Archive for the 'Saya Törenleri' Category

SAYA TÖRENLERİ

Mayıs 10, 2007

                                        Karaman civarının kendine has özelliklerinden birisi
                        olan saya; koyun çobanlarının, çobanlık ücretlerini
                        almak için, yılın belirli aylarında düzenlemiş oldukları
                        törenlere verilen isimdir.
                        Karaman koyuncularının, çok eskilere dayanan bu
                        geleneksel törenleri, her yılın, Ocak ayının ikinci
                        yarısı içinde, diğer bir ifadeyle koç katımı günlerinden
                        başlayarak, yüzüncü günün sonunda, yani kuzuların anne
                        karnında tüylenmeye başladıkları güne kadar sürer.
                        Bu günlerde, her oba, köy ve mahallenin çobanları,
                        koyuncuların evlerine ve semt odalarına akşamları
                        gelirler; aşağıda başlangıç dörtlüğünü vereceğimiz
                        şiirleri okuyarak saya törenlerine başlarlar:
                        Selamün Aleyküm Bey evleri
                        Bir birinden yeğ evleri
                        Saya geldi duydunuz mu?
                        Selam verdi aldınız mı?
                        Koyunların döl zamanının yaklaşmakta olduğunun bir
                        müjdecisi olan bu mutlu günde, çeşitli deyişlerle
                        kendilerine müjdeler veren çobanlarına koyuncular, maddi
                        durumlarına göre, çeşitli yiyecek ve giyecekler hediye
                        ederler; bazı koyun sahipleri ve çoban ağaları da,
                        çobanlan şerefine akşam ziyafeti hazırlayarak, onlara
                        ikramda bulunurlardı.
                        Yenilip, içildikten sonra koyuncular, çeşitli sohbetler
                        ederlerken, seçilen bir çoban sırtında kepeneği, elinde
                        çomağı ve daha önce hazırladığı, adına Arap denilen kişi
                        ile birlikte içeri girerdi.
                        Arap denilen, ya çobanın on, onbeş yaşlarındaki oğlu
                        veya yamağı, ya da seçtiği uygun birisidir. Çoban
                        içeriye girmeden, seçtiği kişiyi Arap’a benzetebilmek
                        için, yüzünü isle siyaha boyar; üzerine de, Arabın ta
                        boynuna kadar gelen, büyükçe bir erkek şalvarı giydirir.
                        Bu şalvarın uçkuru arabın boynundan büzgülenmiştir.
                        Elleri de şalvarın içinde kalan arabın boynunda, bazı
                        yerlerinde, irili ufaklı koyun çanları vardır. Çanların
                        daha fazla ses yapması için, zıplayıp çırpınarak,
                        çobanın arkasından gelen arap, odaya girince ortaya ulu
                        orta yatıverir. Koca kepeneği içinde çoban da çomağına
                        dayanarak, yerde yatan arabın yanında durur ve sayayı
                        saymaya başlar.
                        Saya sayılırken, odada bulunanlardan uygun bir kişi, her
                        dörtlüğün sonunda “EYVALLAH’ der ki bu söz, çobanın
                        saydıkları deyişlerin topluca tasdik edildiği anlamına
                        gelir.
                        Çobanların saya sayması devam ederken, yerde yatan ara
                        sıra kımıldayarak çanlarını tıngırdatan, ağzı açık bir
                        vaziyetteki arabın ağzına, herkes madeni para atar.
                        Çobana da uygun bahşiş ve hediyeler verilir, ya da o
                        sırada söz verilen bahşiş ve hediyeler ertesi gün
                        toplanır.
                        Böylelikle, her yörenin, her semtin ve her obanın
                        çobanı, bir veya birkaç akşam odaları, koyuncu evlerini
                        dolaşarak sayayı sayar. Arabın ağzına atılan para araba
                        aittir. Törenlerde, çoban için toplanan bahşiş ve
                        hediyelerin biriktirilmesiyle ilgilenen semt
                        delikanlıları da, toplanan yiyeceklerden bir miktarımda
                        alakoyar. Bunlardan ileriki günler için akşam yemekleri
                        hazırlatırlar. Bu yemekler, çobanda dahil olmak üzere
                        topluca ve mahalle odasında yenilir. Yemeklerde
                        sohbetler, eğlenceli oyunlarda oynanmak surteiyle adeta
                        bir bayram havası yaratılırdı.
                        Çobanın hakkını toplamak için, koyun sahiplerini
                        dolaşırken söyledikleri deyişlerden en meşhuru şudur:
                        Selamün Aleyküm Bey evleri
                        Birbirinden yeğ evleri
                        Saya geldi duydunuz mu?
                        Selam verdi aldınız mı?
                        Bu saya iyi saya
                        Hem yoksula, hem baya
                        Bu say a batıydı, battal adıydı
                        Çöğdüydü, çöğmellediydi
                        Koyunun yüzünü yetirdik
                        Kuzunun tüyünü bitirdik.
                        Güde güde elli güne getirdik
                        Birin de bin olsun koyunum
                        Sağına yattı yozladı
                        Soluna yattı kuzuladı
                        Döndü çarasını yaladı
                        Birin de bin olsun koyunum
                        Bir ala kuzu kuzuladı
                        Önüne kodum yaladı
                        Dü.. didim meledi
                        Birin de bin olsun koyunum
                        Ak beserek kuzusu var
                        Örtme kepenek ağılı var
                        Bu koyunu sağan abanın
                        Çıgsalı kolu var
                        Bahar gelir yaz gelir
                        Turna ile kaz gelir
                        Koyunları sağmaya
                        Gelin ile kız gelir.

www.larende.com