almas A. 60′ 60 2 7 Ø 31
90′ 74 15 6 Ø 5
İhlas M. 60′ 47 7 13 5 28
90′ 47 9 18 6 20
Muratbeg D. 60′ 37 6 4 2 51
90′ 78 7 8 1 6
Ciger S. 60′ 59 6 16 2 17
90′ 72 15 9 3 1
Kencebeg S. 60′ 17 9 16 10 48
90′ 12 9 24 20 35
Nurlan A. 60′ 53 2 13 1 31
90′ 51 26 18 3 2
Feyzullah A. 60′ 55 11 16 Ø 18
90′ 70 15 12 2 1
Talgat A. 60′
90′ 87 4 7 Ø 2
Erkuvat Ş. 60′ 16 2 15 8 59
90′
Toplam
60′ (8 Kişi) 344 45 100 28 283
90′ (8 Kişi) 491 100 102 35 72
Oran
( % ) 60′ (8 Kişi) 43 18,1 3,5 35,3
90′ (8 Kişi) 61,3 25,5 4,3 9

Bu tabloya göre 60 dakikalık testte toplamda 344 tam, 45 dolaylı tam, 100 eksik, 28 yanlış, 283 boş; 90 dakikalık testte ise 491 tam, 100 dolaylı tam, 102 eksik, 35 yanlış, 72 boş söz konusudur.
Yukarıdaki tabloyu öncelikle sürelerine göre iki şekilde ele almamız gerekir. Toplamda 8 deneğin katıldığı 60 dakikalık testte deneklerin tam anladığı cümle sayısı 344’dür. Dolaylı tam dediğimiz tama yakın veya eksik olarak anladıklarının sayısı ise 145’tir. Deneklerin yanlış anladıkları cümle 28, hiç dokunmadıkları, boş bıraktıkları cümle sayısı ise 283’tür. Bu sonuçları yüzde olarak ifade edersek; öğrencilerin tam anladıkları cümle % 43’tür. Tama yakın ya da eksik anladıkları cümle % 18,1’dir. Yanlış anladıkları cümle % 3,5’tir. Herhangi bir sebeple boş bıraktıkları cümle ise % 35,3’tür.
90 dakikalık teste de 8 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin tam olarak anladıkları cümle sayısı 491’dir. Dolaylı tam ya da eksik anladıkları cümle sayısı 202’dir. Yanlış anladıkları cümle sayısı 35, hiç dokunmadıkları cümle sayısı 72’dir. Bunları yüzde olarak ifade edecek olursak tam anlaşılan cümle sayısı % 61,3’tür. Dolaylı tam ya da eksik anladıkları cümle sayısı % 25,5’tir. Yanlış anladıkları cümle sayısı % 4,3’tür. Boş bıraktıkları cümle sayısı ise % 9’dur.
Denekleri ilk teste göre tam ve yaklaşık olarak anladıkları cümle sayısı toplamda % 61,1’dir. 100 cümlelik bir test için 60 dakika gibi kısa bir süre verip % 61,1 lik bir başarıya ulaşılıyorsa bu dikkate değer bir sonuçtur. Aynı testin 90 dakikalık uygulamasında ise anlaşabilirlik oranı % 86,8’e çıkmaktadır. Bunlara ters orantılı olarak da boş sayısı ilk testte % 35,3 iken ikinci testte % 9’a düşmektedir. Ama öğrencilerin yanlış olarak cevaplandırdıkları cümle sayısında çok düşük bir oran değişmektedir. 60 dakikalık testte yanlış cümle sayısı % 3,5 iken 90 dakikalık testte % 4,3’tür. % 0,8’lik bir sapma vardır.
Değerlendirme
Geçmiş yıllarda Selçuk Üniversitesine eğitim amaçlı gelen Kazak öğrenciler üzerinde uyguladığımız test ile ilgili şu değerlendirmeleri yapmak mümkündür:
1- Sadece iki günlük Türkiye Türkçesi tecrübesi olan bir Kazak öğrenci soruların %19’una tam olarak doğru cevap vermiştir. Tama yakın veya eksik olarak anladığı cümle sayısı ise %8’dir Hemen hemen hiç Türkiye Türkçesi görmemiş bir Kazak öğrenci toplamda %27’lik bir anlaşabilirlik sağlamaktadır.
2- İki hafta Türkçe eğitimi gören Kazak öğrenciler soruların %43,6’sını tam doğru olarak cevaplamışlardır. Tama yakın veya eksik olarak cevapladıkları soru sayısı ise %15,1’dir. Demek ki öğrenciler iki hafta içinde %58,7’lik bir analaşabilirlik oranına ulaşabilmektedir.
3- Üç haftalık bir Türkçe eğitimi ile yeterli süre verildiğinde öğrenciler soruların %61,3’ünü tam olarak yapabilmektedir. Tama yakın veya eksik olarak anladıkları cümle sayısı ise %25,5’tir. Toplamda %86,8’lik bir başarı oranı karşımıza çıkmaktadır.
4- İkinci gruba uygulanan ikinci testte ise öğrencilerin anlama ve anlatma arasındaki farklılıkları ortaya konmuş ve anlamanın anlatmadan %5 ile %15 arasında değişen bir oranda daha fazla gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Yani denekler anladığı her şeyi anlatamamaktadır.
5- Deneklerin başarısını etkileyen en önemli faktör zaman olmuştur. Aynı öğrenci grubuna uygulanan biri 60 dakikalık diğeri 90 dakikalık uygulama sonuçları da yeterli süre verildiği zaman veya dikkat dağınıklığı giderildiği zaman anlamanın daha yüksek olduğunu göstermiştir. Vermiş olduğumuz 60 dakikalık sürenin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü ilk 50 soru ile ikinci 50 soru arasındaki boş, yanlış ve boş-yanlış toplamı aşağıdaki gibidir:

Sorular Yanlış Boş Toplamı
0–50 31 216 247
51–100 36 521 557
Bu da açıkça göstermektedir ki yanlış sayısında fazla bir değişim olmazken boş sayısı ilk elli sorudaki boş sayısının iki katıdır.
• En az 10 öğrencinin yanlış yaptığı veya boş bıraktığı sorular incelendiğinde ilk 50 soru içinde 4 soru (9, 32, 44 ve 48) varken, ikinci 50 soru içerisinde 29 soru (53, 57, 59, 61, 64, 68, 69, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 82, 83, 84, 85, 87, 90, 91, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 100) bulunmaktadır. Deneklerin hepsinin de doğru veya eksik yaptığı en son soru 56. sorudur. Özellikle 60. sorudan itibaren cümlelerin cevaplanamayışında süre etkili olmuştur.
Sonuç
Tekin, uyguladığı test ile bu anlaşılabilirlik oranını % 6,4 olarak tespit etmiştir. Bulduğu sonuçtan yola çıkarak da Kazak Türkçesinin Türkiye Türkleri tarafından anlaşılabilirlik oranının çok düşük olduğunu, Kazakların da Türkçeyi anlama yeteneklerinin bu civarda olabileceğini tahmin ettiğini; bu durumda da Kazak Türkçesinin ve Türkiye Türkçesinin bir dilin diyalektleri olduğunun iddia edilemeyeceğini, bugün akraba fakat ayrı ve bağımsız direr dil olduğunu söylemiştir (Tekin 2005a, 283).
Oysa bizim birinci gruptan elde ettiğimiz %27’lik veri dahi Tekin’in bu sonucunu ve dolayısıyla da çalışmasını tartışılır hale getirmektedir. İki haftalık eğitimden sonra deneklerin Türkiye Türkçesinden Kazak Türkçesine aktarım başarısı %58,7’ye; Kazak Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarım başarısı ise %53’e yükselmiştir. Aynı testin üç haftalık bir dil eğitimi almış bir başka öğrenci grubu üzerinde uygulanmasında ortaya çıkan %86,8’lik anlaşılabilirlik oranı da dikkate şayandır.
Bu, Tekin’in ölçmeyip tahmin ettiği sonucun ne kadar isabetli olup olmadığını da göstermektedir. Eğer bu gerçekten isabetli, kabul edilebilir ölçme ise, biz de Tekin’in yöntemini kullanarak uyguladığımız testin sonuçlarına göre, Kazak Türkçesinin ve Türkiye Türkçesinin ayrı birer dil değil, Türk dilinin birer lehçesi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu sonuç, tümtürkçü olarak gösterilen Ercilasun’un tespitinden daha da iyimserdir. Ercilasun’a göre bir Türkiye Türkünün Türk lehçeleri arasında anlaşabilirlik seviyesine % 70-90’lara ulaşabilmesi için geçirmesi gereken süre Azeri Türkçesi için birkaç gün, Türkmen ve Özbek Türkçeleri için bir hafta, Kırgız, Kazak ve Başkurt Türkçeleri için 1–1,5 aydır (Ercilasun, 108).
Çalışmamıza %10 ile %15’lik bir hata payı dahi koysak sonucumuz en az %70’lerde kalacaktır. Kötümser bir tavırla ele alınan bu sonuç dahi Tekin’in yapmış olduğu değerlendirmenin sonuçları üzerinde bizi bir daha düşünmeye itmektedir. Zira Tekin’in makalesinde ve bizim de ona bağlı kalarak yaptığımız çalışmada anlaşılabilirliği etkileyen sosyolojik ve psikolojik faktörler göz ardı edilmiştir. Günlük yaşamda jestlerin, mimiklerin, sosyal ortamların ve psikolojik durumların da anlaşılabilirliği olumlu yönde etkileyeceği de muhakkaktır. Bir bağlam bütünlüğü olmayan rasgele seçilmiş ve harflerin sesletimi tam yansıtamadığı cümlelerle karşılıklı anlaşılabilirliğin sıhhatli bir ölçümünün yapılamayacağı da açıktır.

KAYNAKÇA
ERCİLASUN: Ahmet Bican Ercilasun, “Türk Lehçelerinin Anlaşılmasında Dikkat Edilecek Noktalar”, Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, 2.bs., Ankara 1997, s. 179-207.
HAZNEDAR 1997: Haldun Haznedar, “Türk Dilleri mi Türk Lehçeleri mi?”, Dil Dergisi Language Journal, sa. 58-Ağustos 1997, s.5-13.
PORZİG 1995: Walter Porzig, Dil Denen Mucize (Çev. Vural Ülkü), Ankara 1995.
TEKİN 2005a: Talat Tekin, “Türkçe İle Kazakça Arasında Karşılıklı Anlaşabilirlik”, Talat Tekin Makaleler 3 çağdaş Türk Dilleri, (Yay. haz. Emine Yılmaz-n Nurettin Demir) s. 277–284.
TEKİN 2005b: Talat Tekin, “Türkçenin Yaksın ve Uzak Akrabaları”, Talat Tekin Makaleler 3 çağdaş Türk Dilleri, (Yay. haz. Emine Yılmaz-n Nurettin Demir) s. 453–463.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: